Kapitalizm Bir Aşk Hikayesi, Michael Moore’un son filmi ve film Ekimi’nde hınca hınç dolu bir salonda izleyici ile buluştu. Kapitalizmin karalık yüzünü açık eden filmin alt metinlerinde ise Moore’a yakışmayacak bir yumuşuma olduğunu düşünüyoruz.

Zamanın Ruhu köşesinin başlangıcına sebep olan en ünlü isimlerdendir Michael Moore. Fahrenheit 9/11, Benim Cici Silahım ve Sicko ile toplumun genelini uzun metrajlı belgeselle barıştıran isim olarak ta ansam onu her halde abartmış olmam. Özellikle sınırsız isyanı ve cesaretli tepkileri ABD’nin en sivri ismi olarak kabul edilmesinin sebebidir. Gazeteci Alex Jones ile Michael Moore, Bush yönetiminin iki baş ağrısıydı. Alex Jones son filmi The Obama Deception ile muhalif tavrını sürdürürken, Moore Kapitalizm Bir Aşk Hikayesi ile biraz yelkenleri suya indiriyor.

Moore’un filmi isminden de anlaşılabileceği gibi tam bir kapitalizm eleştirisi. Bu anlamda çirkin düzenin bütün maskesini aralıyor. Ama bunu yaparken ABD’de kurulan yeni düzene de sonsuz destek veriyor. Ona göre Obama’nın seçimi ABD ve dünya için çok umut verici bir gelişme. Bu haliyle sanki 2008’in Kasım’ından beri olanlarla Moore’un hiç bir ilgisi yok. Zaten Venedik Film Festivali’nde Kapitalizm Bir Aşk Hikayesi’nin gala öncesinde yaptığı konuşmada ”Son 20 yılda hayli şaşırtıcı birçok şey oldu. Bu yüzden şimdi ben her şeyin olabileceğine inanıyorum. İnsanlar iyi yönde isyan edebilirler. Çağrısında bulunduğumu düşündüğünüz isyan aslında başladı. 4 Kasım’da başladı” diyerek Obama’ya ne kadar umut bağladığını gösterdi. Söz konusu 4 Kasım Obama’nın seçildiği gündür. Obama yoluyla sistemle bir barış sürecine giriyor Moore.

Kapitalizm Bir Aşk Hikayesi filminin başında ABD halkı için ekonomik buhranın ne anlama geldiğini gösteriyor. Babadan kalma evlerini bankaların haczettiği insanların dramını seyrediyoruz. Ellerindeki parayla değil bir borçlanma sistemiyle yaşayan Amerikan halkının ödediği bu acı faturaları yaratan sistemin peşinden gidiyor. Reagan döneminden başlayıp Bush’a geliyor ve bütün kirli çamaşırları ortaya döküyor. Mesela ABD’de her 7 saniyede bir insanın evine haciz geliyor. Herkesin inancının tersine pilotların bulunduğu durumu ortaya seriyor. Özel havayollarında pilot olan insanların geçinebilmek için kan plazması satmalarından, Wall Street’in halkın parasından para kazanma ayıplarına kadar bir çok karanlığı açık ediyor. Kumar kötüdür ve yasaktır ilkesinin üstüne Wall Street’in halkın parasıyla nasıl kumar oynadığını anlatıyor. Ve “Bu sefer kumar masasında kaybeden Wall Street ve simsarlardı. Ama kaybettikleri para bizim paramızdı” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Kapitalist sistemin temel taşı olan şirketlerin nasıl insanlık karşıtı sistemlerle para kazandığını anlatmaya devam ediyor. Mesela “Ölü Irgat” denen bir kavramı ortaya çıkarıyor. Wall Mart gibi büyük şirketler çalışanlarını hayat sigortası yaptırıyor. Ama sigorta şirketi herhangi bir ölümde ödemeyi işçinin veya çalışanın yakınına değil direkt çalıştığı şirkete yapıyor. Yani işçinin hem dirisini hem ölüsünü sağıyor bu şirketler. İnsanlık dışı bir sistemin bütün detayları var filmde.

Sonra bütün bu örnekleri arkasına alarak din adamlarıyla söyleşiler yapıyor Moore. kendini evlendiren aile rahibine ve daha üst mevkideki din adamlarına soruyor, kapitalizm dinin neresinde duruyor diye. Bu din adamları da Kapitalizm şeytanın kendisidir diyor. Üstten baktığımızda bir problem yok. Toplumun her tabakasına sesleniyor gibi geliyor Moore bu yaptıklarıyla.

Fakat düşünüyoruz. yıllardır çok sert muhalefet yapan ve kendinin sosyalist olduğun söyleyen Moore’un din adamlarıyla bu söyleşisinin altında ne var?

Böyle bir sorunun cevabını düşündüğümüzde yazının başındaki satırlara tekrar geri dönüyoruz. Moore bu filminde Obama’yı algılayışı ve dini motifleri kullanışıyla sistemle bir barışma ve yumuşama sürecine girmiştir. Kapitalizm Bir Aşk Hikayesi bu anlamda belki de Moore’un en korkak filmlerindendir.

Aslında filmin içinde kendisiyle de çatışmaktadır. Mesela Obama’nın seçim sürecinde muhalefetin ona sosyalist olduğu söylemiyle saldırdığını ve bunun işine yaradığını, bu saldırı sonucu oylarını artırdığını söyler. Fakat seçim çalışmalarında Wall Street’in Obama’ya destek verdiğini de anlatır. Ama bu kadarla kalır. Bu desteğin sonrasında Obama’nın ödediği faturayı hiç dillendirmez. Burayı araştırmak Michael Moore’un ne yazık ki işine gelmez. Bu noktada ise bir diğer muhalif gazeteci Alex Jones’un The Obama Deception filmini seyretmenizi veya Cinedergi’nin 13. sayısı olan Mayıs sayısındaki Zamanın Ruhu köşesini okumanızı salık veririm.

Michael Moore’un fazlasıyla popüler bir söylemi olduğu birçok kesim tarafından söylenir. Ama yaptığı filmlerle şimdiye kadar çok önemli konulara değinmiş ve bir çok insanın cesaret edemeyeceği savaşlara girmiştir. Böylesi bir dava adamının geri adım atması üzücüdür. Zamanın Ruhu bu anlamda istemeyerek de olsa tarihe bir not düşer.

 

 

 

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.