http://www.ed2k-wallpapers.com

Banu Bozdemir

Cem Yılmaz’ın Yahşi Batı’sı, Fatih Akın’ın Soul Kitchen’ı ve daha bugüne kadar izlediğimiz filmden alışık olduğumuz kadarıyla yönetmenler ve oyuncular arasında filmler boyunca uzayıp giden fetişizme dikkat çekelim istedik… Hani deriz ya; ‘Vay be. Yönetmen yine aynı oyuncuyla çalışmış’.. İşte bu yazının konusu bu. 
Cem Yılmaz hep aynı oyuncularla hatta teknik ekiple, bir ekip ruhu içerisinde uzun yıllar geçirmek istediğini her neredeyse röportajında tekrar ediyor, Fatih Akın da aynı yolu takip ediyor. Birol Ünel, Adam Bousdoukos ve Moritz Bleibtreu neredeyse iki filminden birinde görünüyor. Bu seyirci tarafında nasıl bir heyecan dalgası yaratır bilemeyiz ama yönetmenlerin huyuna suyuna alışık olduğu bir oyuncuyu tercih etmesi biraz kolaycılık biraz da hayranlık olarak görünüyor. Tabii oyuncular için de aynı şey geçerli…
Gelelim bu konudaki rekorlara… Reiner Werner Fassbinder oyuncu Hanna Schygulla ile tam 23 kez çalışmış. Yani ‘yine mi sen durumu’nun abartılmış hali… Burada filmleri tek tek saymaya gerek yok ama Fassbinder’in 1979 yılında çektiği ilk filmi Maria Braun’un Evliliği’nden söz edebiliriz. Zira Schygulla bu filmle en iyi kadın oyuncu ödülünü kazanmıştır.
Martin Scorsese ve Robert De Niro işbirliği de başta Taxi Driver olmak üzere sekiz kez filme taçlanmış. Son zamanlarda De Niro’nu yerini Leonardo Di Caprio almış görünüyor. Bu fetiş hal Johhny Depp ve Tim Burton arasında da sımsıkı bağlar kurmuş durumda. Yönetmenin birkaç filmi dışında tipten tipe giren Depp ve Burton farklı filmlere imza atmayı başarıyorlar. Burton’un bir başka fetişi ise karısı Helena Bonham Carter… Michael Keaton’la da has adamlık durumu yaşanmıştı bir ara…
Yavuz Turgul ve Şener Şen arasındaki oyuncu – yönetmen ilişkisi ise kesintisiz sürüyor, eğer filmin senaryosunda Turgul imzası olsa bile Şen kadroya en üstten dahil oluyor. Bkz: Kabadayı. Ezel Akay da üç filminde Haluk Bilginer’le çalışarak kısa zamanda fetiş oyuncusunu yaratmış oldu.
Atıf Yılmaz ve fetiş oyuncusu Türkan Şoray 90’lı yıllar ve öncesinde birçok filmde bir araya gelmişlerdi ama Yılmaz asıl kırılmayı Müjde Ar’la yaptı hatta kadın filmleri kategorisi bile yarattı Ar’la… Aynı şey Kemal Sunal için de geçerlidir, onunla da saflık üzerinden düzene geçiren filmlere imza atmıştır Yılmaz. 
Ertem Eğilmez’in Zeki Alasya ve Metin Akpınar’la, Kemal Sunal ve Şener Şen’le çektiği o güzelim filmlerin kimyası oyuncu ve yönetmen uyumunu sonuna kadar taşıyan filmler. Bir Hababam Sınıfı, Canım Kardeşim, Mavi Boncuk hala ilgiyle izlenir. Trak Akan’ı da bu has oyuncuların arasına katmak gerek! 
Türk filmlerine girmişken Çağan Irmak ve Şerif Sezer ortaklığına değinmeden olmaz. Çağan Irmak’la dizi setlerinde bile bir araya gelen Şezer için Irmak’ın fetiş oyuncusu diyebiliriz. Babam ve Oğlum, Ulak, Mustafa Hakkında Her Şey ikilinin buluştukları filmler. Fezan Özpetek ve Serra Yılmaz buluşması ise biraz takıntı boyutlarında. Özpetek ‘Serra’sız asla’ modunda film çekmeye devam ediyor. 
Farklı filmlerin yönetmeni Jean-Pierre Jeunet has oyuncusu Dominique Pinon’la dört filme imza attı. Şarküteri, Kayıp Çocuklar Şehri, Yaratık:Diriliş ve Micmacs… Micmacs öncesine Audrey Tautou’lu iki film sıkıştıran yönetmen Micmacs’la yine has oyuncusuna döndü. Ama iki filmde Tautou’yla çalışması da ayrı bir memnuniyet göstergesi… 

Daha çok yardımcı rollerde karşımıza çıkan John Turturro ise Spike Lee ve Coen Kardeşlerin has oyuncusu olarak göze çarpıyor. Farklı yönetmen grafiği bir hayli fazla olan oyuncu Lee ve Coen Kardeşlerin birçok filminde rol aldı. Miracle at St. Anna’yı Lee filmi, Barton Fink’i de Coel Kardeşler’in filmi olarak Turturro oyunculuğuna örnek verebiliriz. 
Japon sinemasının aranılan oyuncusu Toshiro Mifune Akira Kurosawa ve Hiroshi İnagaki’nin has oyuncusu. Özellikle de 50’li – 60’lı yıllarda iki yönetmenle de yoğun mesai yapmış Mifune.
Luc Besson ve Jean Reno da 90’lı yıllara damga vuran filmler çevirdiler. Özellikle de Leon akıllara kazınan bir film oldu…
Steven Sodergbergh Ocean’s serisi sebebebiyle aynı oyuncularla çalıştı ama George Clooney ve Julia Roberts ayrı bir yer tutar onun gönlünde… Roberts ‘Tatlı Bela’sıdır onun, Clooney ise İyi Alman’ı… 
Wong Kar Wai de güzel filmlerini aşina olduğu oyuncularla taçlandıran yönetmenlerden. Tony Leung Chiu Wai üç filminde Wai’ye eşlik ederek fetiş olduğunu kanıtlamıştır, oyuncu ayrıca John Woo’nun da uzun aralıklarla tercih ettiği oyunculardan…
Pedro Almodovar, ne kadar gobal takılsa da çoğunlukla İspanyol oyuncularla çalışmayı tercih ediyor. Filmografisinde Penelope Cruz ve Antonio Banderas’la olan filmleri daha fazlaca göze çarpıyor. Bandres ilk zamanların, Cruz son zamanların gözdesi. Banderas için Tutku Kanunu, Cruz için Dönüş’ü örnek verebiliriz… 
Brad Pitt, David Fincher’in tercih sebebi… İkili birçok güzel filme imza attılar. Dövüş Kulübü, Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi ve Yedi ikilinin ses getiren filmleri… 
Lars Von Trier Udo Kier’le üç filmde (Avrupa, Epidemic, Dalgaları Aşmak) biraraya gelerek fetiş oyuncu olayına el attı ama genelde dağınık bir oyuncu seçimi olduğunu da söyleyebiliriz… 
Sadık bir izleyicisi olduğum Michael Haneke de oyuncularına sadık kalan yönetmenlerden. Ulrich Mühe, Juliette Binoche ve Isabella Huppert için Haneke’nin fetiş oyuncuları diyebiliriz. Huppert’le Piyanist, Binoche ile Saklı, Mühe ile ilk Ölümcül Oyunları anabiliriz… 
Ingmar Bergman ve Liv Ullman da beraberce birçok filmi kotaran oyuncu – yönetmene örnek. Persona özellikle hem yönetmenin hem de oyuncunun en iyi filmi diyebiliriz… 
Wood Allen’ın en fetiş oyuncusu yine kendisidir. Neredeyse her filminde kendisine de rol vermiştir. Ama kendisinden sonra en çok Mia Farrow’la (on filmden fazla) çalışmıştır, sonra Diane Keaton’la. Şimdilerde de Scarlett Johansson’un cazibesine kapılmış gibi bir hali var ünlü yönetmenin…
Şu aralar farklı bir Sherlock Holmes çektiği için dikkatleri üzerine çeken Guy Ritchie’nin ise Jason Statham’la olan fetiş hali var. Son iki filminde her şey farklılaşmış gibi… Statham ilk üç fiminde var yönetmenin… 
Sam Raimi ve Bruce Campell Evil Death’den beri beraber çalışıyorlar. Ama Örümcek Adam’ın üçleme yapması Tobey Maguire ve Kirsten Dunst’la da Raimi’yi daimi bir yola soktu…
Robert Rodriugez Selma Hayek ve Antonio Banderas’la çokça film çekmiştir. Ama son yıllarda yine farklı oyuncular tercihi burada da devreye girmiştir…

Örnekleri çoğaltmak mümkün… Artık oyuncuya bile gerek duymadan film çekilenbu sektörde oyuncular açısından ‘gözde’ olmak bir hayli zor. Çünkü herkesin içinde bir oyunculuk damarı atıyor… Ama ‘iyi olan kazansın’ misali yönetmenler has oyuncularından kolay kolay vazgeçemiyor…

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.