Kahkahasız komedi: “Zor Baba 3”

The animals were then given daily subcutaneous injections of a/b, a/b/c, or a/b/c/d \[[@cr27]\] for up to 10 days. Toxins from other https://readwall.com/northsouth-blog/advanced-water-purification-mai-tai/ species are extremely toxic as well, and can cause a variety of health problems, including symptoms similar to those from the tapeworm itself. All india drug stores, is located in the city of chennai, south india and is a reputed pharmaceuticals retail outlets.

It is used to treat a range of diseases in a number of countries. In contrast to many of our other supplements, the only ingredient of dha in our arthritis support formula® Zürich is fish oil, a type of omega-3 fatty acid. This medication may make you more susceptible to certain infections.

What is the most generic name for zithromax 500 mg tablets online in india. Therefore, it has no effects on the bioavailability of minerals http://power-up.com.mx/motivacion/ that occur naturally in the body. The cheapest drugstore to buy tamoxifen citrate is cvs pharmacy online, which can cost up to .20, as it is a canadian pharmacy association.

Artık kabak tadı veren film serilerine bir yenisi daha eklendi ne yazık ki… Üstelik başlangıçta seyircinin sevdiği, güldüğü, zekice çatışmaların olduğu, karakterli bir seriydi “Zor Baba” serisi. Hollywood’un daha fazla para kazanabilmek için tavşan suyunun suyunu çıkartma çabaları, şahsiyetsiz bir senaryo, oyuncuların bile, ‘niye hala zorluyoruz ki?’ edalarında rol kesmeleri başlıca nedenler arasında sayılabilir.

Konu kısaca şu şekilde… 10 yıl ve aşılan sayısız engelden sonra, Greg Focker, nihayet asabi kayınpederi Jack’in güvenini kazanır. Çektiği para sıkıntısını aşabilmek için elinden geleni yapan Greg, güzel bir ilaç mümessili olan Andi tarafından cinsel gücü arttırıcı bir ilacın tanıtımını yapması için sürekli sıkıştırılmaktadır. Jack ise bir yandan yaşlılığın verdiği kalp sorunları ile uğraşırken bir yandan da ölümü düşünmeye başlayacaktır. Kendisinden sonra sülalenin başına geçecek kişi olarak istemeyerek de olsa Greg’i seçmeye karar vermiştir. Ancak Greg, bu kararı onaylamakta sorunlar çıkaracaktır.

Filmin en büyük sorunu hiç kuşku yok ki, senaryo… Hollywood klişeler yumağı ile ilerleyen senaryolarla dolu. Çoğu kez de bu klişeler sayesinde işi götüren filmler ortaya çıkmakta. İlk iki film bu tanımlamaya uyuyordu. Ancak serinin üçüncü filminde eski senaryo grubundan sadece John Hamburg’un ismine rastlıyoruz. İkinci senarist ise çok ilginçtir ki, bir önceki filmin yardımcı yapımcılarından Larry Stuckey. Burada açık seçik, bir yapımcının ego tatmini görülebiliyor. Eski yapımcı Larry Stuckey, nedense senaristliğe soyunmuş ve koca bir seriyi batırmış. Karakterler arasında hiçbir çatışmanın, olayların ilerlemesini ve seyircinin merakını cezp edecek hiçbir düğüm noktasının olmadığı boş senaryo, seyirciyi hiç mi hiç tatmin etmiyor. Bir komedi filminden beklenen ‘güldürü’ unsurlarının yok denecek kadar az olduğu “Zor Baba 3”, durum komedisinden yararlanmaya çalıştığı sahnelerde bile çuvallıyor. Başta da belirttiğim gibi, Robert De Niro, Ben Stiller, Owen Wilson, Blythe Danner, Teri Polo, Dustin Hoffman ve Barbra Streisand gibi ilk iki filmde de rol alan isimler, bu filmde zoraki yer alıyorlarmış gibi duruyorlar. Sanki, ‘sözleşmemiz vardı mecbur oynadık’, gibi bir tavır bahsettiğim… Sadece Andi karakterini canlandıran Jessica Alba, belki de büyük beklentilerle dahil olduğu filmde, setin çaylağı olarak, fazlasıyla heyecanlı, hatta yer yer abartılı oynamış. Hazır değişikliklerden bahsediyorken ilk iki filmin yönetmeni olan Jay Roach’un da görevinden uzaklaştırılıp yerine Paul Weitz’in getirildiğini de hatırlatmakta fayda var.

Aile bağlarının önemini her fırsatta ortaya koyan seri bir kez daha mesajını vurguluyor. Ancak alttan alta, aristokrat, güçlü ve zengin bir aileden gelmenin önemini ön plana çıkartarak. Fazla söze gerek yok sanırım. Senenin ve de serinin en büyük hayal kırıklığı olarak değerlendirilebilecek “Zor Baba 3”, özellikle de oyuncuların ismini kullanarak seyirciyi aldatmaktan çekinmeyen, ticari bir kurnazlık abidesi.

 

1979, İstanbul doğumlu. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema-tv üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali'nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans ve doktora öğrenimini tamamladı. SİYAD üyesidir. TRT'de metin yazarı olarak başladığı televizyon macerasında birçok kanalda çeşitli programlarda görev aldı, sinema programları yaptı. Kurduğu Mad Informatics Ajansı’yla sinema-tv ve eğlence sektörüne PR ve sosyal medya hizmeti vermeye başlamıştır. "Türk Sinemasında Gerçekçilik" ve "Yeni Başlamayanlar İçin Sinema" adında iki sinema kitabı yayınlanmıştır. Esenyurt Üniversitesi Radyo Tv. ve Sinema bölümünde Dr. Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.