Saeed Roustaee İran’ın muhalif yönetmenlerinden. 2022 yılında çektiği Leila’nın Kardeşleri filmiyle İran rejimi tarafından altı ay hapis cezası almıştı ve yeni filmi Woman and Child’ı (Bizdeki adı Ceza) hükümet onayıyla çektiği söyleniyor. Kendi ülkemizdeki ilişkiler ağını gördüğüm için kendisini asla kınamıyorum. Bu onayın filme yansıyan tarafı kadınların başörtüsü takması olabilir, oyuncularını nasıl ikna etti bilemiyoruz ama filmin başlarında Mahnaz ve Hamid’in bir sahneleri var. Mahnaz saçlarını kestirmiştir ve Hamid uzun halini daha çok sevdiğini söyler. Bu belki de arka planda işleyen bir protesto ve tepkidir, bilemeyiz! Film İran’da yasaklı değil ama ulusal çıkarlar ve ulusal ahlakla ilgili eleştirel noktaları olduğu için üzerinde hala karabulutlar dolaşıyor.

Roustaee’nin filmlerinde İran toplumunda yaşanan sıradan ama dozu gittikçe artan ve karanlığa evrilen ilişkiler, Amerika’nın yaptırımları sonucu ekonomik olarak etkilenen orta sınıfın hali anlatılır ve kendisi detaylandırmayı ve hatta melodrama kaymayı seven bir yönetmen. Bu yıl Cannes’da Cafar Panahi’nin Sadece Bir Kazaydı filmi Altın Palmiye’yi kazanırken diğer bir yarışma filmi de Woman And Child’dı. Filmin konusu kadınların hem sistem hem de üzerine gelen erkekler tarafından yaşadıkları zorluklar… Oyunculuk ve yönetmenlik gerçekten de çok akıcı ama konu biraz fazla dallanıp budaklanıyor ve filmin her karesinde trajedi kol geziyor neredeyse!

İki çocuklu dul bir kadının yeniden evlenmek istemesiyle gelişen olaylar silsilesinin içine bir de çocuk kaybı girince hem filmin alanı genişliyor, duygusu da daha ağırlaşıyor kabul ediyorum ama zaman zaman odak kaçıyor. Mahnaz’ın Hamid’le evlenme arzusu pek ortaya çıkmıyor, annesi ve kız kardeşiyle yaşadığı evden mi uzaklaşmak istiyor, yeniden çocuk sahibi mi olmak istiyor ve isteme esnasında çocuklarını ortalıkta istemeyen Hamid’in tavrı sonrasında ne olacak? Film bunlara cevap vermek yerine sabanını sürmeyi tercih ediyor ve oğul Aliyar’ın başına gelen trajik olaydan sonra filmin boyutu değişiyor. Mahnaz’ın iyi olmasını hayal ettiği her şey onu ve ailesini tam tersi yöne götürüyor. Evlenmek istediği adam olan Hamid’in kendisinden daha genç olan kız kardeşi tercih etmesi (orada kız kardeşi de yargılamak lazım) toplumun onun yaşında bir kadının yeniden başlaması için pek fırsat vermediğini söyleyebiliriz. O da erkeklere dolayısıyla sisteme savaş açıyor, onu yok etmeye çalışan erkeklerle savaşıyor. Bunu yaparken de öfkeli bir Medea, en az onlar kadar acımasız olabiliyor!

Bu arada çocuk oyuncular da çok iyi. İran’ın çocuk oyuncuları filmi duygusuna katma hali tartışmasız başarılı. Burada da Aliyar’ı oynayan 14 yaşındaki Sinan Mohebi ve kız kardeşi Neda’yı oynayan Arshida Dorostkar gerçekten karakterlerini ortaya koyma konusunda başarılılar.

Mahnaz’ın kontrolü kaybetme noktasında yaşadıkları kadar yaşattıkları da önemli. Yaşadıklarının cezasını kesecek birilerini ararken bundan annesi, Neda ve kız kardeşi de etkileniyor ve kendisi git gide çaresiz ve korkutucu bir karaktere dönüşüyor. İronik bir şekilde, oğlunu sürekli azarladığı, onu durdurmaya çalıştığı davranışları taklit etmeye başlıyor ve anne oğulun çok fazla ortak noktası olduğunu ortaya koyuyor.

Bu şekilde olayları üst üste yığıp başarılı bir şekilde kurgulayabilen az yönetmen vardır, Roustaee gerçekliği iyi kullanan yönetmenlerden, burada biraz özellikle filmin ikinci yarısında gerilimli bir pembe dizi havası seziliyor ama son sahnede herkesi ortak bir duyguda toplamayı başarıyor!

Banu Bozdemir
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.