Bir aylık tatilden sonra yine bütün hızımızla okuyucularımız için dergiyi hazırlayıp sinemanın gündemini tutmaya devam ediyoruz. Birçok röportaj ve özel dosya ile Eylül ayının konularını masaya yatırdık. Bu sayıda biraz sinemanın terminalojisine bakmak istedim. Bizim yazarlarımızın yazılarını okuduğumuzda da görüyoruz ki hala Türk – Türkiye sineması karmaşası devam ediyor. Bu derginin genel yayın yönetmeni olarak isteyen yazar istediği tanımlamayı kullanabilir ve biz de asla müdahale etmeyiz. Ama kendi adıma bu anlamda fikirlerimi paylaşma ihtiyacı duydum. Bizim kadar kendi kimliğinden uzak duran, entelektüelliği kimliksiz olma algısıyla bir tutan bir millet olamaz. Siz hiç İngiltere sineması veya Fransa sineması diye bir tanımlama duydunuz mu? Peki niye Türkiye sineması söylemini kullanıyoruz. Üniter bir devlette yaşıyoruz. Bunu kabul etmek Kürtleri dışlamak anlamına gelmez. Bu ülkenin sinemasının adı Türk sinemasıdır. Korkmayın, Türk sineması derseniz entelektüel çizginizden birşey kaybetmezsiniz.
EDİTÖRDEN
Kadın yazarlar sustu ben konuştum
Mart ayının en önemli gündemlerinden biri her zaman 8 Mart Kadınlar Günü. Ben de özellikle sustum ve dergimizin kadın yazarlarından bu konuyla ilgili bir...
SUSMAYAN KÖŞE
Tuhaf Bir Tren Kazası: Halkından Kaçarken Devrilen Sinemamız
Birkaç gün önce bir tren devrildi. Düz ovada, kar-kış yokken üstelik, başka bir trenle dahi çarpışmadan... Tren raylarını kontrol eden insanları çok masraflı diye...
UZUN FİLMİN KISASI
Pandemi döneminde kısa film!
Artık pandemi döneminde en çok hasar alan sektörlerden birinin sinema olduğunu biliyoruz. Sinema salonlarının bir bölümü açıldı ancak insanların kapalı ortama girip film izleme...
































