Zeynep Uslu

Başlık: “Ressamların bulanık ama renkli zihinlerinde bir yolculuğa çıkmak isterseniz, işte size bir kaç tanesi…”

Yakın tarihe kadar belli bir kesimin eğlence ve uğraş alanı olan resim, sıradan insanın hayatındaki yerini aldı. Mağara duvarlarında başlayan yolculuk,onca zamanı ve engeli aştıktan sonra şimdi (ironik olarak) sokak grafitilerinde devam ediyor. Herkesin diliyken, ayrıcalıklı bir kesimin zevk alanı haline gelen bütün sanatlar gibi, resim de dönüp dolaşıp, basit insanın dünyasına iade oldu. Yine de eksik olan bir şeyler var. Evlerimizi, apartman girişlerini, cafe duvarlarını kısacası insan barınağı olabilecek her yeri süsleyen tanıdık resimlere bakıp geçerken, bu kadar uzak olduğumuz bu sanatı, bize bu kadar aşina kılanın ne olduğunu düşünmeyiz. Değeri milyonları bulan tabloların, bir kaç liralık kopyalarıdır bunlar, çoğu zaman adı dışında pek birşey bilmediğimiz ressamların defalarca kez bakıp yabancılaştığımız resimleridir. İllaki Van Gogh ya da Dali’nin, belki Monet’in bir çizimidir, fakat bakarken içimize usulca işleyen resimler, baktığımız an, yarattığı duygu dışında bizim için bir anlam taşımaz. Oysa bu resimlerin, içindeki onlarca renk ve detayla, özenle, incelikle çizildiğini, bir zamanlar onu çizen için soluk almak gibi vazgeçilmez olduğunu bilmek her şeyi değiştirecektir.

 

Ressamların hayat hikayeleri başarıdan çok acı ve trajedi üstüne kurulmuştur ne de olsa. Özellikle de sınırları zorlayanların, var olanın dışında birşey arayanların, yeni olanın izini sürenlerin mutlaka bedel ödemesi gerekmiştir. Belki de bizi büyüleyen o resimleri yaratan, acıyla yoğrulmuş bir tutku olduğu için bakmadan geçemeyiz onlara. Belki de sadece, doğamızda var olan o basit ifade etme ve yaratma güdümüz, bulduğu küçük boşluktan sızmaya çalışmaktadır. Farketmez. Şimdi her duvarda karşımıza çıkabilecek bu resimler, en az onları yaratan ellerin aynası oldukları kadar, yaratıldıkları devrin de aynasıdırlar. Ünlü ressamlar üzerine yapılmış filmler onları anlamak için oldukça etkili bir rehber. Ressamların bulanık ama renkli zihinlerinde bir yolculuğa çıkmak isterseniz, işte size bir kaç tanesi…

 

Ölmeyen İnsanlar (Lust For Life) /1956

 

Hollanda doğumlu Van Gogh’un yaşam hikayesini anlatan bir kaç film var ama Vincente Minelli’nin yönettiği “Ölmeyen İnsanlar” bambaşka bir yerde duruyor.Van Gogh’u başarıyla canlandıran Kirk Douglas’a, yakın arkadaşı Gauguin rolünde Anthony Quinn ve kardeşi Teo olarak James Donald eşlik ediyor. Van Gogh’un bir din adamından, tutkulu bir ressama dönüşme sürecini oldukça başarılı işleyen film, renkleri ve çerçeveleriyle de Van Gogh’un dünyasına girmeyi başarıyor. Yoksulluk ve yalnızlık içinde geçen bir ömür ve gittikçe artan nöbetlerin esaretinde hayata resimle anlam kazandıran bir dehanın hikayesi.

 

Modigliani / 2004

 

Mick Davis, İtalyan ressam Modigliani’nin büyük aşkı Jeanne Hebuterne’nin gözünden, 1919’un Paris’ine götürüyor bizi. Modigliani ve Picasso’nun rekabeti, yoksulluk, aile baskısı ve herşeye rağmen varlığını sürdüren tutkulu bir aşkın hikayesi. Modigliani karanlık bir tabloya bakmak gibi, kasvetli ama etkileyici bir film.

 

Frida / 2002

 

Frida Kahlo, ilginç kişiliği ve trajik olaylarla dolu hayat öyküsüyle çıkıyor karşımıza. Selma Hayek’in başarılı performansı ile yaşadığı dayanılmaz acılara resim yaparak tahammul etmeye çalışan güçlü bir kadının olağan üstü hikayesine tanık oluyoruz. Büyük oranda belgelerden yola çıkan film, düzenlemesi, sanat yönetimi ve müzikleri dahil pek çok alanda bir başyapıt sayılabilir. En önemli kadın ressamlardan biri olan Frida, yaşadığı tren kazası sonrasında asla bitmeyecek hastalık ve ameliyatlarla ömrünü geçirir. Eşi Diego ile ilişkisi, hayatına giren diğer erkek ve kadınlar, Frida’nın tuvaline acılarının imgesi olarak yansır.

 

Goya’nın Hayaletleri (Los Fantasmas De Goya) / 2006

 

Modern resmin atası olarak anılan Goya, usta yönetmen Milos Forman’ın gözünden perdeye yansıyor. Goya’nın hikayesi, yaşadığı çağın akıldışılığı içinde naif bir portre gibi işleniyor.

Javier Bardem, Natalie Portman,Stellan Skarsgad bize oyunculuk ziyafeti sunarken, Forman bizi Goya’nın resmettiği acımasız dünyaya bir yolculuğa çıkarır. İspanyol engizisyonunun eline düşen masum bir kız ve masumiyete tahammulü olmayan bir dünyanın zalim temsilcisi Rahip Lorenzo filmin merkezinde duruyor. Film, bizi de Goya’ ile birlikte bu karanlık dünyanın tanığı haline getiriyor.

 

İnci Küpeli Kız (Girl with a Pearl Earring) / 2004

 

Gizemli ressamlardan biri olan Johannes Vermeer’in ünlü tablosundan ismini alan film, ressamın ve bu tablonun çizilme öyküsünden ilham almış. “İnci Küpeli kız” rolünde Scarlett Johansson ve Vermeer rolünde Colin Firth karşımızda. Uzun yıllar keşfedilmemiş ve yaşamına dair az bilgi sahibi olunan bu gizemli ressamın yaşamı dönemi oldukça başarılı resmeden Peter Webber’in yönetimiyle karşımıza çıkıyor. Vermeer’in karısı ve çocuklarıyla yaşadığı eve hizmetçi olarak gelen genç Griet, ressamın dikkatini çeker. Borç ve sıkıntı içinde yüzen Vermeer için, bu gizemli güzelliği resmetmek kaçınılmazdır.

 

Pollock / 2000

 

  1. yy.ın en önemli ressamlarından biri olan Jackson Pollock’u, filmi yöneten Ed Harris canlandırıyor. Pollock’un karısı Lee Krasner ile tanışmasıyla başlayan film, kendi tarzını yaratan ve modern resimde bir çığır açan Pollock’un alkolizm batağında çürüyüşüne tanık ediyor bizi.

 

 

Picasso ile Yaşamak ( Surviving Picasso) / 1996

 

Arianna Huffington’un kitabından uyarlanmış olan film, Picasso’nun en büyük esin kaynağı olan kadınlarla ilişkilerini onlardan biri olan Françoise Gilot’un dilinden aktarıyor. Filmde, kadınlara karşı acımasız ve bencil bir Picasso izliyoruz. Yine de, resim yaparken onu izlemek, kendini tanrılaştırmakta pek de haksız olmadığı hissini yaratıyor. Picasso’yu canlandıran Antony Hopkins, her zamanki gibi seyirciyi memnun edecek bir bir performans sergiliyor.

 

Artemisia / 1997

 

Akademiye kabul edilen ilk kadın ressam olan Artemisia Gentilesci’nin, hocası ressam Agostino Tassi ile ilişkisi üzerinden ilerleyen film, hikayesindeki tartışmalı yanlar bir yana bırakılırsa, büyük engelleri aşan kadınlardan birinin daha hikayesi. Kadınların resim çizmesinin kabul edilemez bulunduğu bir devirde “erkek yeteneğine sahip” biri olarak anılan Artemisia’nın resmini olgunlaştıran acılı süreç yansıyor filme.

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.