Horona Duranlar, Karadeniz’in doğasını, müziğini, dansını ve kültürel zenginliğini alışılmışın dışında bir bakış açısıyla izleyiciyle buluşturan bir belgesel. Yönetmen Bahriye Kabadayı Dal, görüntü yönetmeni Koray Kesik, uygulayıcı yapımcı ve kurgucu Burak Dal. Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün desteklediği yapım, 2024 Boston Belgesel ve Kısa Film Festivali’nden “mansiyon” ve 12. Uluslararası Noida Belgesel Film Festivali’nden “Mükemmellik Ödülü” kazandı. Ayrışa şu festivallerde izleyiciyle buluştu: 2024 Ischia Global Festivali (İtalya) – Özel Gösterim. Foça Film Günleri – Özel Gösterim. 1.Yalova Belgesel Film Festivali – Özel Gösterim. 4. İzmir Uluslararası Film ve Müzik Festivali – Özel Gösterim.

Filmin ana karakteri Âdem Ekiz, sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda bir kültür taşıyıcısı ve hatta bir direnişçi. Romeika (Trabzon Rumcası) diline bağlılığı ve horonun köklü mirasını yaşatma çabası, izleyiciye kültürel kimlik ve hafıza üzerine yeniden düşünme fırsatı veriyor. Trabzon’da geleneksel yaşam tarzını sürdüren Âdem Ekiz, doğuştan hem Türkçe hem Romeika konuşuyor. Köyünde ailesiyle yaşarken, dünyanın dört bir yanına dağılmış Karadenizli müzisyenlerle kültürel bağlar kuruyor ve bu mirası geleceğe taşımaya çalışıyor.

Âdem’in Almanya’da Trabzon kökenli bir Rum müzisyenle karşılaşması ise onun kemençe ve horon dolu dünyasını daha da genişletiyor ve belgeselin asıl hikâyesi de burada başlıyor. 1923’teki Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesiyle Karadeniz’den göç eden Ortodoks Rumların, Yunanistan ve Avrupa’da müziklerini ve danslarını yaşatma serüvenine Âdem’de kendi kemençesi, Türkçe-Romeika türküleri ve horonuyla dahil oluyor. Dostluklar, dayanışma, ziyaretler, konserler, danslar başlıyor.

Daha önce Ege ve Kapadokya mübadillerini konu alan birçok belgesel izlemiş biri olarak, Karadeniz’deki mübadeleye değinen bir yapımla ilk kez karşılaştım. Bu da zihnimde yeni sorular uyandırdı: Karadeniz’de Romeika konuşan kaç kişi kaldı? Hem Türkçe hem Romeika konuşan kaç köy var? Bu dilin kaybolmaması için bir çaba gösteriliyor mu?  İki ülke arasında kültürel iş birlikleri var mı? Romeika, tıpkı kemençe ve horon gibi ortak bir kültürel miras olarak korunabilir mi?

Horona Duranlar, bir belgeselden beklediğim en önemli şeylerden birini başarıyla yapıyor: Sorgulama ve farkındalık yaratma. Karadeniz’in sisli yaylaları, hırçın dalgaları ve yemyeşil ormanları, horonun ritmiyle bütünleşerek estetik ve kaliteli görüntüler sunuyor. Tulum, kemençe ve davul gibi geleneksel sazların dinamik kullanımıyla izleyiciyi bir ritim yolculuğuna çıkarıyor.

Hal böyleyken, filmin memleketin bu yılki festivallerinde kendine yer bulamaması gerçekten düşündürücü. Yönetmen Bahriye Kabadayı Dal bu durumu şu sözlerle açıklıyor: “Aslında bu durum neden ya da nedenlerini tam olarak bilemiyorum, tahminler yürütebiliyorum sadece. Ama net olan durum şu ki daha önceki hiçbir belgeselimizde böyle bir durum yaşamamıştık. Yani ülkemin içindeki festivallerin neredeyse tümünün (Altın Portakal hariç, oraya göndermemiştim bu yıl) gösterim/ yarışma seçkisine dahi almadığı, bir nevi “ön jürileri” geçemediğimiz bir yıl geçirdik. Yarışma formatını pek sevmesek de başka formüller yaratamadığımızdan mecburen dahil olmaya çalıştığımız bir etkinlik türü. Çünkü herhangi bir ödül almaktan ziyade filminiz seyircisiyle ancak bu şekilde buluşabiliyor, ek bir özel gösterim programı yoksa festivalde. Özetle “Horona Duranlar” belgeseline seyirciyle buluşma imkânı pek verilmemiş oldu. Ne diyelim, sağlık olsun. Birçok festival daha yokken belgesel yapıyorduk, yapmaya da devam edeceğiz herşeye rağmen. Ne de olsa belgeseller yıllandıkça değer kazanan zamansız üretimlerdir.” Evet, yıllandıkça değer kazanan, tarihe not düşen, seyircinin zihnine ve yüreğine dokunan ürünlerdir.

Kültürel miras ve hafıza konularına güçlü bir örnek sunan bu belgeselin, ileride yeni araştırmalara ve belgesellere ilham vereceği kesin. Umarım bu tür yapımlar, daha fazla insana ulaşıp hak ettiği ilgiyi görür.

 

Semra Güzel Korver
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü’nde okudum; sonra yetmedi, aynı alanda yüksek lisans ve doktora ile derinlere daldım. 1992’den bu yana medyanın içindeyim ama en çok belgesel sinemanın peşindeyim. Hikâyelerin, bilginin, belgenin gerçek hayatta nasıl yankı bulduğunu görmek, insanın dünyaya nasıl dokunduğunu keşfetmek benim için hâlâ en heyecan verici şey. Prodüktörlükten yönetmenliğe, danışmanlıktan eğitmenliğe uzanan farklı şapkalarla pek çok projede yer aldım. Kültür-sanat, haber ve belgesel türlerinde ürettiklerim bana ödüller getirdi; ama asıl kazancım, hayatı ve insanı biraz daha yakından tanıyabilmek, hikâyelerin içinde kendimi yeniden keşfetmek oldu.” Ulusal ve uluslararası festivallerde jüri koltuğunda oturduğumda da, atölyelerde genç sinemacılarla bir araya geldiğimde de aynı merakla yaklaşıyorum sinemaya. Bir dönem Avrupa Yayın Birliği’nin Çeşitlilik ve Kültürlerarası Programlar Grubu’nda çalıştım, başkanlığını yaptım. Avrupa Konseyi’nin “Ayrımcılığa Karşı Sesini Yükselt” kampanyasında yer aldım. Belgesel Sinemacılar Birliği’nin kurucu üyelerinden biri olarak başkanlık görevini üstlendim. Kısacası, hikâyelerin sadece anlatılmasıyla değil, çoğalmasıyla da ilgileniyorum. “Suriyeli Belgeselcilerin Kamerasından Suriye İç Savaşı” kitabım Kabalcı Yayınları’ndan çıktı. Cinedergi başta olmak üzere çeşitli mecralarda yazıyorum; bir röportajım Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından övgüye değer bulundu. Akademik yazılarım ise çeşitli dergi ve kitaplarda yer buluyor. Kamera arkasında ise Kavak Ağacının Gölgesinde, Uçurumun Kıyısında gibi projelerde danışmanlık; Mabedin Gölgesinde Süleymaniye, Hast Vakti, Orada Doğdum Burada Büyüdüm, Multikulti Haberler, Alamanya Alamanya, Şehir İnsanları, Fan-Atik, İsyan Günleri, Dönüşüm ve İlhan Amca belgesellerinde ise yönetmenlik ve prodüktörlük yaptım. Kısacası araştırmayı, öğrenmeyi, keşfetmeyi, hikâye anlatmayı seven biriyim. Bazen kamerayla, bazen kalemle. Burada da sinema üzerinden dünyayı anlamaya, anlatmaya ve biraz da birlikte düşünmeye niyetliyim. 🎬

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.