Leon! Hepimizin evinde bir zamanlar posteri mutlaka bulunmuştur. Aşka olan bakışımızı değiştirmiş nadir filmlerden olan Leon’u Ayşe teyze sevecek mi merak ediyorum.

Beril: Ayşe teyze bugün kü filmimizin adı Leon!

Ayşe teyze: ben bir filmin ismine, afişine, fragmanına bakmam, ilk 15 dakikasına bakarım.

Beril: ooo Ayşe hanım tam bir eleştirmen olmuşsunuzJ

Ayşe teyze: hiç de bile, esas eleştirmen olsam bakarım.

Küçük bir hatırlatma ile karşımdakinin Ayşe teyze olduğunundan emin olarak, cevap vermek yerine filmi başlatmayı tercih etiim. Bazen doğru kararlar alabiliyorum.

Film tüm gerginliğiyle başladı. Jean Reno çirkin erkek karizmasıyla kiralık katil olarak karşımızda. Yeni görevi için görüşme yapıyor ve önünde duran sütü bir dikişte bitirip, birilerinin hayatını cehenneme çevirmek üzere yola koyuluyor. Bir uyuşturucu mafyasının patronu ve onlarca korumasını görüyoruz. Çeşitli akıl oyunlarıyla büyük patrona kadar ulaşıyor, korumalar ondan bahsederken “ciddi biri” diye anlatıyorlar ve bu anlatım mafya babasını korkutmaya yetiyor.

Ayşe teyze: yaaa ciddiyetin gücü kararlılıktan gelir, kararlı bir insan her zaman korkutucudur, güçlüdür, hedefine odaklanmıştır. Bak koca mafya babası bile tutuştu.

Beril: ben pek kararlı biri değilim galiba.

Ayşe teyze: kıh kıh kıh… ilahi… sen kiralık katil misin? Senin karalılığın korkutmaz, saygı uyandırır. Kararlı olmak doğru karar verildiğinde saygınlık kazanır, yoksa bağnaz olursun. Aman uzak olsun öyle cahil karalılık.. cık cık cık…

Ayşe teyze bir anda uzaklara daldı, yüzünde hüzünlü bir bakış belirdi. Ben gözlerinde “ne olacak bu memleketin hali ah ah” bakışı gördüğümü düşünüyorum. Sanki gençliğine gidip geldi.. hüzünlü bakış benim gözlerime de yansımaya başlarken kendimi toparladım ve saygın bir kararlılıkla filmi izlemeye devam ettimJ

Leon yan komşusu Mathilda ile değişik bir iletişim kurmaya başladı. Mathilda, yani bitanecik Natalie Portman daha 12 yaşında, su gibi , kendine has ve yaşına göre cekici. Mathilda’nın pislik babası, üvey annesi, üvey ablası ve 4 yaşındaki öz erkek kardeşi aynı evde pek de mutlu olmayan darmadağın bir aile olarak yaşamaya çalışıyorlar ve Mathilda bu durumdan hiç memnun değil. Psikolojik ve fiziksel şiddet görüyor. Kötü adamlarla iş birliği yapan babanın bütün ailesi öldürülüyor ve geriye sadece Mathilda kalıyor. Mathildanın da tanıdığı ve hayatta olan tek insan Leon kalıyor. Iki yalnız ve yaralı insan beraber yaşamaya başlıyor.

Ayşe teyze: bu adam robota çevirmiş kendini, sanki içini çıkarmış, kalbini fırlatmış aynı saksıda bir oraya bir buraya götürdüğü bitkisi gibi yaşıyor. Mathilda öyle mi kanı taze, fıkır fıkır. Öfkesi güçlü. Bu çirkin bu kızla baş edemez.

Beril: ee napsın kızın kimsesi yok, sokağa bıraksa anında ölür. Katil falan ama prensipleri var. kadın ve çocuklara karşı hassas.

Ayşe teyze: sevdiğini kaybetmiştir de ondan. Kızı kapının önüne koyamaz tabi ama onun hiç atmayan kalbi bir anda bu gencecik kızın heyecanını da kaldıramaz. Derler işte “davul bile dengi dengine”. 12 yaşındaki bir kız nasıl aşık olur bir düşün. Of of of.. bu gariban o gürlemelere karşılık vermeye kalkarsa ölür. Kalbi dayanmaz, diyelimki dayandı aklı dayanmaz, yanlış şeyler yapar. Amann Beril konuşturuyorsun beni filmi kaçırıyorum.

Beril: yok hiç merak etme her şeyi biliyorsun maşşallah izlemesende olur yani.

Her şey tam olarak Ayşe teyzenin dediği gibi ilerliyor tabiki! Leon yaşadığı büyük aşk acısı ve kaybın ardından kendini bir katil olarak bulmuş ve Mathilda içindeki öfkeyi kontrol edemediği için büyünce katil olmak isteyen ve kendinden en az 20 yaş büyük bir kiralık katile aşık olan bir ergene dönüşüyor. Tek değişmeyen saksıda yaşayan bitki. Huzuru değişmiyor olmasında belkide.

Leon Mathilda’nın aşk itiraflarına çok fazla kayıtsız kalamıyor ve senelerdir atmayan kalbi taşan bir baraj gibi durdurulamaz bir hızla atmaya başlıyor ve Mathilda’nın almak istediği intikamı almak için kendi hayatını tehlikeye atıyor.

Ayşe teyze: yaa olacağı buydu bak, öldü adam. Demedim mi dedim! Olsun ama güzel öldü.

Beril: nasıl güzel öldü? Kafasından vurdular adamı bir de üstüne el bombasıyla havaya uçtu. Yani bir ironi mi yaptın Ayşe teyze?

Ayşe teyze: yok be yapmadım öyle şeyler. Adam aşık öldü onu diyorum. Bu kız yokken zaten ölüydü, kız geldi dirildi, aşık oldu, kalbi atarken öldü. Kalbin atmazken ölmüşsün çok mu peh! Hem ölürken kızın intikamını da aldı daha ne istesin.

Beril: doğru tabi ama yine de kızla kavuşmayı isteyebilir mesela.

Ayşe teyze: aman Beril kavuşsa nolur el kadar kız, babası yaşında adam. Bu adam ölmeseydi bu film de olmazdı. Kim izler 12 yaşında bir kızla 40 yaşında bir adamın aşkını. Tövbe tövbe… böylesi güzel, tadında.. masum..

Vallahi doğru. Hiç böyle düşünmemiştim. Aşk illa ilişki yaşayarak olmak zorunda değil. Sana seni hatırlatan kalbini hatırlatan herşey aşk ne de olsa. ister, uğruna ölürsün, ister bu uğurda yaşarsın.. hayat.. Bu hayat aşk lazım aşkJ ayşe teyzem her filmimde varsın!

 

 

Beril Ateşoğlu
1987 Ankara doğumlu. Odtü kolejinde liseyi, Başkent üniversitesi iletişim fakültesinde burslu olarak lisansını tamamladı. 2008 yilinda kamera arkasında reji departmanında çalışmaya başladı. 10 senedir bir çok sinema filminde yardımcı yönetmenlik yaptı. En son yardımcı yönetmenliğini yaptığı sinema filmi "Kelebekler". 2015 den beri Cinedergide "Ayşe Teyze" köşesini yazıyor. Kendisinden 3. Tekil şahış gibi bahsettiği bu biyografisini yazarken çok eğlendi. Yazı yazmayı çok sever. 2 büyük hayali istediği filmi çekebilmek ve bugüne yazdığı şeyleri derleyip okunabilir hale getirmektir. Ailesine düşkündür. Hindistan en sevdiği ve en çok vakit geçirdiği yabancı ülkedir. İyi kızdır, komiktir, balık etlidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.