21. Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali 25-27 Eylül tarihleri arasında pandemiye rağmen belgesel sinemacıların buluşma noktası olmaya bu yıl da devam etti. Usta belgeselci Suha Arın’ın 
“Safranbolu’da Zaman” belgeseli Safranbolu’nun kamuoyunda bilinirliğini ve kültürel mirasa farkındalığı arttırarak  UNESCO Milli Kültür Listesine girmesine büyük katkı sağlamıştı. Dolayısı ile belgeselle özdeşleşen ve belgeselin kıymetini bilen bir kentte, bir belgesel film festivalinin 21 yıldır aralıksız yaşaması biz belgesel sinemacılar için ayrıca önem taşıyor. Ki bu festival,Türkiye’nin süreklilik arz eden en eski belgesel film festivali. 
Pandemi nedeniyle bu tür organizasyonların çoklukla online yapıldığı bir dönemde cesaretle ve kaliteli önlemlerle festivalin gerçekleştirilmesine hem bir belgesel sinemacı hem de izleyici olarak çok sevindim. Zira pandemi sürecinde en çok özlemini duyduğum şey, sinema salonlarında film izlemek, festival atmosferinde seyirciyle ve meslektaşlarımla yaptığım yüz yüze etkileşimler oldu. Ne yazık ki online festivaller bunların hiç birini veremiyor. Vermediği gibi festivallerin asıl amacını ve duygusunu öldürüp, sadece ödül veren bir organizasyona indirgiyor. Neyse bu konu ayrı bir tartışma konusu. Üç gün boyunca belgesel sinema, fotoğraf, mimari, kent kültürü, kültürel ve doğal mirasın korunması konularında doyurucu çalışmaların, tartışmaların, soruların, düşüncelerin ve yeniden sorgulamaların yaşandığı festivalde proje destekleme kurulunda jüri olmak ve festivali takip etmek harikaydı. 
 
Ödüllere gelince; Safranbolu temalı projelerin desteklendiği benim de jüri olduğum kategoride genç meslektaşlarımın sunumları; projelerine inançları her şeyden önce belgesel üretme tutkuları açısından bütün katılımcılar ödüle layıktı benim için. Ancak içlerinden birini seçmek durumundaydık ve projesine destek alan yapım “Safranbolu’da Bir Başkan” isimli çalışmasıyla Alper Şahin’in oldu.
 
Diğer kategorilerde ise: Serbest kategoride En İyi Belgesel Ödülü’nü, “Uçurumun Kıyısında” ile Alican Abacı aldı. Serbest kategoride Jüri Özel Ödülü ise, “Satlık” belgeseliyle Nurselin Aktaş seçildi.
 
Amatör film kategorisinde En İyi Belgesel Film Ödülü “Uzaklarda” ile Arjin Civan Şahin’e verildi. Aynı kategoride Süha Arın Özel Ödülü’ne “Orman Çakalları” filmiyle Tufan Yıldız, Jüri Özel Ödülü’ne ise “Kördüğüm” ile Selim Uyar layık görüldü.

Profesyonel film kategorisinde En İyi Belgesel Ödülü’nü, İran’dan Arash Es’Haghi, “Gracefully” adlı yapımla kazandı. Jüri Özel Ödülü, “Aynı Evin Çocukları” ile Hasan Özgen ve Kurtuluş Özgen’in oldu.

 
Her koşulda belgesel üreterek filmlerini festivale gönderen bütün ekiplere, bu güzel organizasyona sahip çıkan, ev sahipliği yapan Safranbolu Belediyesine ne mutlu. Sanat yaşatır, iyileştirir, düşündürür, birleştirir, geliştirir, özgürleştirir, korur, hatırlatır…
Dikkatimi çeken bir hususu da özellikle belirtmek istiyorum. Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse’nin katı protokolden uzak sade bir sanat sever olarak festivale iştirakinden, ev sahipliğinden duyduğum memnuniyet.
Ve festivalin iki ana kahramanı Karabük Üniversitesi akademisyenleri-belgesel yönetmenleri Musa Ak ve Serdar Sabuncu, emeği geçen tüm çalışanlar, birinci yılından bugüne ruhunu, enerjisini katan belgesel sevdalıları iyi ki vardınız, iyi ki varsınız…
Semra Güzel Korver
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü’nde okudum; sonra yetmedi, aynı alanda yüksek lisans ve doktora ile derinlere daldım. 1992’den bu yana medyanın içindeyim ama en çok belgesel sinemanın peşindeyim. Hikâyelerin, bilginin, belgenin gerçek hayatta nasıl yankı bulduğunu görmek, insanın dünyaya nasıl dokunduğunu keşfetmek benim için hâlâ en heyecan verici şey. Prodüktörlükten yönetmenliğe, danışmanlıktan eğitmenliğe uzanan farklı şapkalarla pek çok projede yer aldım. Kültür-sanat, haber ve belgesel türlerinde ürettiklerim bana ödüller getirdi; ama asıl kazancım, hayatı ve insanı biraz daha yakından tanıyabilmek, hikâyelerin içinde kendimi yeniden keşfetmek oldu.” Ulusal ve uluslararası festivallerde jüri koltuğunda oturduğumda da, atölyelerde genç sinemacılarla bir araya geldiğimde de aynı merakla yaklaşıyorum sinemaya. Bir dönem Avrupa Yayın Birliği’nin Çeşitlilik ve Kültürlerarası Programlar Grubu’nda çalıştım, başkanlığını yaptım. Avrupa Konseyi’nin “Ayrımcılığa Karşı Sesini Yükselt” kampanyasında yer aldım. Belgesel Sinemacılar Birliği’nin kurucu üyelerinden biri olarak başkanlık görevini üstlendim. Kısacası, hikâyelerin sadece anlatılmasıyla değil, çoğalmasıyla da ilgileniyorum. “Suriyeli Belgeselcilerin Kamerasından Suriye İç Savaşı” kitabım Kabalcı Yayınları’ndan çıktı. Cinedergi başta olmak üzere çeşitli mecralarda yazıyorum; bir röportajım Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından övgüye değer bulundu. Akademik yazılarım ise çeşitli dergi ve kitaplarda yer buluyor. Kamera arkasında ise Kavak Ağacının Gölgesinde, Uçurumun Kıyısında gibi projelerde danışmanlık; Mabedin Gölgesinde Süleymaniye, Hast Vakti, Orada Doğdum Burada Büyüdüm, Multikulti Haberler, Alamanya Alamanya, Şehir İnsanları, Fan-Atik, İsyan Günleri, Dönüşüm ve İlhan Amca belgesellerinde ise yönetmenlik ve prodüktörlük yaptım. Kısacası araştırmayı, öğrenmeyi, keşfetmeyi, hikâye anlatmayı seven biriyim. Bazen kamerayla, bazen kalemle. Burada da sinema üzerinden dünyayı anlamaya, anlatmaya ve biraz da birlikte düşünmeye niyetliyim. 🎬

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.