Daha evvel In Bruges ve Seven Psychopaths filmleriyle kendine has bir sinema yaratan ve oldukça beğeni toplayan Martin McDonagh, son filmiyle yılın en iyileri arasına girmeyi başardı. Kızı tecavüz edip öldürülen bir kadının polis teşkilatını harekete geçirmek için uyguladığı yaratıcı hamle üzerinden ilerleyen film, ırkçılık, kadınların gücü, sistemin boşlukları ve intikam duygusunun tezahürüyle örülü. Tabii bunları yaparken McDonagh kara komedi ögelerini de layığıyla senaryosuna yediriyor. Keza, filmin en büyük gücü bu matematikle oluşturulan harika senaryosu.

Three Billboards Outside Ebbing, Missouri filmi kadının gücü konusunda –ki bu konuda en iyi oyuncu seçimiyle- net söylemler barındıran bir film. Kimsenin cesaret edemediği şeyleri, edemeyeceği şekillerde yapan ve adalet için elinden geleni ardına koymayan bir kadın Mildred Hayes karakteri filmin odak noktası. Adaleti insanın bazen kendisini araması ve cezayı da kendi elleriyle verme isteği de Mildred karakteriyle vuku buluyor. İnsanı ikileme düşüren, kötülükten kötülük doğuran kararlar ve bu tuzağa düşülmesi de yine dolandırmadan aktarılan, izleyiciyi de bir sorgulamaya iten yegane not. Yan karakterler üzerinden de ırkçılık ve uzandığı kollar nasibini alıyor.

Atmosfer kurma becerisi konusunda da McDonagh gittikçe daha iyi sonuçlar ortaya çıkarıyor. Hikayeyi destekleyen sinematografi, puslu manzaralar, müzik tercihleri –burada da işin ehli Carter Burwell yine karşımızda- ve kadrajlar filmin gerçekliğinden kopmadan ama bazen de komedi unsurlarından dolayı kahkaha attırarak bizi perdeye kilitliyor. Yani bir hikaye anlatımına yardımcı olacak en iyi “yönetmenlik” tercihlerini de filmde görmek mümkün. Filmin en güçlü olduğunu söylediğimiz senaryoyu da McDonagh’ın yazdığını eklersek gücü daha da iyi anlaşılır olacaktır.

Peki filmin Oscar şansı ne? 6 dalda 7 adaylık alan film kaç Oscar heykelciğiyle evine dönecek. Tek tek bu kategorileri tartışmak ve hem filmin, hem de filmin olduğu kategorilerde diğer filmlerin şansını değerlendirmek istedik:

Filmin Oscar İhtimalleri ve Diğer Adayların Şansı

Film

Three Billboards Outside Ebbing, Missouri Altın Küre’de en iyi filmi aldı. Bu ödül, Oscar şansını da artırdı ve Hollywood taciz skandallarıyla çalkalanırken filmin konusu da gücünü artırıyor. Şimdilik en büyük favori bu film ama Akademi, 13 dalda aday olan The Shape of Water’ı önemli dallarda es geçmeyecektir. Yılın en güçlü filmlerinden Lady Bird’le birlikte ödülü zorlayacaklardır. En iyi film için sonradan Oscar radarına giren Phantom Thread ya da Dunkirk ise bir sürpriz için bekleyecekler.

Senaryo

Yönetmen kategorisinde aday olmayan McDonagh’a bir ödül vermek ve sahneye çıkarmak için Akademi’nin en büyük şansı senaryo dalı. Şu an en büyük favori konumunda ve senaryosu gerçekten harika. İçerik de malumunuz ve az önce belirttiğimiz üzere ortama uygun e o zaman gelsin Oscar. Temenni bu yönde ama dişli rakipler mevcut. Get Out gibi bağımsız ve siyahi kanadın yaratıcı filmi ve Lady Bird gibi eleştirmenleri çılgına çeviren yapımı büyük rakipler. İki filmden birini tek ödülle onurlandırıp, Three Billboards Outside Ebbing, Missouri’yi oyunculuklar ve film ödülleriyle göndermeleri olası. Yani biraz denklem işi de burada önemli.

Kadın Oyuncu

Bu kategoride Frances McDormand dışında kimsenin şansı olduğunu düşünmüyorum. Zaten kendisinin performansı yılın en iyisi. Bir o kadar da sevilen ve saygı duyulan bir isim. Onun yapacağı güçlü kadın konuşmasına da Akademi’nin ihtiyacı var. Yani neresinden bakarsak bakalım McDormand bu sene Oscar için var. Hatta Akademi tarihte bir ilki gerçekleştirip şimdiden Oscar’ı evine postalasa ve bunu duyursa sanırım kimsenin itirazı olmaz.

Yardımcı Erkek

Sam Rockwell bu senenin nazarımda en iyi performansına imza atan yardımcı oyuncusu. Aynı filmde rol alan Woody Harrelson da çok iyi ama hem karakterin hikayedeki yeri hem de buna bağlı olarak süresi Rockwell’e daha çok alan açıyor. Hal böyle olunca da Oscar, tıpkı SAG ve Altın Küre’de olduğu gibi Rockwell’e gitmeli. Önünde tek engel olma ihtimali ise oyların bölünmesine eşlik eden Willem Dafoe ihtimali. Senenin başında hızlı giden Dafoe, son ödüllerde geride kalmıştı ama hala ihtimal var.

Müzik

Günümüzün önemli bestecilerinden Carter Burwell, McDonagh’la birlikte In Bruges filminde de şahane bir iş ortaya koymuştu. Bu çıtayı daha da artıran Burwell önce Carol’la, şimdi de hak ettiği üzere bu filmle en iyi müzik kategorisi Oscar adaylığını almayı başardı. Her soundtrack albümü büyük beğeni toplayan Burwell Oscar için biraz daha bekleyebilir. Zira; karşısındaki adaylar oldukça güçlü. Alexandre Desplat’ın The Shape of Water besteleri ve Hans Zimmer’in Dunkirk melodileri şu an önde gözüküyor. Hatta John Williams’ Star Wars ve Johhny Greenwood’un Phantom Thread performansları bile daha şanslı gözüküyor.

Kurgu

Filmin kurgusu hak ettiği üzere kategorisinde aday oldu. Şansı da var ama işçiliği her anlamda daha ön planda olan, teknik anlamda daha önemli işler olarak gözüken Dunkirk ve The Shape of Water bir adım önde gözüküyor. Üç ayrı zaman dilimini hissettirmeden izleyiciye kataran Dunkirk hatta iki adım önde gözüküyor. Bir sürpriz gelir mi 4 Mart gecesi öğreneceğiz ama bu kategori adaylıkla kalacaktır büyük ihtimal.

Son Söz

Sonuç hanesinde o gece filmi yılın en iyi filmi olarak nitelendiren biri olarak kategori açısından 6’da 6 yapmış olarak görmek isterim. Tabii bunun ne denli zor bir şey olduğunu bilmekteyim ev en iyimser tahminimi 4 Oscar’la oluşturmak isterim. Film, kadın oyuncu, yardımcı erkek oyuncu ( Rockwell) ve senaryo dallarından alınacak 4 Oscar ziyadesiyle memnun eder. Sayı değişebilir, Oscar matematiği her şeye gebe ama sabah saatlerinde “En İyi Film” ödülünün Three Billboards Outside Ebbing, Missouri’ye gitmemesi durumunda Akademi’ye iki çift lafım olacak J

 

Onur Kırşavoğlu
1982 İstanbul doğumlu. Baba mirası sinema sevgisini kendisini bildi bileli kalbinde taşıyor. 2008'de Kocaeli Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu'ndan 2017'de ise Anadolu Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümünden mezun oldu. 2014 yılında Pera Sinema'da sinema eleştirileri yazmaya başladı ve hala aynı mecrada yazılarına devam ediyor. Daha sonra bir dönem Vagon Dergi'de yazıları yayımlandı. Aynı dönem Doğu Batı Dergisi'nde "Türk Sinemasının Çöküş ve Yükseliş Dönemleri" adlı makalesi yayımlandı. 2016 yılında Filmarası Dergisi ve Cine Dergi'de yazmaya başladı ve hala bu mecralarda severek yazmaya devam ediyor. Üç senedir Antalya Uluslararası Film Festivali'nde danışmanlık görevi üstleniyor ve bu görevine hali hazırda devam etmekte. Sinefoli adlı sinema programında bir sezon metin yazarlığı da yapan Onur Kırşavoğlu 2017 Ocak ayından itibaren Sinematürk sitesinin Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürüyor ve yazıları / röportajlarıyla aktif kariyerine devam ediyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.