Adana Film Festivali’nde ödül kazanan Drip Ve Akgün filmlerine dair kısa değerlendirmeler yaptım…

Zeynep Sude Yavuz – Drip 

33. Adana Altın Koza’da Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması’nda Canlandırma dalında  Jüri Özel Ödülü kazanan Zeynep Sude Yavuz’un Drip, suyun her boşa akışında hayatımızda yarattığı boşluk ve yok oluşa dikkat çeken önemli bir stop motion. Su hem yaşam kaynağı hem de bazen felaketlere yol açacak kadar durdurulamaz bir kaynak ve Yavuz bu kaynağın iki yönlü varlığıyla sınıyor bizleri! Ve tabii bunu diyalogsuz bir anlatımla, görsel aktarımlar ve nesnelerin dili üzerinden kuruyor. Yaşlı bir kadının bahçesinde bir kağıda soy ağacı hazırladığını görüyoruz, kendisini yukarılara koyuyor ve altlara doğru gençleşen fotoğrafları soy ağacının dallarına ekliyor. O sırada bahçesinde bulunan sümüklü böceğe su vermek için musluğu açıyor ve musluk tam kapanmadığı için musluktan sızan her bir damla, soyağacındaki bir yüzü siliyor, yok ediyor. Yaşlı kadın panik oluyor, feryat ediyor, musluğun damlamaması için elinden geleni yapıyor çünkü su bir anda her şeyi yutan bir canavara dönüşüyor. Su öncesinde bol ve her şeyi yok edici gibi görünürken sonrasında bir kaşık suyun mucize, umut ve yaşam kaynağı olacağına vurgu yapıyor. Zamanın algısının değişebileceğine ve geçip giden zamanın beraberinde bir şeyleri de götürebileceğine dair bir anlatı var ve bir damlanın ne kadar da önem taşıdığına ilişkin iki yönlü bir gösterge! Birisi yok ederken diğeri var etmenin yolu oluyor… Filmin kullandığı stop motion tekniği yaşlı kadının zamana karşı verdiği mücadeleyi kırılgan bir şekilde resmediyor ve ortaya çok başarılı bir film çıkıyor.

Ulviye Aleyna Sarıgül – Akgün

Ulviye Aleyna Sarıgül Akgün belgeseliyle, 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde, Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması – Belgesel kategorisinde Jüri Özel Ödülü kazandı.

Son yıllarda geçmişe dair kayıtlar, yazışmalar, video kameralarla çekilen anlar, fotoğraflar belgesel ve deneysel sinemanın markajında epey yer tutuyor. Akgün bir buzdolabının üzerine yapıştırılan fotoğraflardan ve eskiden bahçesinde tavukların dolaştığı bir bahçeden ilham alıyor. Ve bahçenin şimdiki halini görüyoruz, eskiden dolu dolu olan bahçe şimdilerde boş, yalnız. Hani anne evine gidersiniz de orada sizi bekleyen aile albümlerine, ses kayıtlarına ve toplu olarak bir araya gelinmiş ve çekilmiş videolara bakarsınız… Onlara bakarken içiniz gider, anılar canlanır dolup taşar ya zihniniz… Filmin sonunda dedemlerin evinden taşındık yazıyor. O yazı yalnızlığı, anıları daha da iyi kavrıyor. Ve buzdolabına doğru yavaş ve temkinli adımlarla yaklaşıyor kamera, iliştirilmiş belli belirsiz bir fotoğraftan koca bir anılar zincirini canlandırmaya çalışıyor Aleyna…

Seslerin bile bir dili, tınısı var, filmde onu da ortaya koyuyor. Eskiye ait sesler daha cızırtılı belirsiz, ham ve belirsiz, şimdiki ses algısı ise daha pürüzsüz. Bahçe ise bir dekordan çok zamanın yükünü sırtlanmış, yaşlanmış, yavaşlamış bir karakter gibi sunuluyor ve sessizlik anları bir kaybın anısına saygı olarak filmin üstünü kaplıyor. Akgün dediğim gibi son zamanlarda sıkça karşılaştığımız ama herkesin anılarından mütevellit farklı dokularda karşımıza çıkan deneysel bir çalışma , yönetmenin elindeki malzemeleri iyi kullandığını ve değerli kıldığını düşünüyorum.

Banu Bozdemir
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.