Romantik komedi filmleri sinema tarihinde gişesi / izlenmesi garanti olan film türlerinden biri.

Türün ilk ve en iyi örnekleri, diğer tüm tür filmlerinde olduğu gibi 1940’lı yıllara ait. Frank Capra, William Wyler, Billy Wilder ve özellikle Ernst Lubitsch romantik komedinin ustaları arasında yer alıyor. 1990’lı yıllardan bugüne türün en iyi filmleri, bu dönemde çekilen filmlerin atmosferini “en iyi” biçimde taklit eden, kopyalayan filmler. 1940’lı yıllara ait romantik komedilerin atmosferine sahip filmler arasında Harry Met Sally (1989), While You Were Sleeping’i (1995) ve You’ve Got Mail’i (1998) ilk sıraya koymak gerekir. You’ve Got Mail, Miklós László’nun  1937 tarihli Parfumerie adlı eserinden uyarlanır. 1940 tarihli Ernst Lubitsch başyapıtı The Shop Around the Corner da aynı oyundan uyarlanmıştı. 2000 sonrasında ise  Two Weeks Notice (2002), Along Came Polly (2004), The Proposal (2009) ve Leap Year (2010) sayılabilir.

Romantik komedilerin temaları ve yapıları 1940’lardaki ilk örneklerinden buyana pek değişmiyor. İlk olarak karşımıza, The Shop Around The Corner’da olduğu gibi rekabetçi kapitalist ideallerin aile değerleriyle birleştirilmesi çıkar. You Got Mail’de ise bunu daha net görebiliyoruz çünkü Kathleen Kelly’nin dükkanının kapanması nedeniyle üzülmesine gerek olmadığı, Joe Fox’un kanatları altında mutlu olacağı (gerek eşi gerekse çalışanı olarak) izleyiciye açık biçimde ima edilir. Joe Fox ise geleneksel aile değerlerini unutmuş babasının aksine bu değerlerle kapitalizmi dengeleyecek ideal figür olarak sunuluyor. Rekabetçi kapitalist değerlerin aile değerleriyle birleştirilmesi gerektiğine dair temaların Amerikan sinemasında kullanımdan Ryan ve Kellner klasik kitapları Politik Kamera’da özellikle kriz filmleri üzerinden örnekler verirler.

Two Weeks Notice (2002), The Proposal (2009) ve Leap Year (2010) gibi filmlerde de idealist, hırslı, meslek sahibi kadınların “kontrolcü” “patronluk taslayan” “sıkıcı” ve “yalnız” olarak tasvir edildiğini, orta yaşlardaki çapkın, sorumsuz, büyümemiş erkek karakterlerin ise “sevimlileştirildiğini” idealize edildiğini görmek mümkün. Kadın karakterler daima hayat görüşlerinden ve ideallerinden ödün vermek zorunda kalırlar. Bir nevi törpülenir ve ehlileştirilirler. Hatta büyük kentteki hayatlarını ve kariyerlerini bırakıp, ailelerinin yaşadığı küçük taşra kentine geri dönerler You’ve Got Mail’deki Kathleen Kelly, Two Weeks Notice’daki Harvard mezunu avukat Lucy Kelson ve Proposal’daki başarılı editör Margaret Tate (ikisi de Sandra Bullock tarafından canlandırılıyor) bu stereotipe verilebilecek örnekler arasında yer alıyor.

Romantik komedilerin ilişki yapılarının formülü ise ailenin / aile gibi görülen bir topluluğun onayını kazanmak olarak özetlenebilir. Uzun zamandır evli çiftler, yaşlılar baş karakterlerin etraflarını sarar. Tıpkı While You Were Sleeping’de olduğu gibi. Filmde Lucy, Jack’e ilanı aşk etmeden önce Jack’in ailesine “ben size aşık oldum” diyerek ilanı aşk eder. Ailenin onayını almak, sevgisini kazanmak sağlam bir ilişkinin temeli olarak karşımıza çıkar.

Romantik komedileri bu kadar sevme sebebimiz gündelik hayattan kaçış fantezisi sunmaları, gündelik hayatın sıradan olağan sıkıcı gerçekliğini hem öyküsel hem de çekimler aracılığı ile abartıyor oluşları. Fantezi dendiğinde akla ilk gelen teorisyenler olan Lacan ve Zizek’i okumak bu filmleri anlamanın en iyi yolu. Aslında romantik filmlerdeki ilişkiler, duygular, bakışlar gerçek dünyada yok ve hiçbir zaman da olmayacak.  Hepsinin yapısı / formülü aynı, kısaca “olmayacak bir şeyi oldurmak” “mucize” yaratmak biçiminde ifade edebiliriz bu formülü. Amerikan toplumunda sınıf ayrımının hem yaşamsal hem de düşünsel anlamda çok keskin olduğunu göz önüne aldığımızda gerçek hayatta yan yana gelmeyecek, birbiriyle diyalog kurması imkansız iki insanı bir araya getirmek ve evlendirmek bu filmlerin anlatısının temel hilesini oluşturuyor. Filmlerin modern zamanların masalları olduğunu düşündüğümüzde bu gayet doğal aslında. Filmleri izleme sebebimiz de gündelik hayata katlanmak için masallara ihtiyacımızın olması.

Romantik komedilerin en ilginç / gözden kaçırılmaması gereken noktası ise asla fantezi gerçekleştikten sonra ne olduğunu göstermeyişi.

Rüya çift bir araya geldikten sonra sıradan bir günlerinin nasıl geçtiğine tanık olmayız.

Çünkü fantezi adı üstünde fantezi olarak kalmalıdır..

 

 

 

 

Gül Yaşartürk
Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Sinema Ana Bilim Dalı'nda Yüksek Lisans ve Doktorasını tamamladı. 2001 yılından buyana birçok mecrada sinema yazıları yayınlandı. Türk Sineması'nda Rumlar'ı yazdı, Sinema ve Diğer Disiplinler kitabını derledi, Ümit Ünal: Işık Gölge Oyunları'nı hazırladı, Sinema ve Toplumsal Cinsiyet: Türk Sinemasında Ev Emek Cinsiyet ve İktidar İlişkileri adlı son kitabı 2022'de Nika Yayınevi tarafından basıldı 2011'den buyana Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesidir

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.