20130703_Imagined_0015.jpg

Al Pacino’nun başrolünü oynadığı Danny Collins, yaşlı bir rock yıldızının hayatıyla hesaplaşmasını anlatıyor. Biz erkekler için her sahnesi ansiklopedi sayfası gibi olan bu filmi kaçırmayın…

20130703_Imagined_0015.jpg

Sinema insanın bütün hayatını kapsayan bir şey. Savaş, siyaset, aşk, aile, ölüm yani hayatta ne varsa sinema onu anlatıyor. Bu noktada sinema eleştirmeniyseniz asla rutine düşmezsiniz. Bir gün siyasete dalar diğer gün aşk ile haşır neşir olursunuz. Bu hafta vizyona giren Danny Collins ise bizi erkek dünyasına döndürdü. Özellikle biz yaştakilerin gözlerini yaşartacak, kendi hayatlarına bakmalarına sebep olacak bir film var karşımızda. Her zaman kadınların çelişkilerinden ve anlaşılmazlıklarından bahsederiz. Biz erkekler ise çok geç olgunlaşan ve bir kadının sahip olamayacağı derinliğe ulaşan varlıklarız. Hayatımız hatalar üzerine kurulu. Hiç büyüyemediğimiz için 50’li yaşlara kadar ergenliğin dönemlerini yaşıyoruz neredeyse. Eh bu kadar parçalanmanın bir sonucu da olacaktır tabii. Hepimizin kaçınılmaz finali hayatımızı tekrar gözden geçirdiğimiz o büyük imtihan dönemi. Bu noktada kalbimize gömdüğümüz pişmanlıklarımız ile başetmemizin en kolay yanı onları görmezden gelmek. Bunu bazılarımız başarabiliyor, bazılarımız ise bununla hesaplaşma yoluna gidiyor. Zor iş. İşte bu hafta vizyona giren Danny Collins pişmanlıklarını unutan değil onlarla hesaplaşma yolunu seçen bir adamı anlatıyor. Filmin başrolünde efsane oyuncu Al Pacino var. Bu kadar karizmatik ve kesin renklere sahip bir oyuncunun kendi çizgisinin dışında bir karakteri canlandırması hem büyük cesaret işi hem de büyük kabiliyet. Hatta Al Pacino’ya kabiliyetli demek açıkçası çok ucuz kaçıyor. 75 yaşındaki efsane bu sefer kendi sesiyle şarkı söylüyor ve yaşlı bir rock yıldızını canlandırıyor. Konuşurken kırçıllı olan sesiyle nasıl bir müzisyeni canlandıracağını sorabilirsiniz kendi kendinize. Ama inanın çizgi dışı performansı var. Hele filmde kendi bestelediği pir parça var ki sözleri şöyle, “İlkbaharı yaşar gibi sonbaharın yapraklarını döküyorum.” Bu sözler 75 yaşındaki Al Pacino’nun dudaklarından döküldüğünde anlamı bambaşka oluyor. Açıkçası bizim gibi 50’ye ramak kalan erkekler içinse son baharın yaprakları biraz yüreğimizi yaralıyor. Pacino’nun canlandırdığı Danny Collins çok ünlü bir müzisyen hit olan bir şarkısı var ki 40 yıldır fanatikleri her sahne aldığında bu şarkıyı istiyorlar ondan. Collins bu parçayı o kadar çok söylüyor ki artık parça onun değil o parçanın malı oluyor. Kendi sözleriyle sahnede bir kralın palyaçosuna dönüyor. Eski dostu menajeri Collins’e doğumgününde muhteşem bir hediye veriyor. Collins’in kariyerinin başlarında yaptığı bir röportaj o dönem John Lennon’un ilgisini çekiyor ve Collins’e bir mektup yazıyor Lennon. Fakat bu mektup Collins’in eline hiç geçmiyor. Geçmediği gibi Collins’in böyle bir mektuptan haberi de olmuyor. İşte doğumgününde menajeri bu mektubu buluyor ve Collins’e hediye ediyor. Mektupta yazanlar Collins’in bütün hayatını tekrar gözden geçirmesine sebep oluyor. Kızı yaşındaki sevgilisini, kokain alışkanlığını ve 40 yıldır sürekli kendini yinelediği sahne performansını bitirmeye karar veriyor. Tekrar müziğe dönmeyi ve kendi bestesini yapmayı hedefliyor. En önemlisi ise o güne kadar hep uzak durduğu oğluna gidiyor. Amacı affedilmek, kaçırdığı günleri ve sevgiyi yakalamak. Ama bu hiç de kolay olmuyor. Collins’in oğlunu Bobby Cannavale canlandırıyor. Oğlunun eşini ise Jennifer Garner. Collins’in menajeri ise bir başka efsane isim Christopher Plummer tarafından beyaz perdeye aktarılıyor. Bütün oyunculuklar mükemmel. Filmin yürek burkan, kahkaha attıran her sahnesinin altında bütün bu isimlerin başarılı performansları yatıyor. Filmin yönetmeni Dan Fogelman ise ilk kez yönetmenlik koltuğunda. Aslında bir senarist. Birçok animasyonun ve romantik komedinin senaryosunun altında onun imzası var. Bu arada filmin mektup hikayesinin de gerçek bir olaydan alıntılandığını söyleyelim. Folk müzisyeni Steve Tilston aynı filmdeki gibi 1971 yılında bir röportaja katılıyor ve John Lennon bu röportaj üzerine ona bir mektup yazıyor. Bu olaydan habersiz Tilston’a bir hayranı 2005 yılında bu mektubu ulaştırıyor. İşte bu olay da filmin çekilmesine sebep oluyor. Bu hafta hem gülecek hem göz yaşı dökeceksiniz. Özellikle erkekler.

FİLMİN KÜNYESİ
Filmin orijinal adı: Imagine
Yönetmen: Dan Fogelman
Senarist: Dan Fogelman
Oyuncular: Al Pacino, Annette Bening, Jennifer Garner, Christopher Plummer, Bobby Cannavale
Yapım: 2015, ABD

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.