Basın gösterimi yapılmayan Şafak Sezer’in son filmi GDO Karakedi’yi görmek için sinemanın yolunu tuttum. Bu isimlerin filmlerini seyirciyle birlikte izlemeyi seviyorum çünkü onların reaksiyonu sinemamızın nereye ve neden gittiğini anlamak açısından çok önemli…

Sinemaya gittiğim anda gördüğüm şey, adına ‘sinema seyircisi’ dediğimiz kitlenin 15-20 yaş arası genç insanlardan oluştuğuydu. Artık hepimizin kabul etmesi gereken bir şey var, o da bu insanların sinemaya giderken öncelikli amaçlarının ‘eğlenmek’ olduğunu kabul etmek. Gişe için üretilen tüm komedi filmlerinin en büyük motivasyonu da bu…

Oradayken farkına vardığım bir başka şey de ‘bilet satan’ üç popüler komedyenin filmlerinin aynı günde afişe çıkmış olmasıydı. G.D.O Karakedi için salona girmeden önce CM101MMXI FUNDAMENTALS ve Celal ile Ceren’in gösterildiği salonlara da bir göz attım. Cem Yılmaz 4. Haftasına girerken hala salonu dolu tutmayı başarıyor, Şahan Gökbakar’ın Celal ile Ceren’in ise ancak 3 seans sonrasına bilet bulunabiliyor. Peki ya Şafak Sezer ve saz arkadaşlarının son işi olan G.D.O Karakedi?

 

G.D.O Karakedi artık Şafak Sezer’in temsil ettiği ve “Bitirim Komedisi” olarak adlandırabileceğimiz türden bir film… G.D.O isimlendirmesi de filmin kahramanı üç kardeşin adlarından geliyor; Gürkan (Şafak Sezer) Duran (Volkan Başaran ve Orhan (Serkan Şengül), yani ortada gıdasal bir durum yok! En küçük kardeş Orhan’ın nohut-plav tezgahı olduğunu saymazsanız tabİi ama onun da işine karıştırdığı en büyük hile, kuyruk yağı kullanması!

 

En büyük kardeş Gürkan, kendi halinde, iyiliksever bir taksici ama bir miktar anksiyete sorunu yaşıyor. Duran ise iyice mahalle delikanlılığına özenmiş, abisinin deyimiyle, k***na alacak don parası yokken kız kaçırmaya kalkmış aklı havada bir tip. Orhan ise “aman abilerim, sorun çıkmasın” diyerek ortalarda dolaşırken durumları idare etmek için tam bir yalan makinesine dönüşmüş ama iyi niyetli, sakin biri. Bu üç kardeşin yolu kazara gerçekleşen bir ölüm, sonu ölümle biten bir elmas hırsızlığı ve kız kaçırma vakası sebebiyle kesişiyor. Jeneriği bile umursamadan hızlı giriş yapan film ilk 15 dakikasında durum komedisi yaratmak için gerekli bahaneleri sağlıyor ve sonrası Şafak Sezer filmlerinden alışık olduğumuz olaylar, olaylar…

 

Filmi Maskeli Beşler serisiyle tanıdığımız ve gişe için filmler yapan Murat Aslan yönetmiş, bazı devamlılık hataları dışında temiz bir kurgusu olan filmin senaryosu da Şafak Sezer’e ait. G.D.O Karakedi diğer Şafak Sezer işlerine göre daha fazla prodüksiyon değeri içeriyor. Havalı flycam çekimleri, göle araba atma ve iyi kotarılmış çatışma sahneleriyle dolu… Çatışma sahneleri demişken, film bir yerden sonra İngiliz suç komedilerinde rastlayacağımız türden bir, birbirini tanımayan ama öldürmekte sakınca görmeyen arızalı tipler arenasına dönüşüyor. Bu açıdan bakıldığında başı, sonu bir değil filmin… Son 20 dakikasındaki şiddet ve duygusallık yüküne ne gerek vardı diye düşünmeden edemiyor insan? Neyse ki bu anlar Durul Bazan’ın canlandırdığı “psikopat” karakteri sayesinde izleniyor. Yine kısa bir rolde de olsa Erdem Akakçe’yi görmek mutluluk verici… Şafak Sezer filmlerinde genelde isimsiz bir cast görev alır. Bu hem yapım maliyetini düşüren hem de alanı “one man show” için temiz tutan bir endişe… Bu filmde de Şafak Sezer’in yukarıda saydığım iki iyi oyuncuyla karşılıklı sahnesi yok, kendi planlarının efendisi, yine kendisi…

 

Son paragrafta, başta cevapsız bıraktığımız durumu açıklayayım; salonda benimle birlikte en fazla 20 kişi vardı. Şafak Sezer’li G.D.O Karakedi daha ilk gününde gişede kaybetmiş gibi görünüyor. Gösterime çıkmak için talihsiz bir zaman… 10 dakika aradan önce pek reaksiyon göstermeyen seyircinin hemen sonra açıldığını, bolca güldüğünü ancak final kısmında da şok yaşadığını ekleyeyim. G.D.O Karakedi gerilim yüklü duygusal bir komedi filmi… Tanımın tuhaflığının farkındayım ama öyle! Şafak Sezer ve bitirim komedilerini sevenler için.

 

murattolga@gmail.com – twitter.com/murattolga

Murat Tolga Şen
2005 yılında "Öteki Sinema" sitesini açtı. Rahmetli sinema yazarı Metin Demirhan ve Ali Murat Güven’in verdiği güçlü destekle başlayan bu kişisel macera şimdilerde Türk sinema bloglarının amiral gemisi haline geldi. Murat Tolga Şen, Sinema yazarlığı ve blogculuğuna önem vermeye devam ederek katıldığı platformlarda sinemanın farklı taraflarını konuşmaya devam etti. Blogculuktan profesyonel sinema yazarlığına geçişi ise 2010 başlarında sinema sitesi Beyazperde kadrosuna katılmasıyla oldu. Ayrıca online sinema dergisi Cinedergi, Fotografya, Gölge, Yeni Harman, Modern Zamanlar, Film Arası gibi yayınlara da katkı sağlıyor. 2012 Ocak ayından bu yana Medyaradar sitesinin sinema ve televizyon yazıları da yine Murat Tolga Şen’in kaleminden çıkma.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.