Türkiye’nin ilk yerli online dizisi Masum, 27 Ocak tarihinden itibaren Blu TV’den izleyicilerle buluşmaya başladı. Hali hazırda iki bölümünün yayınlanmış olması ve Blu TV’nin 7 günlük ücretsiz deneme süresi tanıması dizinin çok sayıda izleyiciye ulaşmasını sağladı ve şimdiden gerek sosyal medyada gerekse arkadaş sohbetlerinde çokça konuşulur oldu Masum.

Konusu ve özellikle oyuncu kadrosu ile henüz yayınlanmadan dikkatleri üzerine çekmeyi başaran Masum’u, D Productions’ın yapımcılığında Berkun Oya kendi tiyatro oyunu “Bayrak”tan uyarlayıp senaryolaştırmış ve Seren Yüce’de yönetmenliğini üstlenmiş. Her biri 60 dakikalık 8 bölümden oluşan dizinin oyuncu kadrosunda Haluk Bilginer (Cevdet), Nur Sürer (Nermin), Ali Atay (Yusuf), Okan Yalabık (Tarık), Serkan Keskin (Taner), Tülin Özen (Emel), Bartu Küçükçağlayan (Selim) ve Mehmet Özgür (Selahattin) yer alıyor. (Dikkat!!! Yazının devamı spoiler içerir)

Pandora’nın Kutusunu Kim Açtı? Ailenin Çürük Elması Kim?

Masum adlı dizinin bir polisiye ve aile dramı olduğu henüz fragmanı yayınlanmadan önce bile biliniyordu. Hali hazırda bu yazı yazıldığı esnada yayınlanmış olan ilk iki bölüm, dizide bu iki türün oldukça başarılı bir şekilde harmanlandığının göstergesi oldu. Bu süreçte, bir yandan hikâye ilmek ilkmek örülürken diğer yandan yavaş yavaş karakterlerle tanışırız.

Cinayet büroda görevli Yusuf’un doğduğu ve büyüdüğü kasabaya elinde bir suç dosyası ile geri dönmesi ve bu suç dosyasının öznelerinin eski komiser Cevdet ile eşi Nermin ve küçük oğlu Tarık olması yıllar sonra bu aile ile Yusuf’un yollarının tekrar kesişmesine ve sır perdesinin aralanmasına neden olur. Yusuf onların öldüğünü sandığı ya da öyle göründüğü büyük oğulları Taner’in çocukluk arkadaşıdır. Yusuf’a bu yolculuk ve aslında gizli soruşturma sürecinde istemeden de olsa kızı Elif de eşlik eder. Elif babasından ayrı olan annesinin ve onun yeni eşinin yanından kaçarak babasının yanına gelmiştir.

Hikâye ilerledikçe yaşanan gelişmeler ve flashbacklerle (geriye dönüşlerle) büyük oğlan Taner’in aslında ölmediğini, onun yaşadığını Tarık’ın bile bilmediğini, ağabeyi ve kendi karısı Emel’i trafik kazasında öldüğünü sandığını, Tarık’ın aslında uzun zamandır şizofren olduğunu ve Cevdet’in onun durumuna ilişkin bir raporu ortadan kaldırdığını, Taner ve Cevdet arasında gergin bir durum olduğunu, Taner’in önceki süreçte bir mezar kazıp, Emel’in çalıştığı şirkette çalıştığını bildiğimiz Selim’i oraya gömdüğünü öğreniriz. Bu bilgiler bir yandan şimdiye kadar olan olaylara ilişkin bilgi verirken diğer yandan da ilerleyen süreçte yaşanacak olanlara ilişkin ipuçları veriyor. Ancak şuana kadar izlediklerimiz bir süre önce mutlu olan ya da en azından mutlu görünen ailede pandoranın kutusunu kimin açtığına ve/veya ailenin çürük elmasının kimin olduğuna ilişkin soruları şimdilik havada bırakıyor.

 

Peki, Dizi Tutar mı?

Masum, Türkiye’de ilk kez denendiği ve dizilerin çekilme ve izlenme pratiklerine yeni bir soluk getirme ihtimali olduğu için oldukça kıymetli benim için. Reklam olmadan izleyebilmek ise ayrı bir keyif. Bunların yanı sıra Masum’un özellikle süresi ve stoklu çalışılmış olması çalışma koşullarının daha elverişli olması noktasında umut ışığı yakıyor. Süre daha kısa dolayısıyla çalışma koşulları daha insanidir diye düşünmekten alamıyorum kendimi.

 

Bu olumlu noktaların yanı sıra gözüme fazlasıyla batan birkaç noktaya da değinmeden geçemeyeceğim. Bunlardan ilki bir tek bana mı fazla geldi bilmiyorum ama dizi bende zaten küfür serbest hadi bu sahnede de olsun diye bir yaklaşım sergilendiği yönünde bir his yarattı. Zira kimi sahnelerde yer alan diyaloglarda küfürlere fazla vurgu vardı.Masum’un beni en çok cezbeden noktalarından bir diğer dizilerimize kıyasla kısa süresine istinaden gereksiz uzun çekim ve diyaloglara yer verilmemiş olması yönündeki beklentimdi. Ama kimi noktalarda bu konuda hayal kırıklığına uğradım ve dizinin ilerleyen bölümleri için tedirgin olmadım desem yalan olur. Bu sahnelerden ilki Tarık’ın kayalıklarda Emel’in hayaliyle oturduğu ve sonradan denize atladığını düşündüğü sahnede Cevdet ve Yusuf’un onun ne yaptığına anlam veremediklerine ilişkin diyaloglarında yer alan gereksiz tekrar ve açıklamalardı. Bir diğer sahne ise ağaçtan düştükten sonra ameliyatın ardından odada yatan Elif’in başında bekleyen Yusuf’a hemşirenin   “Hiç bir şey yemediniz herhâlde… Kantin kapanacak” diye haber vermesi. Öyle tahmin ediyorum ki bu diyalog bir tek bana gerçekten uzak gelmemiştir.

 

 

 

Bunlar ufak ayrıntılar genel anlamda dizinin senaryosu, karakterizasyonu, prodüksiyonu, ses tasarımı gibi bir çok noktada başarılı olduğunu düşünüyorum. Umarım izleyicilerin dizilerden beklentilerinde olumlu yönde bir değişim yaratmaya yardımcı olur Masum.                                                                      Nergiz KARADAŞ

Nergiz Karadaş
Ankara doğumlu olan Nergiz Karadaş, 2007 yılında Başkent Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Radyo TV ve Sinema bölümünü bitirdikten sonra Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Radyo TV ve Sinema Anabilim dalında “Türk Sinemasında Bir Oyunculuk Analizi: Şener Şen Örneği” başlıklı yüksek lisans tezini tamamladı. 2017 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sinema-TV Anabilim Dalı’nda “1980 Sonrası Türk Sineması’nda Zenginlik Temsilleri Üzerine Bir Alımlama Çalışması” başlıklı doktora tezini tamamlamıştır. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölümünde Dr Öğretim Üyesi olarak çalışmaktadır. İki yılı aşkın bir süredir Cinedergi’de dizi kritik yazarı olan Nergiz Karadaş’ın uluslar arası ve ulusal hakemli dergilerde, kitaplarda sinema ve kültürel çalışmalar ile ilgili yazılmış makaleleri bulunmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.