Yasemin Çonka Yaşamak Güzel Şey filmiyle izleyenlerin beğenisini kazandı. Biz de yetenekli sanatçıya teybimizi uzattık…

Yasemin Çonka kökeni tiyatro olan sağlam bir oyuncumuz. 80’lerde dizisindeki başarısı bilinen Çonka’nın sağlam bir sinema kariyeri de var. Bayrampaşa Ben Fazla Kalmayacağım, Devrim Arabaları, Unutma Beni İstanbul, Araf, Benim Dünyam, Yapışık Kardeşler ve en son Yaşamak Güzel Şey filmiyle bir çok sanatçıyı kıskandıracak bir üretim gösterdi sinema adına. Çonka ile filmleri, tiyatroyu, dizileri konuştuk…

Senaryo size geldiğinde sizi etkileyen şey ne oldu?

İnsanlara ilham vermeye çalışmak oyunculuk yaparken güç aldığım sebeplerden biri olmuştur hep. Bu senaryonun da seyirci ile bağlantı kurabileceğim bir ruha sahip olması kabul etme sebeplerimden biridir. Kahramanımızın yaşamı herkesin kendini içinde bulacağı durumları ve anları taşıyor. Beni etkileyen senaryonun ruhuydu:)

Rolünüzü biraz anlatabilir misiniz?

Filmdeki başrol karakterimizin eşini oynuyorum. Rolümden bahsetmek yerine seyircinin izleyiciyle buluştuğu gün karşılaşmalarını tercih ederim:)

Hollywood’ta komediyi üstünde taşıyan ve güzel kadın portresine de uyan isimler var. Mesela Meg Ryan, Goldie Hawn gibi. Türkiye’de özellikle komedide kadınların beyazperdede geri plana itildiğini düşünüyor musunuz?

Beyaz perdede özellikle komedide kadınların geri planda olduklarından daha çok, güzel kadınlar üzerine kurulan hikayeler ve erkek ağırlıklı karakterle donatılmış senaryolar çıkıyor, demek ki senaristlerimizin birikimlerinden ya da onlara siparişler bu şekilde veriliyor demeyi tercih ederim:) Daha iyimser bir alandan bakmak isteğimden belki de:(

Komedi aslında zor bir tür. Komedinin diğer türlerden oyunculuk olarak farkı nedir?

İyi bir drama oyuncusu olmanız aynı zamanda iyi bir komedi oyuncusu olduğunuz anlamına gelmez. Komedi oyuncusu olabilirsiniz belki ama iyi bir komedi oyuncusu olmak için daha çok çalışmalısınız. Hatta kimi zaman çalışmak da yetmeyebilir. Doğuştan bir komedi matematiği ile doğmanız gerekir. Her oyuncunun harcı bir durum değildir bence. Komedi üslup olarak daha hafif görünür ama uygulamada zorluğunu iliklerinizde hissedersiniz. Oyunculuk eğitimi sürecinde, Meyerhold ve Stanislavski gibi farklı oyunculuk metotları öğreniriz. Ancak bana sorarsanız oyuncu oynayacağı karakteri en sahici hale getirmeye çalışırken kendi yöntemini kendi bulur ya da bulmalı. Komedi, diğer türlere göre oyuncu için daha rahat bir beyine ihtiyaç duyar çünkü kimi zaman doğaçlamaya ihtiyaç duyacağı anları ancak rahat ve stressiz bir akış halinde ifade edebilir. Tabi bu cümleler “bence”cümleleri. Benim oyunculuğa baktığım pencereden “bence” cümleleri:)

Yeşilçam komedisi trajikomiktir. Yani aslında draması güçlüdür. Son dönem Türk sinemasında ise absürt komedinin daha ağır bastığını düşünüyoruz. Siz hangisini kendinize yakın buluyorsunuz? Bu durum filmlerin özellikle mesaj içermeyen yapılarda çekilmeye çalışılmasının bir nedeni midir?

Absürt komediden kastımız, gişe rekorları kıran, mesaj kaygısı içermemekle birlikte daha çok insanları aşağılamak ve komik olmayan ve yerinde kullanılmayan küfürlerden ibaret olan filmler ise kesinlikle Yeşilçam komedisine daha yatkınım diyebilirim. Fakat absürtten kastımız Ertem Eğilmez’in Arabesk filmi ve diğer örnekleri gibi ise o zaman her iki türe de son derece yakınım diyebilirim.

Bazı rollere hazırlanırken (Tarihi karakterler veya kör bir kız) gözlem ve araştırma gerekir. Halbuki bazı roller sizin biriktirdiklerinizden ortaya çıkar. Bu rol biraz öyle sanıyorum. Bu role kendinizden ne gibi katkılar yaptınız?

Doğru. Bazı roller daha fazla araştırma ve gözlem çalışması gerektirir ama her role çalışırken gözlem mekanizmamıza başvururuz. Kendi cebimizde biriktirdiklerimizin gerekli bölümlerini beynimiz karaktere yükler. Oynadığımız rolü, kendi karakterimizin versiyonları olmaktan çıkartabilmek için cebimizde biriktirdiklerimizden daha fazlasına ihtiyaç vardır. Kısacası rolüme şunu kattım bunu ekledim diye bir cümlem yok. Bana anlatılan ve yazılan karakteri kendi yöntemlerimle çalışıp, yönetmenimizle de son halini almasıyla birlikte yaşayan bir karakter halini vermeye çalıştım diyebilirim.

Türk sinemasında etkilendiğiniz kadın oyuncular kimlerdir?

Türk sinemasında sevdiğim oyuncular elbette var ama örnek aldığım bir oyuncu yok.

1980 ve 90’ların ikinci yarısına kadar sinemamızda feminizmin etkisi gözükür. Bunun faturasını ödeyen (Müjde Ar, Nur Sürer) oyuncularımız var. Fakat 2000 sonrası bu anlamda sinemamızda bir geriye adım atıldığını düşünüyorum. Bir kadın oyuncu olarak buna katılıyor musunuz?

Beyazperde de 80’li ve 90’lı yıllarda feminizm etkisini izlerken, günümüzde kadının şiddete maruz kalışının hikayelerini izliyoruz. Yeterli mi? Tabi ki hayır… Kadın hikayelerinin geriye gidişi sadece beyazperde de değil ne yazık ki:( Toplumumuzda kadının değeri, hakları zaten yeterince geride..)

Sinemamızda son dönem oyuncuların daha çok dizilerden geldiğini görüyoruz. Bu anlamda sinema ve dizi oyunculuğunun farkları olduğunu kabul eder misiniz? Eğer teknik olarak farkları varsa şu an sinema oyunculuğu açısından bir dezavantaj yaşanıyor mu?

İyi bir oyuncu olabilmek çok emek ister.Yeterince emek verdiğini düşünen herkes buyursun oyunculuk yapsın. Oyunculuğu televizyon, tiyatro, sinema oyunculuğu olarak ayrı ayrı düşünmüyorum. Oyunculuk oyunculuktur. Sadece ölçüleri farklıdır. Tiyatroda büyük jestler, mimikler ve duygular hakimken sinemada aynı ölçüde oynamamız mümkün değildir.

Sizin köken olarak tiyatrodan geldiğinizi biliyoruz. Dikkat edilirse komedi türüne yatkın kadın oyuncuların neredeyse hepsinin kökeni tiyatro. Bunun sebebi sizce nedir?

Egzersiz alanı tiyatro sahnesi olan bir oyuncu, her oyunda küllerinden yeniden doğar, beslenir, eğitilir, yaratıcı mekanizması işler, çalışır. Sahnede olabilmek büyük emek ister. Bu yüzden iyi komedyen kadınların kökeni tiyatrodur.

Sizin korku türünden drama, komediye, kısa filme, tiyatroya kadar çok farklı türlerde ve mecralarda görebiliyoruz. Bu kadar farklı performanslar sunmanızın sebebi nedir?

Öncelikle çok teşekkür ederim. Umarım bu soru farklı performanslarımı beğendiğiniz anlamına geliyordur. Her karakter her tür benim için yepyeni bir yolculuk:) Sanırım sebebi bu:)

Kamera arkasına veya senaryo yazımına ilginiz var mı?

Kamera arkasına çok büyük hayranlığım var ama senaryo yazabilmek konusuna duyduğum heyecan sanırım daha büyük:) Hatta yazmaya başladım bile diyebilirim:))

Son dönemde Senaryoların 60 dakikadan fazla yazılmaması yönünde eylemler var. Siz buna katılıyormusunuz? Bir oyuncu olarak uzun süreli dizilerin size verdiği zarar nedir?

Diziler 60 dakikadan daha uzun olmamalı. Senaristler bu süreleri doldurmak için çırpınmamalı. Bütün ekip ve oyuncular 90, 120, 130 dakikaları doldurabilmek için saatlerce günlerce haftalarca can çekişmemeli ve en önemlisi can vermemeli… Çünkü bu durum insan haklarına aykırı. Hakkını vermeliyim ki bu konuda son derece duyarlı olan Birol Güven’in yapımcılığında 6 yıldır 80’ler projesinde insanca çalışıyoruz evet bizim de teslim etmemiz gereken bölüm dakikası 100 küsurlarda ama sitcom olmamızın ve çok seri çalışabilen muhteşem bir kadro olabilmemizin güzelliğini yaşıyoruz.

Ne zaman oyuncu olmaya karar verdiniz? Türkiye’de oyunculuk sizce profesyonel bir şekilde yapılabiliyor mu?

Oyuncu olma kararım liseyi bitirdikten sonra netleşti. Türkiye’de oyunculuk profesyonel bir şekilde yapılabiliyor mu? HAYIR!

İzleyiciler için filmle ilgili benim size sormadığım ama sizin söylemek istediğiniz birşey var mı?

Yaşamak Güzel Şey filmi, size iyi gelecek…İyi seyirler:)

 

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.