Hayvanlar ve insanlar arasındaki ilişki çoğu zaman dostanedir, vahşi doğaya salınmadığı sürece.

Örneğin Ayı Adam’ı izlediğimde şok oldum, dost olduklarını sandığı ayı tarafından öldürülen Treadwell ve kız arkadaşlarının sonu hayvanlar dünyasına ilişkin değişik şeyler söylüyor, insanlardan nefret eden ve kendini farelere adayan Willard’da… 1001 Dalmaçyalı’da başka bir yerinden bakıyor olaya. Açıkta kalan buraya alamadığım filmleri de sıralayayım hemen: Umberto D, Aman Tanrım, Garfield, Lessie, Dr. Dolittle, Altın Pusula, Marmaduke, Hachiko, Köpek Oteli ve Köpeğim Tulip de insan ve hayvan ilişkinsin dostane taraflarına eğilen filmler… İzlemenizi öneririm, hayvan sevgisinin her türlüsüne tanıklık etmeniz için!

Life of Pi / Pi’nin Yaşamı
Bir yük gemisinin trajik şekilde batmasının ardından bir filika, uçsuz bucaksız vahşi Pasifik Okyanusu’nun ortasında yapayalnız kalır. Sandalın hayatta kalmayı başarabilen mürettebatı ise bir sırtlan, kırık bacaklı bir zebra, bir orangutan, Richard Parker adında üç yüz kiloluk bir Bengal kaplanı ve Pi adlı 16 yaşında Hintli bir çocuktan oluşmaktadır…
Yazar Yann Martel’in bol ödüllü kitabından Jean-Pierre Jeunet ve Guillaume Laurant tarafından uyarlanan “Life of Pi”nin kadrosu ise oldukça renkli. Milyoner’den tanıdığımız Suraj Sharma’nın Pi’yi canlandırdığı filmde ayrıca Tobey Maguire, Irrfan Khan, Adil Hussain rol alıyor.

Grizzly Man / Ayı Adam

Usta yönetmen Werner Herzog son filminde, amatör boz ayı uzmanı ve vahşi doğa eylemcisi Timothy Treadwell’in yaşamını ve ölümünün ardındaki gerçekleri gözler önüne seriyor. Treadwell, Alaska’daki bir Ulusal Park’ta, ayılar arasında silahsız olarak on üç yaz boyunca yaşadı ve deneyimlerini filme çekti. Ekim 2003’te, Treadwell’in ve kız arkadaşının bir boz ayı tarafından parçalanıp yenmiş cesetleri bulundu. Herzog’un hayvanlara duygusal açıdan yaklaşmayan bu alışılmadık belgeselinde Treadwell’in kendi belgesel filminden parçalar da kullanılarak doğa ve insan arasındaki hassas ilişkinin sınırları sorgulanıyor.

Willard / Willard’ın Fareleri
Willard içe dönük ve asosyal bir adam. İş yerinde sık sık aşağılanmaktan dolayı da, insanları karşı gizli bir nefret besliyor. Bir gün, evinde beslediği farelerle arasında özel bir bağ olduğunu keşfeder.  Değer verdiği farelerden birinin iş yerinde ölmesinin ardından ise intikam almaya karar verir. Ona destek verecek ise kocaman bir fare ordusudur. Willard’ın nefreti küçük, ürkütücü canlıların bedeninde çevreye yayılmaya başlar. 71 tarihli korku filminin yeniden çevrimi. Günümüz bilgisayar teknolojisinin desteğini alan yapım, özellikle görsel efektleriyle dikkat çekiyor. Yüzlerce farenin aynı anda gözüktüğü sahnelerde, bilgisayar teknolojisiyle birlikte, eski usül maketler kullanılmış.

Secretariat / Şampiyon

‘Seabiscuit’ gibi yarış atlarının kahramanlık öykülerine alışık olan sinema seyircisinin karşına çıkan ‘Şampiyon’, yazar William Nack’in aynı isimli kitabından uyarlandı. Bir anne ve aynı zamanda ev hanımı olan Chenery (Diane Lane), at yarışları hakkında fazla bir şey bilmemesine rağmen hasta babasına ait ahırların yönetimini devralır. Chenery tüm olumsuzluklara rağmen, deneyimli ve yetenekli eğitmen Laurin’in yardımıyla erkeklerin egemenliğindeki bu işe yön vermeyi başarıp, son 25 yılın ilk Triple Crown şampiyonunu ve belki de tüm zamanların en harika yarış atını yetiştirir.

Birdy

Sıkı dostlar Al ve Birdy, Vietnam savaşına katıldıktan sonra evlerine geri dönmüşlerdir. İkisi de geri döndüklerinde, giderken ki durumlarından oldukça farklıdırlar. Al, savaştan fiziksel yaralar almış bir vaziyette geri dönerken, Birdy psikolojk olarak etkilenmiş ve farklı bir ruh haline geçmiştir. Çocukluğundan beri kuşlara özel bir sempatisi olan Birdy, kendisini bir kuş zannetmeye başlamıştır. Savaşı sorgulayan filmler içinde en önemli yapımlardan biri olan Birdy, Alan Parker’ın imzasını taşıyan unutulmaz bir yapım. Savaş çanlarının, her an başlayabilecek yeni bir savaşın habercisi olduğu şu günlerde, savaşın insanlar üzerinde yarattığı farklı dehşet tablolarını yüzümüze vuran bir film Birdy.

The Water Horse: Legend of the Deep /Su Atı: Derinlerin Efsanesi
Ünlü bir İskoç efsanesine göre zaman bir yumurta ile başlar. Şimdi bu efsane ve onun yaratıcısı olacak yumurta bir çocuğun ellerinde. Küçük Angus kasabasının kıyı olduğu tarihi gölde bir yumurta bulur, ancak gördüğü bütün yumurtalardan farklı olan bu nesnenin neye ait olduğu konusunda hiçbir bilgisi yoktur. Yumurtadan çıkacak olan İskoç’un devasa büyüklükteki mitsel yaratığı Water Horse’tur.

Tonari no Totoro / Komşum Totoro

Anneleri, isimlendirmeyen ve uzun süreli bir hastalığa yakalandığında ona daha yakın olmak için yattığı hastanenin yakınındaki eski bir eve taşınmak isteyen iki küçük kız, bir profesör olan babalarını da ikna edip bu kırsal yere taşınırlar. Küçük kızlar Satsuki ve Mei zamanla evin içerisinde onlarla birlikte yaşamakta olan, bazı varlıkların olduğunu fark ederler. Bu varlıklardan bir şekilde kurtulduklarında, evlerinin karşısındaki ormanda karşılaştıkları büyüleyici varlıklar iki kardeşi büyülü bir dünyanın içerisine sürüklerler.
Komşum Totoro, Japon animasyon üstadı Hayao Miyazaki’nin kült filmlerle dolu filmografisinin en samimi ve en büyülü hikayelerinden biri.

101 Dalmatians / 101 Dalmaçyalı
101 Dalmaçyalı’nın yeni versiyonunda bu kez insanlar ve hayvanlar boy göstererek yepyeni bir macerayla sinemaseverlerin karşısına çıktılar. Filmde Londra ve çevresindeki evlerde yaşayan Dalmaçya cinsi köpeklerin çalınması olayları günden güne artmaktadır. Günün birinde piyango Pongo ve Perdy adlı Dalmaçya köpeklerinin yeni doğan yavrularına da vurur.

The Hawk is Dying
George kızkardeşi Precious ve zihinsel özürlü yeğeni Fred ile birlikte yaşayan bir araba döşemecisidir. Arada sırada uyuşturucu bağımlısı bir üniversite öğrencisi olan Betty’le birlikte olsa da hayatında bir tek gerçek tutku vardır: avlanmak için şahin yetiştirmek. George şahin yetiştirmek konusunda pek başarılı değildir ama bunun onun hevesini kırmasına izin vermemektedir. Bir gün Fred ile beraber muhteşem bir kızıl şahin yakalayınca George büyük anının geldiğine emin olur. Ailesinin tüm uyarılarına rağmen tüm enerjisini bu şahine yatıran George’un kararlarının sonçları trajik olacaktır.

Ratatouille / Ratatuy

Ramy adındaki bir fare, ailesinin tüm istemeyişi ve bir fare olarak yapılması imkansız olmasına rağmen, büyük bir Fransız aşçı olma hayalleri kuruyor. Kader Remy’yi Paris’in kanalizasyonlarına attığında, Remy kendini, yemek pişirme üstadı Auguste Gusteau sayesinde ünlenmiş bir restoranın altında buluyor. Eşsiz bir Fransız restoranının mutfağındaki hoşlanılmayan ve hatta kesinlikle istenmeyen bir misafir olmanın getirdiği tehlikelere rağmen, Remy’nin aşçı olma arzusu; tüm olayları alevlendirerek Paris’in yemek dünyasını tepe taklak eden inanılmaz bir üstünlük mücadelesi başlatır.

Remy; kurduğu hayalini gerçeğe çevirip hayattaki arzusunu gerçekleştirmek ya da bir fare olarak tüm yaşamını geçireceği eski hayatına dönmek arasında zor bir tercih yapmak durumundadır.

 

Banu Bozdemir
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, filmlere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.