Öyle günler yaşıyoruz ki bizim sinemamızın neden gelişemediğinin bütün sebeplerini çıkan iki tartışmada görebiliriz. Birincisi Hz.Muhammed Allah’ın Elçisi filminin üzerine söylenenler. Anlıyoruz ki sinema aslında bahane. Derdi olan sinemayı kullanıyor sadece, eleştiri diye yazılan yazıların bazılarının sinemayla ilgisi yok. Mesela Yeni Şafak’tan Yusuf Kaplan’ın film üzerine eleştirisi. Bir okuyun bakalım sinemayla uzaktan yakından ilgisi var mı. Hadi geçtim sinemayı, bakış açısı o kadar keskin ki, kalem sahibi yazarken kendinden geçmiş bir ara “Bu İranlılar” diye bir ifadede bulunuyor. Dert Şii olmaları. Tamam sinema silahta sen silahşörmüsün sinema eleştirmeni mi? İkinci tartışma ise Dağ 2 filmine verilen tepkiler… Basın gösterimine gelen sinema eleştirmenlerinin kimi filmi faşizanlıkla suçladı. Bu isimler benzer Hollywood yapımlarını seyrettiklerinde aynı tepkiyi göstermiyorlar. Çünkü kimliksiz bir entelektüel sınıfın uzantılarılar. Türk halkının anlayışını redetmek üzerine kurulu bütün algıları veya kendini tanımlamaları. Dağ 2 filminin savaşı yücelten bir durumu yok ama bizim ordumuzu anlatması asıl suç bunlara göre.
Kimliksiz sinemanın algısı
EDİTÖRDEN
Kadın yazarlar sustu ben konuştum
Mart ayının en önemli gündemlerinden biri her zaman 8 Mart Kadınlar Günü. Ben de özellikle sustum ve dergimizin kadın yazarlarından bu konuyla ilgili bir...
SUSMAYAN KÖŞE
Tuhaf Bir Tren Kazası: Halkından Kaçarken Devrilen Sinemamız
Birkaç gün önce bir tren devrildi. Düz ovada, kar-kış yokken üstelik, başka bir trenle dahi çarpışmadan... Tren raylarını kontrol eden insanları çok masraflı diye...
UZUN FİLMİN KISASI
Pandemi döneminde kısa film!
Artık pandemi döneminde en çok hasar alan sektörlerden birinin sinema olduğunu biliyoruz. Sinema salonlarının bir bölümü açıldı ancak insanların kapalı ortama girip film izleme...




























