2010 yılında anti-otoriter internet sitesi Wikileaks tüm dünyayı yakından ilgilendiren sayısız belgeyi online olarak yayınladı. ABD ordusunun öldürdüğü sivil sayısından, tüm ülkeleri yakından ilgilendiren diplomatik belgelere kadar sayısız belge açıklayan internet sitesi duyarlı vatandaşlar için bir “halk kahramanı” büyük güçler içinse yeni bir “düşman” yaratmıştı: Julian Assange.

Kasım ayında ülkemizde vizyona girmeye hazırlanan Wikileaks: Beşinci Kuvvet, Wikileaks’in kurulduğu ilk günlere, Assange ve kurulum aşamasında hep yanında olan Daniel Domscheit-Berg’in gözlerinden genel bir bakış sunuyor. Bir Assange biyografisinden ziyade ikilinin belgelerin yayınlanması sürecinde ve akabinde yaşadığı sorunları konu alan film, tüm dünyada vizyona girmeden önce belgeler kadar olmasa da küçük çaplı bir sansasyon yarattı. Bunun en büyük sebebi Julian Assange’ın çekilen bu filme karşı olduğunu yüksek sesle dile getirmesi oldu. Filmde Assange’ı canlandıran Benedict Cumberbatch rolüne daha iyi bir hazırlık yapabilmek için Assange ile buluşmak istemiş ancak Assange bunu sert bir dille reddetmişti. Çünkü bu konudaki fikri netti. Bu film ona göre gerçeği öldürmek için kiralanan bir silahtı.

Peki, nasıl olmuştu da Wikileaks tüm dünyanın bir numaralı gündem maddesi olmuş, kurucusunu bir “rock yıldızı” yapmıştı?

“Yeni bir Dünya Göreceğiz. Küresel tarih yeniden yazılacak!”

Hackerlık faaliyetleri sebebiyle erken yaşta 30 ayrı suçlamayla yargılanan, ardından dünyayı sarsan 250.000’den fazla belgeyi kendi kurduğu internet sitesinden yayınlayarak “Artık tarih yeniden yazılacak” iddiasında bulunan ve bu belgelerin açıklanmasıyla Time dergisi okurları tarafından yılın adamı seçilen, Sidney Barış Ödülünü alan ve Nobel Barış Ödülüne aday gösterilen Julian Assange’ın başarıları veya başarısızlıkları tarihe şimdiden adını yazdırmasını sağladı.

Wikileaks Nasıl Doğdu?

WikiLeaks 4 Ekim 2006 yılında Julian Assange tarafından wikileaks.org adıyla kaydettirildi. Muhtemelen kimse o yıllarda Assange’ın bilgisayar programcılığından gazeteciliğe terfi ederek dünyada habercilik anlayışını değiştireceğini tahmin edemezdi. Belki uzaktan bakıldığında sıradan bir internet sitesi görünümünde olan WikiLeaks aslında senelerce tüm kurumların içine girmiş, onların en gizli sırlarına göz atmış ve bunu yaparken kendine muazzam bir birikim sağlamış bir adamın şaheseriydi.

“Aydınlanma bilgisayarla değil modemle geldi, ilk bilgisayar hackerları için bankadan para çaldıkları söylenirdi ama bu koca bir yalandı. Tek yaptıkları bedava telefon etmekti. Ama gerçek şu ki en büyük zenginlik buydu: Keşif hissi!”

Anti-otoriter ve anti-hiyerarşik olarak tanımlayabileceğimiz WikiLeaks’i kurma amacını Assange “Büyük şirketlerin, bankaların ve devletlerin kapalı kapılar ardından yürüttüğü gizli işleri göz önüne sererek, bilme hakkına sahip olan tek tek insanlara, halka özetle kamuya sunmak olarak” açıklıyor. Bu açıklamayla paralel gittiğimiz zaman bilme hakkı olan her bireye bu doğal hakkına ulaşabilmesini sunan WikiLeaks aynı zamanda çağımızın hatta geleceğin gazeteciliğinin temellerini atmış oluyor. Bu noktada WikiLeaks’e yöneltilen eleştiriler “doğruluğu kanıtlanmamış bilgilerin kamuoyuna aktarılmasının büyük krizler yaratabileceği” noktasında birleşirken, bir bakıma devlet yanlısı gazetelerin ve haber ajanslarının arıtılmış olarak aktardığı yanlış veya eksik bilgilerin de önüne geçiyor.

Nasıl oldu da Wikileaks tüm dünyada böyle büyük bir sansasyon yaratmayı başardı?

Kuruluşundan itibaren farklı bölgelerle ilgili dünyanın dört bir yanından kendilerine gelen belgeleri yayınlamaya başlayan WikiLeaks’in dünya çapında adını çok daha büyük kitlelere duyurması Afganistan Savaşı’nda Amerikan ordusundan sızdırılan belgeleri yayınlamasıyla oldu. İkinci şok ise yine 2010 yılının ilerleyen zamanlarında, bu kez tüm dünyayı ilgilendiren diplomatik belgelerle yaşandı.

“Felsefemiz en başından itibaren, temelde soysuzlara karşı olmaktı; bu biraz kaba gelebilir ama gayet dürüstçe bir yaklaşımdır.”

İlk olarak Afganistan Savaş Günlükler’ini yayınlayan WikiLeaks, ABD’nin işlediği tüm savaş suçlarını kendi belgeleriyle ortaya çıkarmış oldu. Bu belgelerle sadece Amerikan Askeri Birlikleri’nin değil tüm dünyanın görmezden geldiği “sivil ölümleri”ne dair inanılmaz rakamları açıklandı. Peki, dünya bilmiyor muydu sivil ölümlerinin yaşandığını, neden tüm bu olaylara karşı sessiz kalıyordu sorusu ayrı bir tartışma konusu olsa da WikiLeaks’in 2004-2009 yılları arasında yaşanan sivil ölümleri için açıkladığı rakam 60.000’den fazlaydı ve bu rakam “herkesin” kanının donması için yeterliydi. Obama hükümeti tepkiliydi ancak Assange ve ekibi durmaya niyetli değildi. Ellerindeki 250.000 diplomatik belgeyi de zaman içinde yayınladılar. Üstelik bunu yaparken yeni gazetecilik kültürünü klasik gazetecilik kültürüyle harmanladılar. Dünyanın önde gelen gazetelerine bu belgelerin büyük kısmını veren WikiLeaks tüm dünyada aynı anda yayın yapılmasını sağlayarak hem gelmiş geçmiş en büyük sansasyonun altına imza atmış hem de sıra dışı bir işi başarmış oldu.

Bradley Manning’e Ne Oldu?

WikiLeaks’in belgeleri yayınlaması kadar bu belgeleri kimin sızdırdığı da uzun süre gündemdeki yeri korudu. Konuyla ilgili tek bilinen Bradley Manning ismindeki ABD Silahlı Kuvvetler askeriydi. Manning 22 ayrı suçtan yargılandı ama asıl sorun yargı süreci başlayana dek Manning’e uygulanan ağır psikolojik işkenceler ve bunların yaşattığı ruhsal çöküntü oldu. Bu işkenceler sebebiyle Manning’e verilen 35 yıllık cezanın bir senesi silindi ve toplamda yattığı ceza ile birlikte 34 yıl hapis cezasına çarptırılmış oldu.

Yönetmen koltuğunda Bill Condon’un oturduğu film, tüm bu yaşananların ne kadarına objektif bir gözle değiniyor onu kestirmek güç, ancak bilinen bir şey var; o da daha çok Assange ve çalışma arkadaşı Berg arasındaki uyumsuzluklara odaklanacağı. İkili arasında özellikle belgelerin yayınlanma sürecinde ciddi fikir ayrılıkları yaşandığı, Berg’in belgelerin bu şekilde yayınlanmasının birçok sivilin hayatının tehlikeye atacağını savunduğunu biliyoruz. Her ne kadar Assange film için sahtekarlık suçlamasında bulunsa da, ikili arasında yaşananlara bir nebze de olsa ışık tutacağı kesin. Tüm bunların yanı sırada ülkemizde de sağlam bir etki yaratan ve bir o kadar da savunucusu olan ünlü internet sitesinin konu alındığı WikiLeaks: Beşinci Kuvvet’in beyazperdede ne kadar etki yaratacağıysa tam bir muamma.

UTKU ÖGETÜRK

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here