Türk sinemasının yeni yüzü romantik komediler. Bu hafta vizyona giren Aşkolsun filminin oyuncuları Sedef Avcı ve İlker Aksum sorularımızı cevapladı.

Türk sineması eğer endüstri olacaksa gişe filmlerinin de belirli kaliteyi tuturması lazım. Üstelik konularının da belirli bir renkliliğie ulaşması gerekir. Kısacası sadece kır filmleri veya taşra öyküleriyle bir yere varamayız. Artık sinema toplumun geçirdiği değişimi kendi üzerinden de yansıtabilmeli. Hep nerede şehir öyküleri, burjuva sınıfının filmleri derdik? İşte yavaş yavaş sinemamızda bu taraflara dalmaya başladı. Şimdilik romantik komediler üzerinden şehirli hikayelerini seyretsek te, gelecek için bir umut vat ettiği gerçek. Aşkolsun filminin oyuncuları Sedef Avcı ve İlker Aksum’a bu soruları sorduk, bakın neler dediler.

Senaryo size geldiğinde sizi etkileyen şey ne oldu?

Sedef Avcı: Bugüne kadar canlandırdığım karakterlerden daha farklı bir karakter olması beni etkiledi. Aynı zamanda filmin konusu da Türkiye’de bugüne kadar hiç işlenmemiş bir konu. Çok eğlenceli ve kadın erkek ilişkilerine her iki açıdan da bakıyor. Zaten yapımcımız da hem kadın hem erkek gözü ile filmin aktarılabilmesi, her iki tarafın da duygu ve düşüncelerini ifade edebilmesii için Türkiye’de ilk defa bir kadın ve bir erkek yönetmen ile tek yönetmen gibi çalışmak istemişti ve öyle de oldu.

İlker Aksum: Hikaye çok sıcaktı kendime yakıştırdım rolü, rol arkadaşlarımla da iyi bir ortam oluşturduk, güzeldi.

Rolünüzü biraz anlatabilir misiniz?

Sedef Avcı: Pınar idealist mantıklı ve güçlü ama duygusal da bir kadın. Filmi izleyen tüm kadınların onun gibi güçlü olmak isteyeceğine eminim.

İlker Aksum: Rolüm kısaca şöyle; Aşk acısı çekenleri veya bir şekilde svgilisinden eşinden ayrılan insanları bir araya getirmek sebeplerini araştırmak   ve tamir etmeye çalışmak. Aşkdoktoru yani.

Hollywood’ta komediyi üstünde taşıyan ve güzel kadın portresine de uyan isimler var. Mesela Meg Ryan, Goldie Hawn gibi. Türkiye’de özellikle komedide kadınların beyazperdede geri plana itildiğini düşünüyor musunuz?

Sedef Avcı: Geri itildiklerini düşünmüyorum. Yani en azından benim komedi olarak gördüğüm filmlerde kadınlar geri planda değiller. Kadın karakterlerin taşıdığı filmler anlamında da bence henüz yolun başındayız ve artarak devam edeceğini düşünüyorum.

Türk sinemasında burjuva sınıfının veya başka değişle şehirli insanın hikayelerinin yeterince yer aldığına inanıyor musunuz?

İlker Aksum: Türk sinemasında son dönemlerde hertürden işler yapılıyor, çünkü sektör gelişmeye başladı ekonomik açıdan da getirileri   gayet üst seviyelere çıktığı için sinema sektörü çok hızlı. Ama tabii ki halkımızın mahalle kültürü hikayeleri daha çok hoşuna gidiyor. Romantik komedi türünde işler biraz daha   kısıtlı kitleye hitab ediyor ama , hikayenizi iyi işlerseniz anlatım düzgün olursa seyirciye geçmesi daha kolay olur ve geçer, bizim filmimizde beğenilir umarım.

Sedef Avcı: Romantik komediler de sınıfsal bir Ayrım olduğunu düşünmemiştim. Sonuçta konu aşk ve komedi bunun için burjuva olmak gerekmiyor. Konu kadın erkek ilişkisi olunca burda bir sınıf ayrımı olması saçma olur diye düşünüyorum. Aşk, romantizm varsa bir filmin içinde hangi tür film olursa olsun ister şehirli bir aile ister Anadolu’da küçük bir kasabada farketmeyeceğini düşünüyorum. Şehirli filmlerin de sayısının önümüzdeki dönemde daha da artacağına inanıyorum. Şu an komedi daha çok yerel unsurlardan faydalanıyor, önümüzdeki yıllarda daha genele yayılacağına inanıyorum.

Romantik Komedi serisi ve Aşk Olsun benzerlikler taşıyan yapımlar bu rollerin bu şekilde üstüste gelmesinin sebebi sizce nedir?

Sedef Avcı: Evet ikiside romantik komedi tarzında filmler. Sadece bu tarz filmler gelmiyor. Tabi benim aralarından beğenip seçtiğim filmler bunlar.Ben de sinema için gerçekten beğendiğim ve inandığım filmlerde yer almayı tercih ediyorum. Zaten senaryoyu okuduğunuzda o filmin içinde olup olmama isteğiniz belirliyor içinizde. Aşk Olsun filminin senaryosunu bir gecede okudum çok beğendim . Okumayı bitirdiğim anda içimdeki duygu şuydu “Mutlaka ben bu filmde olmalıyım Pınar’ı canlandırmalıyım” Çok da güzel bir film oldu gerçekten, sıcak, komik, romantik , hayatın içinden ve herkesin kendi hayatından bir şeyler bulabileceği bir film oldu. Bu film bence aşıklara , aşktan yana biraz derdi olanlara iyi gelecek. Sempatik bir film oldu sonuçta..

Bazı rollere hazırlanırken (Tarihi karakterler veya kör bir insan) gözlem ve araştırma gerekir. Halbuki bazı roller sizin biriktirdiklerinizden ortaya çıkar. Bu rol biraz öyle sanıyorum. Bu role kendinizden ne gibi katkılar yaptınız?

İlker Aksum: Bu rol aslında sinemada birçok defa işlenmiş bir rol, Hollywood sinemasında bolca örneği var , bir çoğunu da izledim. Rolün en önemli özelliği doğal ve inandırıcı olabilmesi , bu da tabii biraz tecrübe ister , elimden geleni yaptım umarım seyirci de beğenir .

Sedef Avcı: Bende Pınar gibi kendi hayatımda hayata ve insanlara karşı güçlü durmaya çalışan, kolay pes etmeyen ve ne istediğini bilen bir kadınım. Sanırım en çok hayata karşı duruşumuz ve hayata bakış açımız benziyordu Pınar ile bu konuda kendimden beslendiğimi düşünüyorum. Pınar da modern bir Türk kadını ne istediğini bilen , çalışan, ama aşık da olan seven, üzülen hayatın içinden yani.

Türk sinemasında etkilendiğiniz oyuncular kimlerdir?

Sedef Avcı: Gülşen Bubikoğlu, Başak Köklükaya

İlker Aksum: Şener Şen, Sadri Alışık , Uğur Yücel, Erdal Özyağcılar ilk sayabileceklerim.

Sinemamızda son dönem oyuncuların daha çok dizilerden geldiğini görüyoruz. Bu anlamda sinema ve dizi oyunculuğunun farkları olduğunu kabul eder misiniz? Eğer teknik olarak farkları varsa şu an sinema oyunculuğu açısından bir dezavantaj yaşanıyor mu?

İlker Aksum: Aslında dizi veya sinema oyuncusu diye bir ayırımdan öte eğitimli ve alaylı diye bir ayrımdan bahsedebiliriz . Eğitimli bir oyuncu   yıllar süren çalışmanın sonunda kendini ekranda veya sahnede bulur. Alaylı arkadaşlarda bir gecede kendini ekranda bulabilir, sahnede demiyorum. Sinema perdesi oyuncuyu ayna gibi yansıtır , dizilerde   ilk bölümü 1 ayda çekersin oturtursun ama sinemada toplam filmin tamamı için 20 günün var   herşey oturmuş olmalı zaten.

Sedef Avcı: Eskiden böyle bir Ayrım vardı belki ama şu an her ikisinde de aynı oyuncular oynuyor ve birbirlerini beslediklerini düşünüyorum.

Kamera arkasına veya senaryo yazımına ilginiz var mı?

İlker Aksum: Önümüzde ki dönemlerde biz de birşeyler yapmak istiyoruz, hikayeler var ama senaryoya dökmek profesyonellerin işi. Sinema için iyi bir birikim de gerekli.

Sedef Avcı: Yok ben sadece kamera önüyle ilgileniyorum. Öyle bir düşüncem ve çabam hiç olmadı, ben oyuncu olmaktan ve kameranın önünde bana düşen görevleri yerine getirmekten keyif alıyorum. Çok severek yapıyorum oyunculuğu bu yüzden hiç başka bir kulvar düşünmedim ve arayışım da olmadı zaten.

Birçok sinema filminiz var (10) normalde bu kadar filmde oynamak için bilinçli bir tercih söz konusu olmalı. Bu sizin kariyer planlamanız mı? Sinemanın önemi nereden geliyor?

İlker Aksum: Sinema filmi, işimiz bu. Sinemayı ve tiyatroyu ayrı ayrı seviyorum, televizyon halka ulaşmak adına en önemli unsur, ekonomik yönden de dizi önemli. Şu anda dizi yapmıyorum ama sinema filmi ve bir müzikalimiz var. Tim Show Center’da Balım Müzikali’ni sergiliyoruz.

Filmlerinize baktığımızda hem dram hem komedi var. Komedide sizi en zorlayan şey nedir?

İlker Aksum: İnsanları ağlatmak kolaydır, güldürmek zordur. Ben her ikisinide seviyorum, severek oynuyorum, bu da seyirciye geçiyor herhalde .

İzleyiciler için filmle ilgili benim size sormadığım ama sizin söylemek istediğiniz birşey var mı?

İlker Aksum: Filmimiz sıcak bir film oldu. Yaz aylarına girerken insan bir tık daha heyecanlı olur, yaz aşkları falan. İzleyicilerin bu filmle keyifli zaman geçirmelerini dilerim. Sinemadan çıktıklarında “Keyifliydi ya” demeleri beni çok mutlu eder.

 

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.