Son bir kaç aydır nihayet ağzımıza layık bir filmle karşılaştık; Damian Szifron’un yönettiği ve maalesef Türkçe’ye Asabiyim Ben olarak çevrilip vizyona sokulan “Wild Tales”… İnsanoğlunun sinirle imtihanı hiç bu kadar etkili anlatılmamıştı!

Film, Buenos Aires’de yaşanan altı farklı hayat hikayesi ekseninde, insanın içindeki nefretin, öfkenin, asabiyetin, kinin, açgözlülüğün ve kıskançlığın şiirini yazıyor. Birbirinden ilginç ya da olağan karakterlerle seyirciye ayna tutuyor. İnsanı insan yapan bir çok huy varken kötü huyların böylesine incelikli aktarılması seyirciyi kesinlikle afallatıyor, sarsıyor.

Arjantin’de yayınlanan “Hermanos y Detectives” dizisinin yönetmenliğiyle tanınan Damian Szifron, 8 yıl sonra seyircisiyle sinema salonunda buluşmuş. Bundan önce her ne kadar 2 film çekmiş olsa da, kendi adıma bu ‘yeniden’ buluşmanın geç olduğunu düşünüyorum. Zira öylesine keskin, çarpıcı ve yetkin bir yönetmen gözü var ki Szifron’un, onun her eseri dünya sineması için oldukça önemli olacak. Bu arada bir an önce ilk iki filmini temin edip izlemek de gerekli.

Filmin kendimce bu kadar önemli olmasının bir sebebi de, her ayrı hikayenin tek başlarına muazzam kısa filmler oluşu. Emin olun tek başlarına bir çok kısa film festivalinin baş tacı olurlardı. Kendi içlerinde senaryo olarak oldukça tutarlı, süreleri sarkmayan, teknik ve oyunculuk anlamında işinin ehli, örnek gösterilecek kısa filmler bunlar.

İnsana dair psikolojik çözümlemeler yaparken, topluma dair sosyolojik saptamalar da yapabilen film, temelinde insanın içindeki şiddet duygusuna yönelik çeşitlemeler sunuyor. Ama bunu yaparken tek taraflı bir bakış açısı sergilemiyor.Aksine bir çoğumuzun olası durumlarda nasıl davranabileceğimizi şekillendirmeye çalışıyor. Filmin son bölümü ise son noktayı koyuyor. Bir düğün gecesi gelin ve damatın herkesin gözü önünde birbirlerine nefretlerini kusmasını gösterirken, olayı mutlu sona bağlıyor; bazen de şiddetin çözüme ve kişisel arınmaya yol açacağını iddia ediyor. Temelde birbirlerini seven insanların/toplumların arasındaki öfkenin/şiddetin tutkuya, aşka ve sevgiye dönüşebileceğini kanıtlıyor.

Bu yıl Oscar’da en iyi yabancı film dalında Arjantin’i temsil eden Wild Tales, aynı zamanda Time dergisi tarafından 2014 yılının en iyi filmleri arasında gösterildi. Standart şablon filmlerden sıkıldıysanız bu sıradışı filmi aciliyetle tavsiye ediyorum. Pişman olmayacaksınız!

Fırat Sayıcı
1979, İstanbul doğumlu. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema-tv üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali'nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Şu an aynı bölümde doktorasını yapmaktadır. SİYAD üyesidir. TRT'de metin yazarı olarak başladığı televizyon macerasında birçok kanalda çeşitli programlarda görev aldı, sinema programları yaptı. Kurduğu Mad Informatics Ajansı’yla sinema-tv ve eğlence sektörüne PR ve sosyal medya hizmeti vermeye başlamıştır. "Türk Sinemasında Gerçekçilik" ve "Yeni Başlamayanlar İçin Sinema" adında iki sinema kitabı yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.