Banu Bozdemir

Aşk her zaman aynı şekilde gelip yerleşmiyor bünyeye. Arızası bol bir konu aşk ama uzakdoğuya doğru uzanınca tuhaf ve garip haller daha da bir artıyor. Bana Dolls garip gelmişti yıllar evvel izlediğimde, Yay da… Hepsinde aşkın dozu, tutkusu farklı. Batıda olmayan bir hal bu filmlerde…

İmkansızın Şarkısı
Haruki Murakami’nin büyük eserlerinden birinin ilk sinema uyarlaması. Yazarın 1987’de yayımladığı aynı adlı romanın temaları aşk, ölüm, masumiyetin kayboluşu, kalp kırıklığı ve cinselliğin uyanışı. Romanın adına da esin kaynağı olan Beatles şarkısının romantik melankolisini taşıyan İmkânsızın Şarkısı, Yeşil Papaya’nın Kokusu ve Bisikletçi’nin yönetmeni Tran Anh Hung tarafından beyazperdeye aktarılmış. 1960’ların sonlarında Tokyo’da geçen film, ilk aşkı Naoko’ya derinden bağlı Toru Watanabe’yi izliyor. Watanabe yaşamının her alanında ölümün etkisini hissetmekteyken, ansızın hayatına hayat dolu genç kız Midori giriyor…

Hear Me
Tian Kuo aile restorantlarında teslimatçılık yapan bir çocuktur. Bir gün yerel işitme engelliler yüzme takımının antreman yaptığı yüzme havuzuna teslimat yaparken ablasına destek için orda olan Yang Yang’i görür ve aşık olur. Sonrasında bu kızın peşinden ayrılmaz ve ikisi yakınlaşmaya başlar. Tian Kuo ve Yang Yang’in anlaşmak için tek bir yolu vardır oda işaret dilidir. Ancak Tian Kuo’nun ve Yang Yang’in yakınlaşması kız kardeşlerin ilişkilerinde değişikliklere neden olacaktır ve bu değişiklik Tian Kou ile Yang Yang’inde ilişkilerini etkileyecektir.

Time
Time yani Zaman Filmi 2007 yılında gösterime giren bir japon sinema filmidir..1 saat 30 dakika süren flim Kim KiDuk yönetmenliğinde ve kısa konusuna gelirsek ikibinliyılların gelişen teknolojisiyle gittikçe artan bir fenomen haline dönüşen estetik ameliyatlar..Sevgilisinin dış görünümünü beğenmediğini düşünen bir genç kızın kendini estetik ameliyatlarla baştan aşağıya değiştirmesini konu almaktadır..Zaman, hem de bu konuyu en çarpıcı şekilde işleyebilecek yönetmenlerden birinin kamerasından bizlere yansıtılmaktadır..Boş Ev, Fedakar Kız ve Yay gibi filmlerin yönetmenliğini yapmış tüm dünyada filmleri merakla beklenen Kim Ki-Duk’un son çalışması Zamanın 2006 Karlovy Vary Film Festivalinde açılış filmi olarak gösterildiğini ve büyük beğeni kazandığını da unutmayalım..Konu itibariyle de güzel bir dram mutlaka izlemenizi tavsiye etmiyorum..

My Sassy Girl / Hırçın Sevgilim

Güney Kore sinemasını veya uzakdoğu sinemasını takip edenler bu filmi yakından tanıyorlardır, zira filmin çok fazla hayranı var bu sinemayı takip edenler arasında. My Sassy Girl, tesadüflerle başlayan bir ilişkide kızın, erkeğe çektirdiği eziyeti ve erkeğin ne hallere düştüğünü gösteriyor. Birbirinden komik durumlar bazen çok abartıya kaçsa da ortaya çıkan aşk hikayesi gerçekten çok farklı ve güzel. Bazı sahnelerdeki o abartılı durumlar bazen filmden sıkılmanıza sebep olsa da komiklikler ve hızlı geçişler sayesinde filmden uzaklaşmamanız sağlanıyor. Filmin sonu da oldukça güzel şekilde ve beklenmedik şekilde bitiyor. Zaten olayların akışını bir türlü çözemiyorsunuz izlerken, nasıl bu duruma geldiler bir anda oluyorsunuz ancak bu da filmi keyiflendiren etmenlerden.

The Bow / Yay
Yay Kore açıklarında bir gemide yaşlı bir adam ve bir kızın hikayesi. Yaşlı adam 7 yaşından beri baktığı kızın reşit olmasını beklemektedir. Kız 18 yaşına girdiğinde onunla evlenmeyi düşlemektedir. Denizin açıklarında karaya hiç çıkmadan yaşayan ikili geçimlerini açıkta balık tutmak isteyen misafirlerden sağlamaktadırlar. Yaşlı adam ve genç kız bu misafirlere kendi yöntemleriyle fal da bakarlar. Yaşlı adamın yıllardır düşlediği düğüne bir kaç ay kala, balık tutmak için gelen genç bir misafirle kızın arasında bir yakınlaşma yaşanır. Yaşlı adam iki genç arasında yaşanan yakınlaşmayı bir tehdit olarak algılarken, genç kız hayatında ilk kez minik dünyasını sorgular ve dış dünyayı merak eder. Yaşlı adam iki genç arasındaki yakınlaşmaya engel olmaya çalışırsa da başarılı olamaz. Genç kız, bütün hayatını geçirdiği gemi ve yaşlı adamla, hiç bilmediği dünya ve genç arasında bir seçim yapmak zorunda kalır.

Aein / Sevgili
Hyeon, bir gün asansöre biner, asansörde tanımadığı bir erkek de vardır. Hyeon biran bu adamla seviştiğini hayal eder. Genç Adam asansör b3 e gelmeden kimse binmezse ona kahve ısmarlayacağını söyler. ve Hyeon asansör durduğu anda kendini dışarı atar. Birgün asansördeki delikanlıyla tekrar karşılaşır. Sevmediği ama evleneceği bir nişanlısı, yapması gereken işler, randevuları vardır. Ama bu adam içten içe onun ilgisini çeker ve bir gün içerisinde aşk yaşanmaya başlar…

Dolls / Bebekler
Dolls, aşkın mantığa üstün geldiği; acının, hüznün ve kalp kırıklığının hüküm sürdüğü büyülü bir evrende içiçe geçen paralel üç öyküden oluşuyor. Nişanlısı tarafından terkedilen genç bir kız başarısız bir intihar girişiminde bulunur. Genç kız kurtulsa da tüm bilincini yitirmiştir. Çevresiyle ilişkisi üç yaşındaki bir çocuktan farksızdır. Genç kızın nişanlısı hatasını anlayıp pişmanlık duysa da, hissettiği suçluluktan kurtulumaz. İki sevgili sonu belirsiz bir yürüyüşe çıkarlar. Öte yandan yaşlı bir yakuza, bir ömür geç kaldığı aşkını bulmuştur. Ancak zaman, yakuzanın hayatında gördüğü tüm savaşçılardan daha acımazdır. Tüm bunların uzağında, şehrin başka bir yerinde ise bir başka genç, televizyonda gördüğü bir pop sanatçısına aşık olur. Genç adam, aşkına ulaşmak için herşeyini feda etmeye razıdır, gözlerini bile.

Bin-Jip / Boş Ev
Kendine ait bir hayatı olmayan, diğer insanların yaşamına, kendi yöntemleriyle ortak olan bir adam… Yardıma ihtiyacı olan genç bir kadın…Tatile giden insanların boşalttığı evlerini kullanarak yaşayan ve karşılığını kendince, bozulmuş ev aletlerini onararak ödeyen tuhaf bir adamın hikayesi Boş Ev. Yine böyle bir misafirliği sırasında kaldığı evde yalnız olmadığını fark eder. Evde kocası tarafından işkence gören genç bir kadınla karışılaşan adam şaşkındır. İlk başta birbirlerinden çok farklı görünen bu iki insan giderek yakınlaşır ve aralarında sıradışı bir ilişki başlar. Sinemanın görsel gücünü kullanmayı büyük bir ustalıkla başaran Kim Ki-Duk’un Boş Ev’i, bunu en iyi kanıtladığı filmlerinden biri.

Dünyanın Orta Yerinde Aşk İçin Ağlıyorum / Sekai no chûshin de, ai o sakebu
Aki ve Ritsuko (Masami Nagasawa ve Kou Shibasaki) nişanlıdırlar. Ritsuko ansızın ortadan kaybolur. Aki Ritsuko’nun peşinden çocukluğunun geçtiği kasabaya gider. Genç adam kasabaya vardığında on yedi sene önce yaşadığı ilk aşkı düşünür. Aki yıllar önce okullarındaki en güzel kızlardan birisi olan Sakutaro (Mirai Moriyama) ile ilk aşkı yaşamıştır. Aki ve Sakutaro’nun ilişkilerinde birbirleri için kaydettikleri kasetler çok önemli yer tutmaktadır. Henüz 16 yaşında olan iki gencin arasındaki romantik ilişki Sakutaro’nun hastalanıp ölmesi ile son bulur. Aki yıllar önce kaybettiği sevgilisini anarken, o zaman farkında olmadığı bir şekilde Ritsuko’nun da hikayeye dahil olduğunu öğrenir. Ritsuko şehirden ayrılmaya karar vermiştir ve en az genç adamın duyguları kadar güçlü bir tayfun şehri vurmak üzeredir. Geçmişteki aşkını gözden geçiren Aki şimdiki aşkını kaybetmemek için elinden geleni yapmaya kararlıdır.

Banu Bozdemir
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, filmlere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.