Geçen ay sinema yazarı Sadi Çilingir ağabeyimizle birlikte bir söyleşiye katıldık. Uzun yıllardır çeşitli yerlerde düzenlenen Çevre Filmleri Festivali’nin 9.su Yalova’daydı. Vural Çavuşoğlu ve ekibinin büyük çabalarla gerçekleştirdiği festivalin afişinde çok bilinçli bir seçimle “Yürüyen Köşk” vardı. Bilindiği üzere çevre bilincini taşıyan ender liderlerden biri olan Atatürk, yanındaki ulu çınar ağacının dalı kesilmesin diye, köşkü bulunduğu yerden birkaç metre yana kaydırma emri vermiş. Atatürk’ün bu hareketi tarihe geçerken bir yandan da yıllar içinde yürüyen köşk Yalova’nın simgesi haline gelmiş. Çevre duyarlılığı ile ilgili belgesel ve kısa filmlerin izleyici ile buluştuğu festivalde, Çavuşoğlu’nun öncülüğünde özellikle de çocuklara yönelik sosyal reklamlar çekilmiş. Bu bir anlamda, festivalin düzenlendiği kentte yaşayanları da işin içine dahil ediyor.

Yalova’ya gitmek bir başka duruma da vesile oldu benim için. Uzun zamandır gerek maillerinden, gerek oluşturduğu kameraarkası.org sitesi ve grubundan, gerekse içinde bulunduğu belgesellerden bildiğim Hayri Çölaşan’la, nihayet tanışma fırsatı buldum. Uzun yıllardır TRT’de ışık şefi, ardından da şef kameraman olarak görev alan Hayri Çölaşan’ın en büyük tutkusu kısa film ve belgesel. Tıpkı Agah Özgüç, Burçak Evren ve Alican Sekmeç’in Türk sineması üzerine arşivledikleri gibi, kısa film ve belgesel üzerine çok sağlam bir arşiv tutuyor Çölaşan. Bu bağlamda en büyük amaçlarından biri de, Türkiye’de çekilen tüm kısa filmlerin listesini tutmak ve bunu bir kitap halinde yayınlamak. Hangi kısa filmin kim tarafından kaç senesinde çekildiğinden tutun da, hangi festivallere katılıp nerelerden ödül aldıklarına dair geniş kapsamlı bir arşiv bu bahsettiğim. Takdire şayan…

Bakalım Hayri Çölaşan belgesel ve kısa film hakkında neler düşünüyor?

 

Senin için belgesel sinemanın tanımı nedir?

 

Belgesel Sinema, belgeselin değil sinemanın bir türüdür. Hatta en zor türlerinden biridir. Sinemanın içinde bulundurduğu tüm öğeleri taşıyabilir. Belgelere dayalı olmak koşulu ile bir olayı ışık, makyaj, kostüm, oyuncu gibi unsurları kullanarak işleyebilir. Belgesel gibi kısa metraj olabildiği gibi uzun metraj olarak da sinema gösterimleri için üretilebilir. Tolga Örnek tarafından yapılan Tanrıların Tahtı Nemrut, Gelibolu, Devrim Arabaları, Hititler veya Ziya Öztan tarafından yapılan Abdülhamit Düşerken, Cumhuriyet, Kurtuluş gibi uzun metraj belgesel sinema filmleri bu türe örnek olarak gösterilebilir.

 

Yıllardır belgesel filmlerin setlerinde bulunmuş, çekmiş biri olarak, Türkiye’de belgesel sinemanın durumu nedir?

 

Türkiye’de yılda yaklaşık 70-100 civarı uzun metraj sinema filmi çekilmekte. Tür olarak Belgesel Sinemayı uzun metraj olarak çok az, ancak daha çok kısa veya orta metraj olmak üzere üretebilmekteyiz. Belgesel Sinemanın diğer sinema türlerinden çekim tekniği açısından pek farkı yok. Ancak gerçekten doğru anlatılan, belgelere dayalı ve objektif belgesel konularının işlendiği belgesellerin çok uzun ön araştırma gerektirdiği, iyi bir ekip çalışmasının ürünü olabileceği, uzun çekim süresi ve maliyeti nedeni ile daha az yapıldığını gözlemlemekteyiz. Özellikle tarihi konuların işlendiği belgesellerin maliyeti çok yüksek oluyor. Ülkemizde resmi tarih ve gerçek tarih kavramlarının farklılığı nedeni ile toplumun yeteri kadar bilgi sahibi olmaması aslında birçok konunun tabu olmasına neden oluyor. Özellikle din ve tarih konusunda birçok konu işlenemiyor. Bu nedenlerden ötürü halen bir “İstanbul’un Fethi” çekilemedi diyebiliriz.

 

Film festivalleri belgesele yeteri kadar destek veriyorlar mı?

 

Ülkemizde yılda yaklaşık 120 civarı film festivali yapılıyor. Bu festivallerin çoğuna belgesel filmler katılabiliyor. Belgeselin gösterim ve seyirciye ulaşması açısından bence bu kadar festival yeterli. Ancak festivallerin bir film kütüphanesi oluşturması ve isteyen kişinin veya kuruluşun bu video arşivinden yararlanması çok önemli. Belgeselin diğer türlere nazaran daha çok emek istemesi ve çekim süresinin uzunluğu maliyetini de etkilemekte. Festivallerin belgesel türüne verdiği ödüllerin, özellikle para ödülünün diğer türlerden daha fazla olması destek için yeterli olacaktır.

 

Herkes belgesel çekebilir mi?

 

Kendisini sinema, belgesel ve çekim teknikleri konusunda eğiten herkes amatör belgesel çekebilir. Profesyonel, ticari amaçlı örneğin DVD satışı hedefleyen veya bir televizyon kanalında yayınlanması hedeflenen belgeseller üretmek için daha eğitimli ve bilinçli olmak gerekir. Ülkemizde belgesel türü genelde sevilmekte ve izlenmektedir. Hatta izlediği birçok kurgusal filmi bile belgesel gibi düşünen ve tepki gösteren kişi ve kuruluşları gözlemledik. Örneğin Can Dündar’ın yaptığı Mustafa kurmaca bir film olduğu halde belgesel olarak yorumlandı. Yine Muhteşem Yüzyıl dizisi belgesel gibi yorumlandı ve film içinde gerçekler arandı. Oysa kurmaca filmde her şey sahte olabilir. Yönetmen veya senaristin yarattığı kurmaca düşünceler filmde yer alabilir. Özellikle tarihi, siyasi konular konusunda uzman danışmanlardan yardım alarak belgesel çekilmeli. Aksi takdirde belgeseli üreten kişi de sorumluluk altına girmektedir. Yanlış bir bilgi vermeye çalıştığında tepkilerle karşılaşabilir. Eğitim veya sağlık konularında bir belgeseli iyi araştırma yapmadan, danışmanlık hizmeti almadan, yanlış bilgilerle çekmek toplumu yanlış yönlendirme gibi bir tehlikeye neden olabilir. Ayrıca belgesel çeken kişi çekimle ilgili kanunları ve sorumlulukları da bilmek zorundadır.

 

Türkiye’de kısa film ve belgesel adına bir külliyat hazırlıyorsun. Ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsun? Ortaya nasıl bir eser çıkacak?

 

Benim yaptığım bir araştırma. Türkiye’de çekilen sinema filmlerinin listesi düzenli tutulduğundan, sinema konusunda birçok kitap yazılabiliyor, tez ve araştırma yapılabiliyor. Oysa belgesel ve kısa film konusunda hiçbir kurum, kuruluş veya kişi bu listeyi hazırlamamış. Hangi yıl kaç belgesel çekildi? Kaç kısa film çekildi? Kaç belgesel yönetmenimiz var? En çok kimler belgesel çekti? En çok işlenen konular hangileri? gibi soruların cevaplarını bulabileceğiniz bir kitap olacak sanırım. Ancak bu araştırmanın doğru ve kapsamlı olabilmesi için zamana ihtiyaç var.

 

Belgesel yönetmenlerinin (varsa) en büyük eksiklikleri neler? Ya da iyi bir belgeselci olmanın yolları nereden geçiyor?

 

Özellikle profesyonel olarak belgesel üreten yönetmenler doğru yolda ilerliyor. Dünya geneline göre iyi durumdalar. Dikkat edilmesi gereken ufak şeyler var. Bunlar da maddiyatla giderilebilecek şeyler. Destek bulunması ve sponsor ayarlanması ile iyi belgeseller üretiliyor.
Amatörler ise korkunç durumda. Önce belgeselin tanımını ve türlerini iyi öğrenmeleri gerekiyor. Yapılan birçok belgesel at gözlüğü ile tek yöne bakıyor ve kolayca propaganda belgeseline dönüşüyor. Güzel bir belgesel konusu yetersiz içerik ve kötü çekimlerle mahvoluyor. Oysa sinema bir ekip işi ve tecrübeli kişilerin bilgilerinden yararlanmak gerekiyor. İyi belgeselci olmak önce sinemayı ve çekim tekniklerini öğrenmekten geçiyor. Eğitim almadan belgesel gibi zor bir türe girmemek gerekli.

 

7-) Yeni projelerin neler?

 

Şu an tek hedefim elimdeki bu araştırmayı bitirmek. Ayrıca kendim de çeşitli belgesel ve kısa film projelerine destek veriyorum. Özellikle konsept oluşturmak ve öyküyü oturtmak için yönetmenlere yardım ediyorum. Birçok amatör sinemacıya konu öneriyorum veya konuyu daha ilginç bir bakış açısıyla çekmelerinde yardımcı oluyorum. Tabii kendi projelerim de var, devam ediyor. Şu an TRT için Gül Muyan yönetmenliğinde Çıplak Mahallesi isimli bir belgeselin çekimlerine başladık ve bu yılsonu tamamlamayı planlıyoruz.

 

————————————————————–

 

DOCUMENTARIST Başlıyor!

 

31 Mayıs – 5 Haziran 2011 tarihlerinde gerçekleşecek festivalin gösterim ve etkinlikleri Akbank Sanat, Fransız Kültür Merkezi, Pera Müzesi, Cezayir Salonu, Sismanoglio Megaro ve IFEA’da yer alacak. DOCUMENTARIST bu seneden başlayarak, belgesel alanında bir ödüle imza atıyor. Yeni kuşak belgeselcileri teşvik etmek amacıyla konan ödül Hollanda’nın İstanbul Başkonsolosluğu’nun parasal desteğiyle veriliyor. 1000 Euro değerindeki Documentarist Yeni Yetenek Ödülü, Türkiye’den ilk, ikinci veya üçüncü filmiyle festivale katılan belgeselcilerden birine verilecek. Documentarist Yeni Yetenek Ödülü’nün bu seneki beş kişilik jürisi, Hollanda Başkonsolosu Onno Kervers, Romanyalı belgeselci Diana Delean, yönetmen Yeşim Ustaoğlu, oyuncu Tülin Özen ve akademisyen yazar Uğur Kutay’dan oluşuyor. Ödül, 27 Haziran akşamı Pera Müzesi Oditoryumu’nda düzenlenecek olan törende açıklanacak. Ayrıntılı bilgi için: http://www.documentarist.org

 

 

Fırat Sayıcı
1979, İstanbul doğumlu. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema-tv üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali'nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Şu an aynı bölümde doktorasını yapmaktadır. SİYAD üyesidir. TRT'de metin yazarı olarak başladığı televizyon macerasında birçok kanalda çeşitli programlarda görev aldı, sinema programları yaptı. Kurduğu Mad Informatics Ajansı’yla sinema-tv ve eğlence sektörüne PR ve sosyal medya hizmeti vermeye başlamıştır. "Türk Sinemasında Gerçekçilik" ve "Yeni Başlamayanlar İçin Sinema" adında iki sinema kitabı yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.