Bizim buralarda çevre sorunlarını tartışmak henüz bu kadar yaygınlaşmamışken “Çölün Mavi Gözü: Aral” belgeseli ile sadece buraları değil dünyayı da sorgulattı Kemal Öner. Belgeselciliğinin yanı sıra, uzun metraj kurmaca film ve TV dizilerinde yapımcı, görüntü yönetmeni, fotoğrafçı, sosyal sorumluluk-kültür-sanat işlerinde gönüllüydü. En çok da sektörün Kemal Abisiydi O.  Kurucularından olduğu Akademi Prodüksiyon ile onlarca televizyon dizisine, sinema filmine ve belgesele hizmet verdi. Şirket, başarılı yapımlarla, birçok ödüllü belgeselle sektördeki yerini almıştı çoktan. Bütçesi kısıtlı olan, bütçesi olmayan sinemacılara desteği ise asla yadsınamaz.

Ardında pek çok güzel anı, film, belge bırakarak 29 Ekim 2018 günü sonsuzluğa göç etti. Hemen ardından birkaç satır yazmak, hem acısını hem anısını hem bize ve sinemamıza kattıklarını anlatmak istedim ancak elim yazamadı, kilitlendi, olmadı.

Belgesel Sinemacılar Birliği’nde tanıdım Kemal Abi’yi. 2009-2011 döneminde BSB Yönetim Kurulunda birlikte yer aldık. Başkanlık ettiğim o dönemde daha da yakından tanıma fırsatım oldu. Evlerimiz aynı güzergahtaydı. Toplantı sonraları beni evime bırakırdı sağ olsun. O esnada ettiğimiz sohbetleri unutamam. Sinema bilgisi kadar sektörün bileşenlerine ve işleyişine dair yorumları, sahip olduğu saygın network ile de her zaman şaşırtmıştı beni, ya esprileri… En çok ama en çok sevdiğim yanı o pozitif bakışı ve gülen gözleri, Kemal Abiliği. Hiçbir şey insandan daha kıymetli değildi.

Kaf Dağı’nın ardında, Koleksiyoner, Macahel, Merhaba Selanik Kalimera İstanbul, Mezopotamya’nın Büyük Düşü, Yeşeren Çöl Karapınar belgesel filmografisi. Unutulmayanlar ve Günce yapımcısı olduğu kurmaca filmler. TV dizileri, haber ve çeşitli programları ise sayamayacağım… Projeleri, filmleri, yazdıkları, anlattıkları, anlatamadıkları, kayıtlara geçiremediği onca iş, bilgi, birikim…

2000 yılında Altın Portakal Ödülü aldığı Aral Gölü’ndeki su kaybına dikkat çekmek amacıyla çektiği Çölün Mavi Gözü: Aral”  belgeselinin yeri ayrıdır bende. Belgeselin yapım koşullarını oluşturması, bu meseleye yüreğini koyması, uluslararası boyuta taşıması… İzlerken bilgileniyor, düşünüyor, kıyaslıyor, sinirleniyor, üzülüyor, umutlanıyorsunuz.  Bir de başka anısı var bu belgeselin bende. Oğlum Aral ile Belgesel Sinemacılar Birliği’nin bir etkinliğindeydik günlerden bir gün. Kemal Abi oğlumla tanışıp adını öğrenince: “Aral Gölü nerede biliyor musun?” diye sordu. Aral da biraz mahcup bilmediğini söyledi. Ve Kemal Abi başladı anlatmaya küçük bir çocuğun (9 yaş) anlayacağı dilde. Belgeselinin özel bir kopyasını Aral için bilhassa hediye edeceğini söyledi. Oğlum çok keyif almıştı bu sohbetten. Maalesef kısmet olmadı o özel kopyayı almak Aral’a ama internetten izledi belgeseli. Ve: “Taa Rusya’ya gidip çekmiş bu filmi. Aral hakkında çok şey öğrendim. Niye insanlar doğaya kötülük ediyorlar anlamıyorum ama neyse sonunda Aral’ı kurtarmak için bir şeyler yapıyorlar, filmin sonu iyi bitti.” dedi. Ne zaman Aral Gölü’nden söz edilse “senin arkadaşın çok güzel bir belgeseli var bu konuda” deyip atıfta bulunuyor filmine.

Yazımı “Çölün Mavi Gözü: Aral” belgeselinin giriş metni ile bitirmek istiyorum: Bugün, komşu gezegenden getirilen bir damla su, dünyada fırtınalar koparmaya yeter. Ama koca bir denizin kuruması karşısında insanlığın duyarsız kalması, ne garip bir çelişkidir…

Evet Kemal Abi, insanlık hala pek çok konuda duyarsız ancak senin o gülen gözlerindeki gibi umut ve iyilik de var hala. Teşekkürler koca yürekli insan. Anıların ve geride bıraktığın filmlerin bizimle…

semra güzel korver

Semra Güzel Korver
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü’nde okudum; sonra yetmedi, aynı alanda yüksek lisans ve doktora ile derinlere daldım. 1992’den bu yana medyanın içindeyim ama en çok belgesel sinemanın peşindeyim. Hikâyelerin, bilginin, belgenin gerçek hayatta nasıl yankı bulduğunu görmek, insanın dünyaya nasıl dokunduğunu keşfetmek benim için hâlâ en heyecan verici şey. Prodüktörlükten yönetmenliğe, danışmanlıktan eğitmenliğe uzanan farklı şapkalarla pek çok projede yer aldım. Kültür-sanat, haber ve belgesel türlerinde ürettiklerim bana ödüller getirdi; ama asıl kazancım, hayatı ve insanı biraz daha yakından tanıyabilmek, hikâyelerin içinde kendimi yeniden keşfetmek oldu.” Ulusal ve uluslararası festivallerde jüri koltuğunda oturduğumda da, atölyelerde genç sinemacılarla bir araya geldiğimde de aynı merakla yaklaşıyorum sinemaya. Bir dönem Avrupa Yayın Birliği’nin Çeşitlilik ve Kültürlerarası Programlar Grubu’nda çalıştım, başkanlığını yaptım. Avrupa Konseyi’nin “Ayrımcılığa Karşı Sesini Yükselt” kampanyasında yer aldım. Belgesel Sinemacılar Birliği’nin kurucu üyelerinden biri olarak başkanlık görevini üstlendim. Kısacası, hikâyelerin sadece anlatılmasıyla değil, çoğalmasıyla da ilgileniyorum. “Suriyeli Belgeselcilerin Kamerasından Suriye İç Savaşı” kitabım Kabalcı Yayınları’ndan çıktı. Cinedergi başta olmak üzere çeşitli mecralarda yazıyorum; bir röportajım Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından övgüye değer bulundu. Akademik yazılarım ise çeşitli dergi ve kitaplarda yer buluyor. Kamera arkasında ise Kavak Ağacının Gölgesinde, Uçurumun Kıyısında gibi projelerde danışmanlık; Mabedin Gölgesinde Süleymaniye, Hast Vakti, Orada Doğdum Burada Büyüdüm, Multikulti Haberler, Alamanya Alamanya, Şehir İnsanları, Fan-Atik, İsyan Günleri, Dönüşüm ve İlhan Amca belgesellerinde ise yönetmenlik ve prodüktörlük yaptım. Kısacası araştırmayı, öğrenmeyi, keşfetmeyi, hikâye anlatmayı seven biriyim. Bazen kamerayla, bazen kalemle. Burada da sinema üzerinden dünyayı anlamaya, anlatmaya ve biraz da birlikte düşünmeye niyetliyim. 🎬

3 COMMENTS

  1. Sevgili semra , çok çok teşekkürler..Kemal’i o kadar net anlatmışsın ki… Duygularımı anlatamm..sevgiler

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.