En son 2007 senesinde Cannes’daydım, Cinemania programının çekimi için. Bu denli büyük, şaşaalı ve büyüleyici bir festivalde ilk kez bulunuyordum. Yıllar sonra tekrar gittiğimde hislerim değişmedi yine. Cannes, görkemini ve sektörel liderliğini hala koruyor. Diğer festivallerin Cannes olma çabaları ise nafile…

Gelelim Cannes’da bu yılki ortama. Cannes Film Festivali bildiğiniz üzere Ken Loach’ın zaferiyle sonuçlandı. Çoğu sektör profesyoneli ve film eleştirmenini ters köşeye yatırdı Loach. Usta yönetmeni ne kadar sevdiğimi her fırsatta dile getiririm. Filmini izleyemedim ancak eminim ki o ödülü sonuna dek hak etmiştir. Genel anlamda yarışan filmlerin güçlü olduğunu söylemek mümkün. Ancak Türkiye açısından pek verimli bir yıl olmadı. Geçtiğimiz yıllardaki Türkiye rüzgarı maalesef bu yıl esmedi. Kayda değer tek başarı “Albüm” filminin oldu. Yapımcıların, dağıtımcıların, yönetmenlerin ve tv kanallarının çok kazançlı anlaşmalara imza atamadıklarına yakinen tanık oldum. Kısacası uzun metraj anlamında memleket için sönük geçti Cannes.

Kısa film dünyasına gelecek olursak… Ağırlıklı olarak Cannes’da kısa filme ve kısa filmcilere daha yakın durdum. Eda Sürmeli’nin yapımcılığını yaptığı “Gabra” adlı kısa film Short Film Corner’a seçilmişti. Eda Sürmeli, Kemal Erdurak ve Murat Vela Derman’dan oluşan film ekibine ben de dahil olarak Cannes’a ayak basmıştım. Buradan kendilerine teşekkürü de bir borç bilirim. Oldukça keyifli günler geçirdik. “Gabra”yı tanıttık. Röportajlar yaptık. Hatta yüzlerce proje içinden Shorts TV’nin düzenlediği çok önemli bir özel yarışmanın ilk yirmisine kaldı bu ekip. Güzel deneyimdi. Eda, mülteci sorununa dikkat çeken Gabra’nın uzun metrajı için yabancı şirket ve yapımcılarla verimli temaslarda bulundu. Ayrıca çekeceği iki uzun metraj film için de güzel toplantılar gerçekleştirdi. Şimdiden heyecanla güzel sonuçları bekliyorum.

Cannes’a varır varmaz gerek kısa gerekse uzun metrajla ilgilenen arkadaşlardan mesajlar geldi, Fırat buluşalım, diye. Elimden geldiğince ve koşuşturma sırasında fırsat buldukça kendileriyle görüştüm. Cannes’la ilgili düşüncelerini aldım. Orada bulunmaktan büyük keyif alan yönetmen arkadaşlar kendileri için büyük bir deneyim olduğunu da her fırsatta dile getiriyorlardı. Yeni insanlarla tanışmak, diğer örnekleri izlemek büyük bir şans. Biraz Short film Corner’ın ne olduğundan bahsetmem gerek. Zira Türkiye’den bakınca bu konu oldukça yanlış anlaşılıyor. Short Film Corner’a online olarak kısanızla başvuruyorsunuz. On binlerce başvuru arasından seçilirseniz ortalama 1000 filmlik bir seçkinin içine girmeye hak kazanıyorsunuz. Türkiye’den yaklaşık 35 film bu seçkiye katılmaya hak kazanmıştı. Fena bir sayı değil bence. Cannes’da fuar alanına kurulan bir stand Short Film Corner’a ayrılıyor. 15-20 bilgisayarın bulunduğu bu alana uzun bir kuyruk sırasıyla ulaşabiliyorsunuz. Akreditasyon kartınızı göstererek içeri girip boş bir masaya oturuyor ve dilediğiniz filmi izleyebiliyorsunuz. Tabi siz kuyruktayken kısa film yönetmenleri yanınıza gelip kendi filmlerine ait broşürleri size vererek dikkatinizi çekmeye çalışıyorlar. Bu noktada bazen uzun sohbetler de olmuyor değil. Bu sohbetler bazen arkadaşlığa bazen de iş ortaklıklarına evrilebiliyor. Short Film Corner’da filmi olan yönetmenler kendilerine verilen şifrelerle filmlerini kaç kişinin izlediklerini sistemden kontrol edebiliyorlar. Genel olarak Short Film Corner süreci bu şekilde yürüyor. Yani, herhangi bir kısa filmin Türkiye’den Short Film Corner’a katılması ana yarışmaya katılması anlamına gelmiyor. Ama yine de büyük bir başarı.

Benim kısacı arkadaşlara en büyük tavsiyem şu. Önünüzde neredeyse bir yıla yakın bir süreç var. Kısa filmlerinizi Short Film Corner’a göndermek çok zor bir işlem değil. Cannes Film Festivali’nin web sayfasını Ocak başından itibaren kontrol ederseniz online başvuruyu kaçırmazsınız. Filminiz oraya seçildiği takdirde Cannes’da geçerliliği fena olmayan bir akreditasyon kartına da hak kazanıyorsunuz. Bu da ana gala filmlerine giriş hariç bir çok yere rahatça girip çıkmanızı sağlayacak bir kart. Cannes Film Festivali maalesef konaklama ve ulaşım masraflarınızı karşılamayacak ancak kalacağınız yeri ve uçak biletinizi 2-3 ay öncesinden hallederseniz ve Cannes’da harcamalarınızda lükse kaçmazsanız (ki çok pahalı bir yer) 2.500 – 3.000 TL’ye bir hafta kalabilirsiniz. Bu, kısacılar, özellikle de öğrenci arkadaşlar için yüksek bir meblağmış gibi gelebilir. Ancak benim tavsiyem şimdiden bir kenara para atmaya başlayın. Çünkü orada yaşayacağınız deneyimin hiçbir maddi karşılığı yok!

Son olarak sinema sektöründe çok sevdiğim, saygı duyduğum, yaptığı işlerle sinemamıza güzel katkılar sağlayan Nesim Bencoya ve sevgili eşi Nihan Bencoya da Hezarfen Film Galeri ile Shorts Film Corner’da yer alıyorlardı. Bir sonraki sayfada kendilerine bizzat Hezarfen Film Galeri “Shorts From Turkey” mevzusunu anlattırdım. İyi okumalar…

Hezarfen Film Galeri “Shorts From Turkey”

Bu yıl ilk defa başlatmış olduğumuz Hezarfen Film Galeri – Shorts From Turkey özel seçkisini oluştururken; daha önceki çalışmalarımızdan takip ettiğimiz kısa film yönetmenlerinden ve yapımcıların önerilerini göz önünde tuttuk ve duyuru şeklinde değil özel olarak arayarak seçkiye katılımları sağladık. Filmleri seçerken çeşitli türlerde olmasına özen gösterdik ve 1 Haziran 2015 tarihinden sonraki yapımları değerlendirdik. Bu seçimler sırasında kısa film yönetmenleri ve yapımcılarıyla birçok diyaloglarımız oldu. Short Film Corner için genel olarak yanlış bir algının varlığı olduğu dikkatimizi çekti. Short Film Corner genel olarak Cannes’ın ana kısa yarışması ile bir karşılaştırılmaya sokuluyor fakat birbirinden bambaşka şeyler. Short Film Corner’da kısa film ile ilgilenen tüm profesyonellerin yani alıcılar, program direktörleri, festival direktörleri, televizyon programcılarının digital ortamda filmleri izleyip seçmesi durumu var. Burada filmi olan yönetmenlerin de birbirleri arasında filmlerini seyrettirmeleri için bir rekabet ortamı var. Her yönetmen ya da yapımcı filmin promosyonunu yapıp, izlenirlik oranını arttırmaya çalışıyor bu da marketing deneyimi kazanması anlamına geliyor.

Bu aşamada Hezarfen Film Galeri – Shorts From Turkey özel seçkisiyle yer almayı, kısa film ile uğraşan biri olarak çok önemseyerek, görünürlüğümüzü etkileyen ve arttıran bir konumda oluyoruz. Katılımcılarla Cannes deneyimini konuştuk, kurmuş oldukları ilişkiler bizi çok mutlu etti. Filmlerini tanıtırken, yeni profesyonellerle tanışıklıklar, gelecekteki projeleri için motive eden bir deneyim oldu. Kısa film yapım aşaması ve deneyimlerini paylaşan profesyonellerin master-class ve workshoplarına katılma fırsatları oldu. Naomi Kawase, Brilante Mendoza, Alejandro Gonzalez Inarritu gibi yönetmenlerin tavsiyeleri dinlemek genç yönetmenler için gerçek bir deneyim oldu. Hezarfen Film Galeri direktörü Nesim Bencoya’nın da danışman olarak katıldığı iki atölye gerçekleşti.

Yönetmen, kısa filmini çektikten sonra film başka bir yolculuğa çıkıyor ki, bu deneyimin bir sonraki projeleri için de çok belirleyici olduğuna inanıyoruz. Türkiye’deki kısa filmcileri çok önemsiyoruz. Filmlerinde estetik ve anlatımlarındaki yenilikleri görmek bizi çok heyecanlandırıyor. Kısa filmleri, her zaman daha alternatif, bağımsız ve yenilikçi buluyoruz.

 

Nesim ve Nihan Bencoya

Fırat Sayıcı
1979, İstanbul doğumlu. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema-tv üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali'nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Şu an aynı bölümde doktorasını yapmaktadır. SİYAD üyesidir. TRT'de metin yazarı olarak başladığı televizyon macerasında birçok kanalda çeşitli programlarda görev aldı, sinema programları yaptı. Kurduğu Mad Informatics Ajansı’yla sinema-tv ve eğlence sektörüne PR ve sosyal medya hizmeti vermeye başlamıştır. "Türk Sinemasında Gerçekçilik" ve "Yeni Başlamayanlar İçin Sinema" adında iki sinema kitabı yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.