Banu Bozdemir

John Paul Cusack, 28 Haziran 1966’da Evanston, Illinois’de İrlanda asıllı koyu Katolik bir ailede dünyaya geldi. ilk filmi, komedi yapımı Class’da ‘Roscoe Maibaum’ rolünü oynadı. Hemen ardından The Breakfast Club isimli John Hughes filminde ‘John Bender’ rolünü kapmasına rağmen, sonradan bu rolü bir başka oyuncuya (Judd Nelson) kaptırdı.1988’de The New Criminals adlı tiyatro grubunu kuran Cusack, burada birçok yapımın da yönetmenliğini üstlendi. Genç yaşında başarı yakalan Cusack, Ben Stiller’ın yazıp yönettiği Elvis Stories (1989) adlı komedide yer almasının ardından da, çok daha fazla tanınmasını ve sevilmesini sağlayan; 1989 yapımı Cameron Crowe filmi, Say Anything’de rol aldı. John Cusack, Fat Man and Little Boy’da (1989) Paul Newman ve Laura Dern, True Colors’da (1991) James Spader’la, Woody Allen filmi Shadows and Fog’da (1992) Woody Allen, Mia Farrow ve John Malkovich’le, Money for Nothing’de (1993) Michael Madsen ve Benicio Del Toro’yla, The Road to Wellville’da (1994) Anthony Hopkins ve Briget Fonda’yla ve City Hall (1996) filminde de idolü olan Al Pacino ile başrolleri paylaştı.

1997’de ise hem yazdığı hem de yapımcılığını üstlendiği kara komedi ‘de (Grosse Pointe Blank) ‘Martin Q. Blank’ adındaki profesyonel bir kiralık katili canlandıran Cusack, bu filmiyle A sınıfı yıldızlar arasına girdi.

1997 yapımı Nicolas Cage’yle başrolü paylaştığı macera filmi Con Air’dan sonra 1998 yapımı oskar adaylı İnce Kırmızı Çizgi’de rol aldı. Ardından 1999’da bağımsız sinema filmi John Malkovich Olmak’da (Being John Malkovich), John Malkovich ve Cameron Diaz’la birlikte oynadı ve Craig Schwartz adındaki bir kuklacıyı canlandırdı. 2000’de ise senaryo ve yapımında da yer aldığı High Fidelity’de müzik aracılığıyla kişisel aşk tarihini gözden geçiren plak satıcısı Rob Garden’ı canlandırdı. Cusack 2000’li yıllarda aralarında Serendipity, Max, Identity ve America’s Sweathearts’ın da olduğu 10’dan fazla filmde oynadı. John Cusack’a göre: ‘Şöhret bir aktörün başına gelebilecek en kötü şey.’

Bu ay onu Mikael Håfström imzalı Şangay filminde İkinci Dünya Savaşı sırasında Şangay’a giden bir Amerikan askeri olarak izleyeceğiz ve umarım ki seveceğiz! …

Banu Bozdemir
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, filmlere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.