Meleklerin Payı… Havaya karışan viski tadı, kokusu ya da duygusu… Politik sinemanın üstadı bu kez mizahı daha üst seviyede kullanıyor, konu ustalıkla akıyor.

Ülkesinin sosyal sorunlarına, sıradan insanın yaşadığı karmaşaya, maddi ve manevi açıdan bakan, onu eleştiren, bireyin peşinde bir belgeselci, bir kameraman edasıyla dolaşan bir yönetmen Loach… Ayaktakımı, Carla’nın Şarkısı, Ülke ve Özgürlük, Benim Adım Joe benim için öne çıkan filmleri…

Loach ismi geçtiğinde etkili bir sinema dilinin karşıma çıkacağını bilirim, şu ana kadar sıkıldığım bir film olmadı ama en son filmi Tehlikeli Yol’da dikkatimi veremediğimi itiraf etmeliyim. Meleklerin Payı hayattan, yoksulluktan ve hatta din olgusundan ilginç bir pay alma filmi.

Hayatın onlara tanımadığı şansı kendileri almaya kalkan bir grubun viski, macera, paylaşım ve komediyle benzeşen öyküsü sanırım en fazla güldüren Loach filmi olarak öne çıkıyor. Gedikli senaristi Paul Laverty ile kafa kafaya veren yönetmen seçtiği sıra dışı karakterlere yüklediği ufak özelliklerle onları hem yüceltiyor, hem de yollarını bulmaları için gerekli doneleri sunuyor.

Filmin ismi gerçekten de anlamlı… Viski piyasasına, onları tadım ritüeline bakmasıyla bende hafiften Sideways etkisi uyandırmadı değil. Tabii o daha çok yol ve şarap filmiydi ve de kendini bulma hali…Bu sanki onun biraz da viski hal gibi, viski sevenleri de değişik bir şekilde kendisine bağlayacak gibi.

Burada film Robbie’nin umutsuz hayatı üzerinden ilerliyor. Baktığınızda Robbie’nin hayatı kaymış vaziyette. Üstelik bir partneri var ve odan çocuğu oluyor. Kızın ailesi Robbie’nin peşinde. Robbie sıska vücuduyla baştan bir kaybeden gibi duruyor ama azim ve başarma duygusu ona değişik bir yol açıyor. Bir de filmde iyi insan olmaya övgü yapılıyor ki, film kıymet bilen bir sonla noktalanıyor…

Loach sıradan insanın peşinde dolandığı için konu da sıradan. O sıradanlığı kıran tiplemelerin komikliği oluyor biraz da! Yine işsizlik, devlet sorgulaması, birey hakları var ama bir yandan da İskoç yaylalarına taşınan ilginç bir özgür ruh duygusu da var!

Bana sorsanız hala eski filmlerinin tadını arıyorum derim ama bu da sıradan insanın sıradan seyirciye vereceği bir mesaj olmuş, iyi olmuş… Loach çok üretken bir yönetmen tıpkı Woody Allen gibi… Neredeyse her yıl bir film çıkıyor ve her filminde konular bir şekilde aynı noktada buluşuyor… Meleklerin Payı’nı izlemenizi tesviye derim, Loach’un mizahi duygusuna ve bunu çok rahat bir biçimde perdeye yansıtmasına tanık olun!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here