SERDAR AKBIYIK

Bu ay “Zamanın Ruhu” köşemizde daha önce konu ettiğimiz filmlere çok da benzemeyen bir yapım var. Sigur Ros grubunun 2007 yılında ülkeleri İzlanda’da çıktıkları turnenin belgeseli Heima.

Sigur Ros’un 2006 yılında Takk albümlerinin dünya turnesinden sonra İzlanda’da tümü ücretsiz olan ve doğada izleyicilerle buluştukları bu konser serisi, grubun belki de en önemli etkinliğiydi. 13 şehirde yapılan bu etkinliğin belgeselini çeken yönetmenin ismi ise animasyon çalışmalarıyla tanınan Dean DeBlois. 16 parçanın canlı performanslarının İzlanda’nın müthiş doğasının resimleriyle uyumu filmin en büyük sihiri.

Grubun aldığı karar doğrultusunda Rejkavik dışındaki konserlerin duyurusu son anda yapıldı. Bu sebeple izleyicilerin çoğu yerel halktandı. En son durak olan Rejkavik konseri ise 25 bin izleyiciyi toplayarak ülke tarihinin en büyük konseri oldu. 313 bin kişilik ülkede konser sırasında futbol maçları bile ertelendi.

Sigur Ros’un kendisini yaratan doğaya bir teşekkür turnesi bu aslında. İşte bu noktada da Zamanın Ruhu’yla çakışıyor Heima. Mahvettiğimiz dünyanın en savunmasız, masum, dokunulmamış ve yalnız görüntülerinin sergilendiği ülke İzlanda. Filmde bu ülkenin doğasındaki yalnızlıkla, insanlığın büyük bir kısmının farkedemediği kendi evrensel yalnızlığımız buluşuyor. Sigur Ros’un müziği de zaten yalnızlık duygusu odaklı. Heima’yı bu çeşitliliği ve derinliği içinde konu edinmek gerçekten zor. Belki de en önemli şey müziğin kavram olarak algılanması burada.

Bizim ve doğanın ortak üretebildiği belki de tek dışa vurum yolu müzik. Böylece bir bütün olma duygusunu içinde en güçlü şekilde barındıran bir kavram. Bunun uzantısı olarak doğanın ve kendimizin çığlıklarını hissedebileceğimiz bir üretim. Sigur Ros ülkesi İrlanda’nın çığlıklarını kendi insancıl acılarıyla karıştırıp savuruyor havaya. Müthiş bir belgesel. Naif, insancıl olduğu kadar zıt duyguların da bir savaşı. Basit ama bir o kadar karmaşık. Gülmek ile ağlamak arasında denilebilir.

Böylesi müzikleri üreten Sigur Ros ilk olarak 1997’de Von (Umut) adlı albümü çıkardı. Daha sonra Radiohead’in altgrubu olarak sahne aldı. Açıkçası 2001 yılında Frankfurt’ta onların CD’sini ilk kez elime aldığımda başlangıçta Pink Floyd’un uyandırdığı daha sonra Radiohead ve Massive Attack’ın çağrıştırdığı yalnızlık duygusunu bu kadar güçlü hissettirecek bir grup olduklarını bilmiyordum. Yıllar içinde çıkardıkları albümler ile bu duyguyu daha yoğun yaşattılar. Sinema endüstrisi de bu derin sanatçılara kayıtsız kalmadı. Vanilla Sky, Immortal, The Life Aquatic with Steve Zissou ve Mysterious Skin gibi bir çok filmde Sigur Ros’un şarkıları kullanıldı. Sonunda Sigur Ros kliplerinden kazandıkları görsel tecrübeleriyle müziklerini birleştirip Heima’yı çektiler. Bütün bu kartopunun içindeki demir leblebiyi görmek istiyorsanız Heima’yı mutlaka seyredin.

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.