Fırat Sayıcı

 Edward Cullen, Bella’dan ayrı kaldığı süre zarfında İtalya dolaylarında kalmış, tabi eli armut toplamamıştır. Küçük flörtler, tatlı kaçamaklar ve minik çapkınlıklarla 110 yıllık hayatını renklendirmeye devam etmektedir. Yaşadığı köye çekim için gelen güzel oyuncu Keira Knightley’i gözüne kestiren Edward Cullen ilk fırsatta onu şık bir İtalyan restoranında yemeğe çıkarmıştır. Garsonları ise maalesef ki patavatsızlıkta sınır tanımayan Eddie Murphy’dir.

 

Keira Knightley: Bir keresinde Richard Gere ile İtalya’da buraya benzer bir yere gelmiştik. Ama burası daha güzel.

Edward Cullen: Ben burayı çok severim. Yemekleri, hele ki şarapları süperdir.

Keira: Gerçekten mi? Bayılırım şaraba… Ne zaman keşfettin burayı.

Edward: (Boş bulunup) Herhalde bir 30-40 yıl oluyor.

Keira: Nası yani?

Edward: (Lafı toparlar) Yani 30-40 yıldır var burası. Ben de daha geçen yıl keşfettim. He he…Neyse, heh bizim garson geliyor. Hey Eddie, Eddie! Buraya baksana…

Eddie, sallana sallana bezgin bir şekilde masaya gelir. Elindeki menüleri her ikisinin de önüne fırlatır.

Eddie: Ne istiyorsunuz?

Edward: (Masanın altından Keira’ya çaktırmadan Eddie’nin ayağına vurur) Biraz kibar olur musunuz garson bey? Hanımefendi ilk kez geliyor buraya.

Eddie: Fark ettim Edward… Bey… (Keira’ya döner) Hoş geldiniz hanfendi. Edward yeni erkek arkadaşınız olmalı. Zira daha birkaç gün önce başka bir manita vardı yanında.

Keira utanmıştır. Sadece gülümser. Edward sinirlenmiştir. Espri yapmaya çalışır.

Edward: Henüz değil Ed. Henüz değil. Eheheh… Hadi uzatma da sen bize 78 mahsülü bir pinot noir getir bakalım.

Eddie: Parasını ödeyecek misiniz bu sefer Edward bey! Borcunuz 540 Euro’ya ulaştı da. Her hafta başka hatunla…

Edward, müsaade isteyip masadan kalkar. Eddie’nin kolundan tutup masadan uzaklaştırır.

Edward: Ne yapmaya çalışıyon lan sen? Seninle anlaşmadık mı? Ben kızları getiririm, yemeğimi yerim, akşam eve atar, mercimeği fırına veririm. Ardından da sen gelir kızın kanını içersin. Böyle anlaşmadık mı? Ne şimdi löy löy yapıyon?

Eddie: Geçen sefer attığın kazığı unutmadım. O esmer güzeli İtalyan fıstığına bol sarımsaklı pizza yedirmişsin. Kızın kanını emerken az daha geberip gidiyodum lan. Zor kurtuldum. Ondan haberin yok tabi. Soluk benizli jöle artığı seni!

Edward: Misilleme yapmak zorundasın dimi? İdare et bu seferlik. (Masada oturan Keira’yı göstererek) Şuna bak şuna ilik gibi. Gecenin sonunda emeceğin kanın kalitesini düşün.

30 dakika sonra…

Edward: Ee, canım nasıl buldun şarabı?

Keira: Gayet güzel. Ama bir keresinde Karayip Korsanları’nın çekiminde Johnny Depp bana bir şarap içirmişti, offf, tadı hala damağımda…

Eddie: Yemek olarak ne alırdınız gençlik?

Edward: Şöyle az pişmiş, hafif kanlı orta kalınlıkta bir biftek istiyorum.

Keira: Ben de çok pişmiş yarım bir piliç istiyorum. Ama yanına bol patates kızartması koyun. Haa! Aklıma gelmişken önden de bol sarımsaklı bir işkembe çorbası!

Eddie: (Birden başı döner, elinden boş kadehleri düşürür.) Yuhh! Çüşşş!

Edward: Sana demedi hayatım. Sen üstüne alınma! Bu mevsimde işkembe çorbası pek iyi olmaz. Sen gel iyisi mi güzel bir ezogelin çorbası iç. Ezogelin var dimi Eddie?

1 saat sonra… Yemekler yenmiş, tatlılar bitmiştir. Üstüne sıcacık bir espresso, nane likörüyle beraber midelere indirilmiştir.

Eddie: İşte buyrun, bu da hesabınız.

Edward: (Hesabı görünce ne yapacağını şaşırır) Bu ne lan gündüz feneri? Ocağıma incir ağacı mı dikeceksin? 230 Euro’luk ne yedik lan?

Keira: İstersen ben ödiyim. Bir keresinde George Clooney’le böyle bir şey başıma gelmişti.

Edward: (Daha fazla dayanamayarak) Hadi artık kalkalım. Hesabı, hesabıma yaz Eddie. Keira’cım sen de toplan, bana gidiyoruz… (Çıkarken Eddie’ye el kol hareketi yapar, göreceksin sen gibilerinden)

4 saat sonra… Edward ve Keira, yarı çıplak bir halde yatakta. Edward sigarasını içiyor.

Keira: Bir keresinde Jack Nicholson’la böyle sevişmiştik. Ondan sonra…

Edward: Lütfen yine başlama Keira ben banyoya giriyorum. Ben çıkana kadar televizyon falan seyret. (Televizyonu açar) Hah bak “Hayatımın Çalımı” başlamış. Çömez hallerini seyret…

10 dakika sonra Edward, banyoda duş alırken içeriden Keira’nın çığlıkları gelir. Edward sinsice gülümser… Kısa bir süre sonra banyonun kapısı kırılarak açılır. Gelen ağzı burnu kan içinde Eddie’dir.

Eddie: Oğlum sen ne şerefsiz bir adamsın lan? Hangi arada derede yedirdin kıza bu kadar sarımsağı? Hesaba kızdın diye niye benim hayatımla maytap geçiyon lan?

Edward: Sen de beni kızın yanında o kadar rezil etmeseydin. Dönüşte çorbacıya uğradık. Yedirdim kıza bol sarımsaklı kelle paçayı… He he he…

Bu sırada sürüne sürüne Keira Knightley banyoya gelir. Boynu kan içindedir. Ağzından zar zor şunlar çıkar… Cümleyi tamamlamadan son nefesini verir… İçerisi leş gibi sarımsak kokar.

Keira: Bir keresinde Kont Drakula’yla…

 

1979, İstanbul doğumlu. Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali’nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2003 yılında SkyTürk’te yayınlanan “Cafe Sinema” adlı sinema programında görev aldı. Çeşitli dergi ve internet sitelerinde sinema yazıları yayınlandı. Ulusal bir sinema dergisinde bir süre genel yayın yönetmenliği yaptı. 2006 yılından bu yana Kanal D’de yayınlanan ve Ömür Gedik’in hazırlayıp sunduğu “Cinemania” programının genel koordinatörlüğünü / editörlüğünü yapmakta ve 2008’in Nisan ayından beri de, “Cinedergi”de, yazı işleri müdürü olarak çalışmakta. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden de mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamlamıştır. “Son Dönem Türk Sinemasında Gerçekçilik” adlı tezini kitap haline getirecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here