Yukito Kishiro’nun “Gunnm” adlı mangasından uyarlanan filmin senaristliğini James Cameron ve Laeta Kalogridis üstleniyor, yönetmenlik koltuğunda ise Robert Rodriguez bulunuyor.

Son yıllarda Hollywood Japon animelerine doğru yöneldi. Kabuktaki Hayalet, İhtiyar Delikanlı listenin başını çeken yapımlardan. Yayın haklarını yıllar önce satın alan Cameron ise son dakika yönetmenlik koltuğunu Tarantino’nun yakın arkadaşı olarak tanıdığımız Robert Rodriguez’e devretti ve kendisi Avatar’a yoğunlaştı. Rodriguez ise kendi tarzını ortaya koyarak doyurucu bir aksiyon sunmayı başarmış.

23. yüzyılda yaşanan felaket sonucunda dünyanın sonu gelmiş ve 300 yıl sonrasında Zalem adı verilen bir uçan şehir tarafından yönetilen bir distopya doğmuştur. Zalem gökyüzünde bir şehirdir ve alt tarafında Demir Kent adı verilen bir yaşam alanı vardır. Haliyle Zalem üst tabakaya hitap ederken Demir Kent alt tabakanın yaşam alanıdır. Demir Kent robotlar ve insanların bir arada yaşadığı, suçun ve eğlencenin bir arada yürüdüğü serkeş bir kenttir ve halkın amacı Zalem’e gitmektir. Ancak bu uzun ve zor bir süreç sonucunda olabilecek bir şeydir.

Böylesine bir hikayeyi elbette Cameron daha kapsamlı bir vaziyette ele alırdı. Zira sinemada bıraktıkları izler silinmeyecek türden. Rodriguez ise biraz daha yüzeysel işleri olan birisi. Mehmet Açar bu karşılaştırmayı şöyle açıklamakta: ” Rodriguez sinemasının ruhunda, 1960’lı ve 70’li yılların B filmleri vardır. Bazen marazi ve karanlık olsalar da, asla çok trajik ve ciddi değillerdir. Cameron ise tam tersine filmlerini politik ve psikolojik anlamda derinleştirmesini bilir. Cameron, kimilerinin artık bitti dediği “büyük anlatıların” yönetmenidir. Rodriguez sinemasının ise “büyük anlatı” geleneğiyle ilgisi yoktur…”

Alita, konu itibariyle politik açıdan yoğurulmak için çok uygun bir hikayeye sahip. Fakat Rodriguez’in dokunuşları alt-üst tabaka eleştirilerinin yüzeyselliğini anlatan ve bu türden olan diğer bilim-kurgu filmlerinin önüne geçemiyor. Neill Blomkamp’ın Elysium filmi ya da Açlık Oyunları serisi gibi doyurucu fakat derinlemesine etki bırakmayan yapımlardan pek farkı kalmıyor. Eğlenceli ve aksiyonun yanına duygular yeterince eklenmeyince konunun içselleştirilmesi mümkün olmuyor.

Alita rolüyle Rose Salazar’ın altını çizmek gerekir. Pörtlek gözleriyle anime karakterleri anımsatan Salazar, rol için biçilmiş kaftan ve duruluğun temsili. Süper kahraman filmlerinin sinemayı ele geçirdiği dönemde -Uğur Vardan’ın tabiri ile- ortaya “siber kahraman” çıkıyor. Epik aksiyon sahneleri ve kullanılan bolca görsel efektin yanı sıra Rodriguez’in vazgeçilmez slow motion sekansları yüksek seyir zevki sunuyor.

Demir Kent’in tasviri ise belki de dünya üzerindeki tüm medeniyetlerin tek bir kentte buluşmasına örnektir. Hemen hemen her kültürden mimari dokulara ve yaşam tarzlarına yer verilmiş olması ayrı bir detay. Demir Kent sakinlerinin Zalem’e gitme çabası ise akıllara Marx’ın diyalektik kavramını getiriyor. Var olan adaletsiz düzeni bitirmek yerine kapitalizmden pay kapmaya çalışan proletarya sınıfı isyan ve anarşiden muzdarip. Atilla Dorsay ise bu konuya ek olarak şunları söylüyor: “Hikâye içerdiği gerçeküstücü ögelerin çokluğuna karşın ilgiyle izleniyor. Ve alttan alta giden bir varoluşçuluk temasını işliyor: Bir insan varlığının özü nedir? Egzistansiyalizmin babası Sartre (Jean-Paul Sartre) izleyebilse belki ilgi duyardı!..”

Christopher Waltz, Mahershala Ali, Jennifer Connely gibi isimlere rağmen yüzeysellikten öteye gidemeyen fakat seyir zevki yüksek olan Alita, devam hikayesine sahip gibi duruyor. Edward Norton’un final pozu boşa değildir umarım…

Film boxofficemojo.com verilerine göre 404 milyon dolar civarı hasılat elde etmiş. Box Office Türkiye verilerine göre ise yaklaşık 258 bin kişi tarafından izlenerek 4.7 milyon lira civarı gelir elde etmiş.

erdinc bozkurt
3 Temmuz 1996 yılında Bodrum’da doğdum. Sinemaya olan merakım ilk olarak oyunculuk ve tiyatro ile başladı. Ortaokul yıllarımda televizyonda yayınlanan Çok Güzel Hareketler Bunlar adlı program, tiyatro skeçleri yazmama ve okulda oynamamda etkili oldu. Liseye geçtikten sonra yazdığım tiyatro skeçleri yerini film senaryolarına bıraktı. Her gün film izleyerek sinemalar.com da amatör yorumlar yazmaya başladım. Uşak Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölümü okumaya başladım ve sinemanın toplumsal boyutlarını incelemeye başladım. Lisans Bitirme Tezi’mi “Sinemada Amerikan Milliyetçiliği: Süper Kahraman Filmleri Üzerine Değerlendirme” çerçevesinde ele aldım. Yüksek lisansa hazırlanmaktayım ve yüksek lisans tezimi, yaşadığım yer Bodrum’un geçmişten günümüze kültürel ve sinema mekanı açısından dönüşümü üzerine yazmayı hedefliyorum.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.