David Jordan (Jake Gyllenhaal) in Columbia Pictures' LIFE.

Bu hafta vizyona giren Hayat – Life son dönemin elit bilimkurgularının izinden gidiyor. Diğer bilimkurgulardan farkı ise aradığımız uzaylıların bizim düşmanımız olabileceği gerçeğine biraz kanlı bir parmak basması.

Miranda North (Rebecca Ferguson) in Columbia Pictures’ LIFE.

Bilimkurgu kendi içinde değişime uğrayan bir tür. 1930’dan 1950’lerin sonuna kadar daha fazla politik göndermeleri olan, özellikle 1980’lerin başına kadar Soğuk Savaş’ın etkilerinin görüldüğü bir tür. 1980’den sonra gerilim, korku ve aksiyon türlerinin gölgesinin altında kaldı. Alien, Event Horizon, Terminatör gibi filmleri örnek verebiliriz. Ayrıca dünyadaki yaşamı ve toplumsal yapıyı uzaya taşıyan Star Wars, Star Trek ve Dune gibi caf caflı ama çok da yeni bir şey söylemeyen bilimkurguları da anmamız gerekir. 2000’lerden sonra ise bilimkurguda yaşanan değişim Gravitiy ve Martian ile zirve yaptı. Gerçekten NASA ile bağlantısı olan bu filmler hem konuları hem de sinemasal anlatımları açısından daha gerçekçi yapımlardı. Uzayın bilinmezliği ve insanoğlunun fiziki yetersizlikleri yüzünden riskli bir mücadele verdiği uzay araştırmaları bu filmlerde anlatılırken doğal olarak gerilim ritmi yüksek öyküler seyrettik. Ama bu gerilimi Alien’daki dehşet ile karıştırmayalım. Bu filmlerin gerilimi hiç abartılmamış, uzayın karanlığının taşıdığı gerçek bir gerilimdi. Bu hafta vizyona giren Life’ta ise bir adım daha atılmış. Dışarıdan baktığınızda neredeyse bir Alien hikayesi diye tanımlayacağınız filmin öyküyü ele alış biçimi Gravitiy ve Martian’ın devamı aslında. Böyle olunca Alien’daki bütün Hollywood tarzı abartmaları benliğinden söken ve hikayeyi size çok daha gerçek bir şekilde ulaştıran bir yapımla karşı karşıya kalıyorsunuz. Nasıl Martian-Marslı filminde gerçekten bir astronot Mars’ta yalnız kalsa hayata tutunmak için yapması gerekenler mantıklı bir şekilde anlatılıyorsa Hayat filminde de Mars’ta bulunmuş neredeyse fosil şeklindeki bir tek hücrenin uzaydaki bir istasyonda hayata kazandırılması ama oynanan kumarın büyük felaketlere yol açması konu ediniliyor. Yönetmen Daniel Espinosa’nın ilk bilimkurgu filmi bu. Daha önce Safe House ve Child 44 ile hatırlayacağımız Espinosa bu filmlerinde gerilimi nasıl anlatması gerektiğini bildiğini bize kanıtlamıştı. Bu sefer yeni tür bilimkurguya ne kadar yatkın olduğunu da gösterdi. Onun sayesinde Hayat filmi Gravitiy ve Martian’dan sonra üçüncü film olarak bir üçleme oluşturdu diyebilirim. Tabii bu tür filmlerin oyunculukları da çok önemli. Martian, Matt Damon olmasa bu kadar etkileyici olabilir miydi? Aynı şekilde Gravity’de Sandra Bullock’un performansını hatırlayalım. Life’ta ise böyle tek büyük bir performans görmüyoruz. Yönetmen kalabalık sayılacak bir kadroya kısa sürelerde bu filmlerdeki gibi tekli performanslar gösterebilecekleri bir sistem yaratmış. Açıkçası oyuncularda verilen bu penaltıyı gole çevirmişler. Jake Gyllenhaal, Rebecca Ferguson, Ryan Reynolds, Hiroyuki Sanada, Olga Dihovichnaya, Ariyon Bakare öykünün içinde konunun odağını nöbetleşe bir şekilde üstlenerek filmi kotarmışlar. Çok kısa sürede hem kendi enerjileriyle filmi zenginleştirmişler hem de yönetmenin filmi çekerken NASA’da gerçek bir çalışma yapar gibi kullandığı sinemasal dile zarar vermemişler. Buna örnek olarak Ryan Reynolds’u verebilirim. Onun sempatikliği, espritüel yapısı bu öyküye zarar verebilirdi. Ama yönetmen sayesinde ve Reynolds’un iyi bir oyuncu olması sebebiyle hiç göze batmıyor hatta büyük değer katıyor. Aynı şeyi Rebecca Ferguson için de söyleyebiliriz. Filmin odağındaki asıl oyuncu ise Calvin adlı Marslı yaratık. Gerçekten mükemmel bir çalışma yapılmış. Fiziği ve yaptıklarının arkasındaki hayatta kalma güdüsü o kadar doğru verilmiş ki Alien’daki kötücül Hollywood yaratığı yerine gerçekten Mars’ta bulunabilecek ve insanların çanına ot tıkayabilecek bir yaratık var karşımızda. Üstelik filmin finalini de düşünecek olursak bu yapım gerçeğe uygun olarak biraz karamsar da kabul edilebilir. Evrenin işleyişini öğrendikçe, kurallara ve varoluşun gereklerine baktıkça iyi kalpli uzaylılar safsatasının bir Hollywood uydurması olduğu gerçeğini kabul etmeliyiz. Uzaylılar eğer varlarsa bizi sömürmek için gelirler veya dünyaya ortak olmak için. Bu film bütün bunları düşündürüyor.

 

FİLMİN KÜNYESİ
Filmin orijinal adı: Life
Yönetmen: Daniel Espinosa
Senarist: Rhett Reese
Oynayanlar: Jake Gyllenhaal, Rebecca Ferguson, Ryan Reynolds, Hiroyuki Sanada

Yapım: 2017, ABD, 103 Dak.

 

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.