Nuri Bilge Ceylan’ın gizli kadınları

Altın Koza’da Türkiye prömiyerini yapan Bir Zamanlar Anadolu’da Nuri Bilge Ceylan‘ın dev kariyerinin en iyi filmi. Bütünüyle erkek karakterler arasında geçen hikayenin ana merkezinde ise kadınlar var. Gerçek hayatta olduğu gibi…

Nuri Bilge Ceylan’ı övmek o kadar kolay ki. Arkasında bıraktığı filmler ve ödüller onun hakkında yazı yazarken size müthiş bir destek sağlıyor. Bu durum ise açıkçası artık biraz benim canımı sıkıyor. Özellikle bu hafta vizyona giren Bir Zamanlar Anadolu’da filminin Adana Altın Koza Film Festivali’ndeki prömiyerini seyrettikten sonra bu sıkıntıyı daha çok yaşadım. Cannes Film Festivali’nde Büyük Jüri Özel ödülünü alan bir filmin eleştirisini yapmak daha önce pişirilmiş bir yemeği tekrar ısıtıp yemek gibi. Bu duygularla filmi seyretmeye başladım. 150 dakika süren filmin bir tek sahnesinde bile ilgim kaybolmadı. Bir başyapıt, bunun sebebine gelince… Ceylan filmini çekerken öyle bir yol izlemiş ki öykünün asıl derdi derinlerde gizli. Bu derinler izleyicinin ulaşamayacağı kadar aşağılarda değil. Bozkırda üç arabalık bir topluluk yol alır. Gecenin karanlığında arabaların farları içindeki insanların yolculuk boyunca kendi hikayelerini aydınlatır. Tarantino vari “geyikler” gerçek hayatların birebir yansımalarını perdeye taşır. Bir katil görevlilere öldürdüğü adamın cesedini göstermek için arabadadır. Katili canlandıran Fırat Tanış’ın aykırı fiziği, keskin yüz hatları ve muhteşem oyunculuğunu tartışamayız. Komiser Naci cesedi hemen bulup günlük sıkıntılarına dönmek için koşuşturur. Özellikle savcının baskısı onu çileden çıkarır. Yılmaz Erdoğan Komser Naci’yi başarıyla canlandırmış. Savcı ise bozkırdaki bu yorucu yolculuğun hemen bitmesini ister. Bir gün sonra Ankara’ya bürokratik saçmalıklarına dönecektir. Taner Birsel’i bu filmde tekrar tanıdım. Bakışlarıyla, küçük mimiklerle insan acısını bu kadar dışarıda yaşayabilir. Bütün bu insanları izleyen, onlardan olamayan doktor ise bu hikayenin ortak noktasıdır. Bir anlamda aslında filmi biz onun gözünden de yaşarız. Muhammet Uzuner bir kasaba doktorunun oğlu mu acaba? Yoksa bu doktoru nasıl bu kadar gerçek canlandırabilir ki? Bunlar filmin baş karakterleri. Bir de yan karakterler var ki filmin asıl derinliğini belki de onlar sağlıyor. Mesela Ercan Kesal bir köy muhtarını canlandırıyor, filmin karanlık ve ağır akışı onun sayesinde kara mizaha kavuşuyor. Öldürülen Yaşar’ın karısını canlandıran Nihan Okuyucu karanlık gözlerinin derinliklerinde yaşanmış günahlarının şehvetli izlerini taşıyor. Katilin kardeşini canlandıran Burhan Yıldız filmde iki kere konuşuyor ama katilin insan tarafını bize o resmediyor. Burhan Yıldız’ın performansı büyüleyici. Belki de filmin bütün sırrını neredeyse diyalogsuz bir şekilde bize anlatıyor. Tabii Ahmet Mumtaz Taylan gibi artık ustalık belgesini cebinde taşıyan oyuncuların performansı da var. Bütün bu mükemmel oyunculuklar, geyikler ve karamizahı Anadolu’nun bağrına diken diyaloglar evrensel bir belirlemeyi gizliyor. Doktorun, komserin, savcının ve tabii katilin kendi hikayelerinin birleştiği bir nokta var. Bütün bu erkek dünyasının nasıl kadın kavramının üstünde dolaştığı, ona bağlı olduğu ve hatta esir olduğu filmin odağını oluşturuyor. Komiserin karısı hastalıklı çocuklarıyla beraber Komiser Naci’nin hayatını belirleyen figür. Katil bu cinayeti bir kadın için işlemiş. Savcının eşi aldatılmanın cezasını kandini öldürerek vermiş. Doktor ise sevdiği kadın tarafından terk edilip, hayata küsmüş. Her birinde bir kadın ve onlar tarafından yönlendirilen erkek hikayeleri. Zaten Anadolu da kadın değil midir? Hep yaşam vermez mi toprağı, bütün kültürleri doğurmamış mıdır dünya tarihi boyunca. Şimdi işin can alıcı kısmına gelelim. Bir zamanlar Anadolu’da filminin fiziği olmayan kadınının ruhu biz erkekleri hep yok oluşa sürükler. Biz onları katledilen Yaşar’ın karısı dışında vücut bulmuş olarak asla göremeyiz. Bu demek ki filmdeki kadın biraz da bizim imgelerimizin yarattığı bir şey. Yani kadının olduğu değil bizim yorumladığımız hali. Biz derken Nuri Bilge Ceylan, Komiser Naci, katil, doktor, ben, sen ve diğer erkekler. Nuri Bilge Ceylan’ın filminin evrenselliği de burada yatıyor zaten. Şimdi biz tutup Nuri Bilge Ceylan’a Altın Bamya ödülü verebiliriz. Ama erkeğin zihnindeki kadın figürünün bize verdiği acıyı yok edemeyiz. Filmin finalinde doktorun yüzüne sıçrayan kan damlası belki de bu acının bir damgası. Doktor her ne kadar olayların dışında bir gözlemci olsa da son sahnede öyle bir karar veriyor ki bütün hikayeyi o sonlandırıyor. Filmin tarzı için minimal diyebiliriz ama barındırdıkları için maksimal, dev, evrensel demek yetmiyor…

 

FİLMİN KÜNYESİ

Yönetmen: Nuri Bilge Ceylan

Senaryo: Nuri Bilge Ceylan, Ebru Ceylan, Ercan Kesal

Oyuncular: Yılmaz Erdoğan, Ahmet Mümtaz Taylan, Fırat Tanış, Taner Birsel, Cansu Demirci, Kubilay Tunçer, Murat Kılıç, Nihan Okutucu,

Tür: Dram, Psikolojik

Yapım: 2011, Bosna-Hersek-Türkiye – 150 dakika

 

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here