Tom Cruise’ın filmografisine baktığımız zaman birçok türden film görmek mümkün. Başlarda yakışıklılığı ile kotardığı çerez filmlerden sonra aynı yılda hem Kokteyl hem de Yağmur Adam(1988)’da oynamayı başarması aslında kariyerinde daldan dala atlayacağını da hissettiriyordu. Hem dram hem aksiyon filmlerinin aranan oyuncusu olmasının yanında değişik türlere de yönelmeyi ihmal etmedi. Bunun için de beğendiği senaryoları kendine başrolleri vererek, prodüktör olarak da çekmeye ve resmen Hollywood’u kendi oyuncağı gibi kullanmaya başladı.

İki binli yıllara geldiğimizde ise Cruise’ın blockbuster (gişe filmleri) bombardımanı farklı bir yola girdi. İlginçtir ki yeni yüzyılın en ilginç inanç sistemlerinden Scientology’nin yüzü olmaya başlaması da bu döneme denk gelir. Scientology’nin uzaylılarla ilgisi bilinen bir gerçek. Kapalı bir inanç sistemi olsa da wiki’den aldığım nota göre kilisenin inancı şu şekilde “Bundan 175 milyon yıl önce hüküm süren galaktik bir konfederasyonun lideri Xenu isimli varlık, anlaşmazlık yaşadığı milyarlarca varlığı dünyamıza göndererek Hawaii yakınlarında bir yanardağa attırmıştır. Günümüzde insanların yaşadığı acı ve sıkıntıların kaynağı halen yeryüzünde olan o varlıkların ruhlarıdır.” İlk bakışta kurucusu L. Ron Hubbard’ı bir bilim kurgu yazarı olarak görmek mümkün.

Cruise’ın bu kiliseyi benimsemesinden sonra bilim kurgu filmlerinde başrol almaya başlaması ise bu açıdan bakınca normal görünüyor. Ancak bu tutumu Amerikan seyircisi tarafından bir tepki ile karşılandı ve parodi unsuru olmaya başladı. Belki de bu yüzden Cruise’un kariyeri de fazla ciddiye alınmamaya başlandı artık. Ancak o bildiği yoldan gitmeye devam ediyor, öyle ki iki yıl üst üste bilim kurgu hiti çevirecek gücü kendisinde görüyor. Biz de fırsat bu fırsat diyerek Cruise filmografisindeki bilim kurgu eserlerine kronolojik olarak şöyle bir bakalım dedik…

1. Vanilla Sky (2001)

Cameron Crowe’un yönetimindeki film aslında Cruise ve Crowe’un seyredip, altyazı bile okumaktan aciz Amerikalılar için Hollywood versiyonunu çekmek istedikleri Alejandro Amenábar başyapıtı Aç Gözünü “Abre los ojos” (1997)’nün re-make’idir. Filmde orijinal filmde de oynayan Penelope Cruz’u yine aynı fettan güzel rolünde görürüz ve böylece Cruise’un Kidman ile kurduğu aile de dağılır. 1999 yılında Kidman ile gözleri sımsıkı kapatan Cruise da Aç Gözünü’nün re-make’inde bir aydınlanma yaşayacaktır.

Filmde David Aames (Cruise) başarılı bir yayıncı ve kadınların göz bebeğidir. Ancak eski sevgilisi onu bir kadının evinden çıkarken görür ve tartışmadan sonra bir araba kazası geçirirler. Kazadan sonra Cruise’un hayatı tam bir bilinmezliğe girer. Sofia Serrano (Penélope Cruz) ile ilişkisi devam etmekte ancak Julie Gianni (Cameron Diaz)’nin hayaleti onu rahat bırakmamaktadır. Gerçek ve düş birbirine karışmıştır. Aames gerçekleri algılamak için sistemi zorlar ve bilmek istemeyeceği bir hayata doğru ilerler.

Film bence ne kadar orijinalini aratsa da Cruise’un bilim kurguları içinde en üst sırada bulunmaktadır. Tabii bunda bilim kurgudan ne anladığınıza bağlı. Büyük robotlar ve dev savaşlar istiyorsanız sıradaki filmlere geçelim.

2. Minority Report (2002)

Spielberg ve Cruise ortaklığının ilk meyvesi olan Azınlık Raporu, Philip K. Dick ustanın kısa hikayesinden senaryolaştırıldı. Zamanın ötesinde efektleri ile ilgiyi üzerine çeken yapım bilim kurgudan beklediğim modern şehir tasarımları, uçmayan ama dikine yollarda giden araçlar, teknolojik ıvır zıvır ekipmanlar ile dikkat çekiyordu.

2054 yılında suç önceden belirlenerek önlenmektedir. Precrime adı verilen bu ekip geleceği görebilen özel güçlü insanlar (Pre-Cog) yardımı ile suçları tespit edip ortadan kaldırmaktadır. John Anderton (Cruise) ekibin başındadır ve sistemin kusursuzluğuna inanmaktadır. Ta ki bir gün kendisinin 36 saat içinde birini öldüreceğini öğrenene kadar. Anderton kendisine kurulan tuzağı bozmaya ve suçsuzluğunu ispat için Azınlık Raporu denilen ve başka bir geleceğin mümkün olduğunu söyleyen Pre-Cog Agatha’yı bulmaya çalışır.

3. War of the Worlds (2005)

Tom Cruise önce naif bir yapımla daha sonra blockbuster olmasına rağmen kişisel bir bilim kurgu macera ile karşımıza çıktıktan sonra “Sen Cruise’sun büyük düşün!” der ve Spielberg ile bir kez daha bir araya gelerek Dünya Savaşı’nda çocuklarını ve dünyayı uzaylı istilasından kurtarmaya çalışan baba olur.

Ray Ferrier (Cruise) babalık görevlerinin pek de farkında olmayan bir adamdır. Eski karısı, Ray’den olan kızı ve oğlunu bir hafta sonu ona bırakıp eşi ile tatile çıkmak ister. Ancak uzaylılar da tam o anda harekete geçer ve Ray’in yabancısı olduğu çocuklarla beraber bir yaşam savaşı vermelerine neden olur.

Spielberg’in yıllarca uzaylıları dostumuz gibi gösterdikten sonra para için kendini sattığını düşündüren bu uzaylı istilası filmi ile hayranlarını üzmüştü. 1953 yapımı bilim kurgu klasiğinin re-make’i olan yapım aynı zamanda H. G. Wells’in klasik bilim kurgu eserine dayanır. Hani bazen her koşul yerine gelmiş olmasına rağmen doğru olmayan bir şeyler olur bazı filmlerde. Dünyalar Savaşı da ne yazık ki böyle bir film. Yönetmen, oyuncular, efektler, senaryo iyi ama ortaya konulan eser vasat bir sinema filmi.

4. Oblivion (2013)

War of the Worlds’deki hayal kırıklığından sonra Cruise’un karizması da yara almaya başladı. Tutunmak için elindeki Mission Impossible serisine el atsa da tekrar istediği popülerliği kazanamadı. Ancak bilim kurgulara 2013 yılında tekrar dönmeyi bildi.

Geçen sezonun iyi bilim kurgularından olan Oblivion, aslında bilim kurgu seyircisini ikiye böldü, Tom Cruise’a rağmen filmi beğenenler ve filmden nefret edenler. Öncelikle filmi merakla beklediğim Neill Blomkamp’un Elysium: Yeni Cennet (2013)’inden çok daha başarılı bulduğumu belirteyim. Neredeyse aynı zaman diliminde izlediğimiz ve bu yüzden karşılaştırdığım bu iki filmden Oblivion çok daha enteresan ve güzel bir hikaye örgüsüne sahip. Tabi bilim kurgu edebiyatını yutmuş bir izleyici filmin yarısından itibaren sondaki sürprizi yakalayabiliyor ancak yine de bu durum bile seyir zevkini düşürmüyor.

Aslında Wall-E’ye paralel bir hikayesi olan yapımda dünyada son kalan drone tamircisi Jack’in sistemi sorgulama macerasını seyrediyoruz. Drone’lar dünyada kalan son hayat belirtilerini toplar ve uzaylı yaratık Scav’larla savaşırken Jack de onlara bakıcılık yapmakla görevlidir. Ancak hayallerindeki bir kadın(Vanilla Sky??) ona başka bir gerçekliğin olduğunu gösterir. Jack yaşadığı distopyayı kavramaya çalışırken belki de insanlığın son kozu olacaktır.

5. Edge of Tomorrow (2014)

Yaz sezonunun beklenen yapımlarından Edge of Tomorrow’da ise bir kez daha büyük bir bilim kurgu filminde Tom Cruise ile beraber olacağız. All You Need Is Kill olan adı daha sonra değiştirilen yapım Japon yazar Chohei Kambayashi’nin serisine dayanıyor. Lt. Col. Bill Cage rolüyle karşımıza çıkan Cruise yüksek teknoloji robotik savaş kıyafeti (tanımlama için zorlandım) ile uzaylılarla savaşmaktadır. Ancak ölümü ile sonuçlanan bu savaşta sürekli aynı savaşı yaşadığını anlar. Zamanla girdiği bu döngüden kurtulmak için taktiklerini geliştirmeye karar verir.

Time Loop (belli bir zamanda takılma) denilen bu olayı 1993 yapımı Groundhog Day’de sevmiştik. Daha sonra bir tren patlaması olayında Yasam Şifresi “Source Code”(2011) ile karşımıza çıkan alt tür aslında X-Files’dan Supernatural’a bir çok dizide de zaman zaman konu edilmiştir.

Bakalım Bourne serisinden tanıdığımız Doug Liman’ın yönettiği, Cruise’un bu yeni bilim-kurgu denemesinde karşımıza nasıl bir iş çıkacak. Yaz sıcaklarında bilim kurgu sevdalılarına iyi geleceğini umarım.

Masis Üşenmez

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.