Serdar akbıyık

Bazı yıldızlar var ki güzelliklerinden daha çok sabır ve oyunculuk yetenekleriyle zirveye ulaşıyorlar. Bunların içinde en öne çıkanlardan biri Naomi Watts. Sarışın yıldız deyim yerindeyse tırnaklarıyla kazıyarak yıldızlaştı Hollywood’ta. Daha küçücükken hayat onu sınamaya başladı. 1968’te Shoreham, İngiltere’de dünyaya gelen Naomi dört yaşındayken anne babası boşandı. Bu yetmezmiş gibi 7 yaşına geldiğinde babası Peter Watts hayatını kaybetti. Pink Floyd’un sesteknisyeni olan Peter aslında hepimizin sesini duyduğu bir isim. Bu satırları okuyanlar arasında The Dark Side of the Moon’u dinlememiş olan var mıdır? Hepiniz dinledik diyorsanız oradaki çılgın kahkahaları da hatırlarsınız. İşte o kahkahaların sahibi Naomi Watts’ın babası. Annesi Myfanwy Roberts’da o dönemde Pink Floyd’un çalışmalarında katkısı olmuş biraz çılgın bir hippi. Baba Watts öldükten sonra anne Myfanwy, Naomi ve kardeşi Peter’ı alarak Kuzey Galler’e büyükbaba ile babanenin yanına taşınır. Naomi 14 yaşına kadar annesinin aşıklarıyla kendisini terketmesi ve sonra geri dönmesini defalarca yaşar. 14 yaşına geldiğindeyse annesi çocuklyarını da alıp kökenlerinin dayandığı Avusturalya’ya göç eder. Naomi İngiltereyi bırakmaktan hiç hoşnut değildir. Bunu da şu sözleriyle anlatır, “Düşündüğümde kendimi Britanya’lı olarak hissediyorum ve Birleşik Krallık’ta çok güzel anılarm var, 14 yaşımdayken İngiltere’den ayrılmak hiç istememiştim.” Bütün bu isteksizliğe rağmen Avusturalya naomi’nin Hollywood’taki kariyerinin temellerini attığı yer olacaktır. Watts, oyunculuk kurslarına kayıt olmuş ve bir deneme çekiminde Nicole Kidman ile tanışarak 1991 yılında ilk rolünü “For Love Alone”da ve ikincisini de “The Dustodian”de alır. Aynı yıl Nicole Kidman ve Thandie Newton’ı Hoollywood’a tanıtan Flirting adlı filmde, ‘Janet Odgers’ isimli yardımcı bir rolde de oynar. 1995’de kendisine Hollywood’un kapılarını açan Tank Girl adlı filmde yardımcı rolde ‘Jet Girl’ karakterini canlandırır. Başlarda Hoolywood’da istediği kadar kaliteli roller bulamayan Watts, Children of the Corn gibi B sınıfı yapımlarda oynar. 1995-2000 yılları arasında oynadığı yaklaşık on beş filmden en dikkat çekici olanı ise, 1998 yapımı Dangerous Beauty’dir. Naomi Watts 2001’de iki ayrı karakteri (Betty Elms ve Diane Selwyn) canlandırdığı, David Linch yapımı Mulholland Çıkmazı (Mulholland Drive) filmiyle asıl çıkışını yapar. İlk gösterimi 2001 Cannes Film Festivali’nde yapılan filmdeki rolüyle Watts, En İyi Kadın Oyuncu dalında Ulusal Film Eleştirmenleri Derneği Ödülü’nü (National Society of Film Critics Award) ve Yılın En İyi Çıkış Yapan Oyuncusu dalında da National Board of Review Ödülü’nü kazanır. Mulholland Çıkmazı’nın ardından birbiri ardına önemli roller için teklifler almaya başlayan Watts, 2002’de Halka’nın (the-ring), 2003’de Sean Penn ve Benicio Del Toro ile başrollerini paylaştığı 21 Gram (21 Grams) adlı filmdeki performansıyla, En İyi Kadın Oyuncu dalında Akademi Ödülü adaylığı kazanır. Watts, ünlü klasik King Kong’un, Lord of the Rings yönetmeni Peter Jackson tarafından yönetilen ve yaklaşık 400 milyon dolar hasılat getiren 2005 yapımı yeniden çevriminde, Ann Darrow’u canlandırdı. Mayıs 2005’den itibaren başrollerini Edward Norton’la paylaştığı The Painted Veil filmindeki rol arkadaşı, Liev Schreiber ile beraber yaşamaya başlar. Bu filmin ardından Budizme ilgi duymaya başladığını söyleyen ve vejetaryen olan Naomi, zamanını Sdyney, Los Angeles ve New York City’deki evleri arasında geçirir. Bu ay Sean Penn ile Fair Game ve Woody Allen’ın yönettiği Uzun Boylu Esmer…- You Will Meet a Tall Dark Stranger filmleriyle karşımıza gelecek. Sabırla hep üstüne koyarak devam ettiği kariyeri aldığı yaşlarla yokuş aşağıya gideceğine daha da parlak bir hale geliyor sarışın yıldızın. Marlyn Monroe yu canlandıracağı Blondie’nin çekimleri ise devam ediyor. Bakalım Monroe gibi kült bir ismin macerasının altından kalkabilecek mi Naomi?

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.