Kasım Temizliği

 Daha önce de, yapımcıların bu sezon kalıcılıktan ziyade, reyting derdinde olduğuna değinmiştik. Bu ay bu tespiti kanıtlarcasına yapılan “Kasım Temizliği”, gerçek dizi takipçilerinin boynunu yine bükük bıraktı.

Kanallar bir süredir, Eylül’de yayına soktukları dizilerin büyük çoğunluğuna Kasım’da birkaç hafta ya da bir ay ara vermeye ve reytinglerinden memnun olmadıkları dizileri, o kısa aradan sonra yayından kaldırmaya başladılar. Bunu bilen ciddi dizi takipçileri için, Kasım tam bir yaprak dökümü.

Peki, bu Kasım’da kimler gitti, kimler kaldı ve niye?

“Niye?” sorusunun cevabını, ciddi dizi izleyicisinin değil de, televizyon izleyicisinin seçimlerinin büyük oranda değişmesinde aramak gerek. Kanallar, iyi dizileri düşük reytingler yüzünden yayından kaldırmaya bu şekilde devam ederlerse, yakında sadece, So You Think You Can Dance, American Idol, The Biggest Loser gibi yarışma programları kalacak televizyonda. Bu sonuç korkutucu ve gerçek dışı görünse de, kanıtlar ortada.

Geçen ay izlenebilir addettiğim ABC dizisi Eastwick, yapımcıların diziyi toparlamalarına bile izin verilmeden yayından kaldırıldı. Aynı reyting diliminde yer alan ve yine geçen ay, yerin dibine soktuğum The Forgotten’ın ise beş bölümü daha sipariş edilerek, diziye bir şans daha verilmesine karar verildi. Bu seçimdeki torpil kokusunu almamak mümkün değil. Şöyle ki, hiçbir kanal Jerry Bruckheimer’ı üzmeye cesaret edemez diye düşünüyorum. O nedenle de Bruckheimer’ın dizisi The Forgotten, ne kadar kötü olsa da yerinde durur. Eastwick’in yapımcıları ise “Hakkımızı yediler.” diye bir köşede ağlamaya devam ederler.

Gelelim CBS’e… Kanalın en düşük reytingli dizisi Cold Case soğumaya devam ededursun, yerinden kıpırdamaya da niyetli değil gibi. Zira reytingleri yerlerde sürünse de, yine bir Bruckheimer dizisi olan Cold Case’in iptali özellikle bu kanalda düşünülemez; çünkü dışarıdan görünen şu ki, Jerry kızar da CSI’ları yayından çekiverirse, CBS de dükkanı kapatıp, gidecek kadar bel bağlamış durumda CSI’lara. Aynı şekilde oldukça düşük reytinglere sahip Numbers da yerini koruyacak gibi görünüyor. Bunun ise tek bir sebebi olabilir; yapımcılarının arasında Tony ve Ridley Scott kardeşlerin olması.

Fox ise her zamanki Fox. Joss Whedon’un seneler sonra kıymete bineceğine ve diziler dünyasında kült mertebesine tırmanacağına emin olduğum dizisi Dollhouse, Fox’un sezon başında duyurduğu “Whedon’a karışmayacağız, reytingler ne olursa olsun yolundan çekileceğiz.” kararına rağmen iptal edildi. Son anda, tepkilerden dolayı geri adım atıp Whedon’un zaten çekmiş bulunduğu bölümleri çifter çifter yayınlamayı neyse ki kabul etti ama benim Fox’a pek güvenim kalmadığından emin olamıyorum. Lakin geçen sezon da dizinin en güzel bölümlerinden biri olan sezon finalini yayınlamayan Fox, Dollhouse sevenleri üzmüştü. Fox’un Whedon’a içten içe sinir olduğunu düşünmemek elde değil. Daha önce de Joss Whedon’un bir sezonluk şaheseri Firefly da, kanalın hinliklerinin kurbanı olmuştu. Bölümlerin yayın sırasını değiştirerek anlaşılmasını imkansız hale getiren kanal, sonra da reytingleri düşük diyerek gelmiş geçmiş en keyifli dizilerden birini daha öldürmüştü.

Peki, Fox, anlaşılması ve ortalama izleyiciyi tatmin etmesi zor olan Fringe’in düşük reytinglerine, benim gibi Fringe-severlerin işine gelse de, neden ses çıkarmıyor? Çünkü Lost’un ve Fringe’in yapımcısı J.J. Abrams da aynı şekilde kızdırılmaması gereken yapımcılardan.

Kanalların reyting yüzünden en iyi dostlarımızı bizden ayırmaları alışık olduğumuz bir durum. İkinci sezonunda iptal edilen Terminator: Sarah Connor Chronicles, tek sezonluk şaheser Firefly, yine sadece bir sezon izleyebildiğimiz Journeyman, 9 bölüm sonra iptal edilen My Own Worst Enemy, bunlardan sadece birkaçı. Asıl üzücü olansa, bunlar gibi güzel diziler sepetlenirken, daha düşük reytingli dizilerin yapımcılarının isimleri yüzünden dokunulmaz kabul edilmeleri. Bu kesin olmayan bir tespit olsa da, reyting oranları düşük olmasına rağmen, sezon sezon sipariş edilen dizilerin yapımcılarının isimlerine baktığımızda, başka bir sonuca varmamız zorlaşıyor.

Sonuç olarak, bu savaşta yerini sabitlemiş yapımcılarla, izleyicinin ne istediğini anlayabilen yapımcılar sağ kalacak gibi görünüyor. İzleyici eğilimi doğrultusunda, ekranların başarılı fantastik dizisi Supernatural’ın formunun, ne şekilde değiştiğine ve en dramatik sezon olması beklenen 5. sezonun nasıl da komedi dizisi tadında ilerlediğine bir bakın. Polisiyelerin bile sadece esprili ve hafif dozda olanlarını seven izleyici, CSI üçlemesi gibi kimi zaman abartılı bir şekilde kurgu olduğu belli olan dizileri sevdiğini bize her fırsatta belli ediyor. Sadece, ekranların en ciddi polisiyesi Criminal Minds, ortalamanın çok üstünde kalan kalitesi yüzünden izlendiği için bu sınıflandırmanın dışında kalıyor. Ama diğerlerine baktığımızda; Castle, Bones ve nispeten The Mentalist, neredeyse komedi sınıfında yer alacak düzeyde espri barındırıyorlar. House, Dexter ve Lie to Me gibi diziler ise başkarakterinin gücü ile seyirciyi kendine bağlıyor. Bazen de sadece Lost, Flash Forward gibi dizilerdeki gizem öğesini arıyor izleyici. Bu izleyicinin önüne pilot bölümde bir soru getirip, kalan 6 sezon da cevap arayan yapımcı köşeyi dönüyor. Sadece eski dizilerin tekrarlarını görmek isteyenler de oluyor. Bunlar için de, yeni dostlarımız V yani Visitors ve Ian McKellen’ın başrolünde olduğu The Prisoner gibi dizler yapılıyor.

Anlayacağınız yapımcılar için formül basit. Ya isim yapacaklar ya da izleyici eğilimini dikkate alacaklar. En önemlisi de; televizyonun sanat yapmak için gitgide zor bir zemin haline geldiğini artık kabullenecekler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.