Artık bizim de bir Bollywood filmimiz var. Raga Oktay’ın çektiği Mc Dandik filmi müzikleri ve Bollywood tarzı sahneleriyle çok konuşulacak. Filmin başrolünde Hintlileri andıran güzelliğiyle Zerrin Arıkan var.

Türk sinemasında yeni yüzler görmek her zaman heyecan veren birşey. Raga Oktay’ın çektiği McDandik filminde de yepyeni ve güzel bir oyuncu başrolde. Zerrin Arıkan bu yola başkoymuş hatta bu yüzden öğretmenliği bırakmış gencecik güzel bir isim. Onunla ilk röportajımızı yaptık. Vildan Atasever, Tülin Özen, Devin Özgür Çınar ve daha birçok isimle yaptığımız ilk röportajlar gibi bu işi de yıllar sonra hatırlarız diye umut ediyorum. İşte ilk filminde başrolü kapan Zerrin Arıkan’ın hikayesi…

İlk önce biraz sizi tanıyalım. Mesleğe başlangıcınız, oyunculuğu seçişiniz… Sanıyorum bir dizi tecrübeniz var.

Bölüm oyunculuğu tecrübem var. Çok büyük işler yapmadım aslında bu benim ilk ciddi işim diyebilirim. Öncesinde reklam filmleri, klip çekimleri ve bölüm oyunculuğu tecrübem var. Gökçe Doruk Erten Ajansı ile tanıştım. Tanıştığımızda Oktay’ın (Ragga Oktay) projesine deneme çekimine gönderdiler. Yan rol için oyun verdim, sağ olsunlar başrole seçtiler. O şekilde “Mc Dandik”e başladım.

Peki oyunculuk tercihiniz nasıl oldu, background’unuz nedir?

Aslında ben Eğitim Fakültesi mezunuyum. Öğretmenim yani. Dört sene öğretmenlik yaptım ama öğrencilik dönemimden beri tiyatro kulüplerine dahil oldum. Bölüm oyunculukları ve reklam filmlerinde öğrenci olduğum dönemde çalıştım. İçimde vardı ama okulumu bitirmem gerekiyordu. Okulu bitirdikten sonra mesleğimi tecrübe edeyim, bir iş geçmişim olsun diye düşündüm ama oyunculuk fikri hep aklımdaydı.

Bir oyuncunun ilk filmi çok da tercih edebileceği bir film değildir, sonuçta şans eseri karşınıza çıkar ve o bir çıkış filmidir. Bu filmin senaryosu size geldiğinde sizi etkileyen herhangi bir şey oldu mu?

Evet, esprileri çok evrensel geldi bana, sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da anlaşılabilecek esprilerdi. Hatta Özay (Fecht) Hoca’yla birlikte okuduk çok eğlendik, çok güldük. Hayalimizde o çekimi, ne çıkabileceğini canlandırdık ve o projenin içinde olmak istediğimi düşündüm. Aslı karakterin de, hem çocukluğunu hem gençliğini oynadım. Dans dersleri aldık. Çok fazla şey yapabildiğim için bana çok cazip geldi.

Korku ve komedi oyunculukları aslında hem tecrübe, hem de hazırlık gerekir. Özay Hanım’la bir hazırlığınız mutlaka olmuştur. Neler oldu?

Ne katabiliriz, Aslı nasıl bir kız olabilir, kendimden farklı neler katabilirim ona diye düşündüm. Oktay’ın beni tercih etmesinin sebebi gerçekten Aslı’ya çok yakın bir karakterim aslında. Çocukluğumu oynarken özellikle çocukları gözlemlemeye çalıştım.

Yeşilçam filmlerini sever misiniz?

Evet severim.

Sonuçta siyah beyaz film döneminde büyümüş olamazsınız ama.

Çocukluğumda Kemal Sunallar, Şener Şenler, Filiz Akınlar, Tarık Akanlarla büyüdüm. Çok izledim, çok aşinayım. Dediğiniz gibi bir Yeşilçam tadı var, işte kötü karakter, iyi karakter, daha saf, güzel kız. Çok benziyor ama bizim filmin şöyle bir renkli tarafı var, Oktay’ın müzisyen olması, senaryonun içinde olması, yönetmesi, bu projenin içinde müzisyen yönüyle de bulunması filmi karnaval haline getirdi bence. Müzikler var, danslar var, çok fazla dansçımız vardı… Bir de yurtdışında yaşamış biri olması diğer filmlerden ayıran özelliği.

Dans dersleri aldığınızı söylediniz. Yeteneğiniz var mı veya dans dersleri alırken yetenekli olduğunuzu hissettiniz mi?

Seviyorum dans etmeyi, yapabildiğimi de düşünüyorum. Keyifliydi. Kendimi de keşfettim aslında dediğiniz gibi. Bollywood, farklı figürler daha önce denemediğim bir danstı.

Bollywood etkisi var filmde sanıyorum.

Türktü dansçılarımız ancak biz bir Bollywood sahnesi canlandırdık, Hint kostümleri ve Hint figürleriyle. Oktay, Bollywood’u sevdiği için katmak istedi. Öyle bir hayal sahnemiz vardı.

Siz seviyor musunuz Bollywood’u?

Seviyorum.

En çok sevdiğiniz film türü hangisi?

Fantastik filmleri çok seviyorum ama Türkiye’de daha yapılmadı. Fantastik film seyretmeyi seviyorum, bilimkurgu seviyorum. Fen bilgisi öğretmeniyim zaten. Komedi filmleri de… Ama her komedi filminin başarılı olduğunu düşünmüyorum.

Daha önceki oyuncularla karşılaştırdığınızda kendi oyunculuğunuzun hangisine yakın düştüğünü düşünüyorsunuz? Veya hedeflediğiniz, beğendiğiniz bir oyuncu var mı?

Özgü Namal’ı beğeniyorum özellikle son tiyatro oyununda bayağı başarılı buldum kendisini. Oyunu izledikten sonra hayranlığım daha da arttı. Özay’ı çok çok başarılı buluyorum, örnek alacaksam onu alırım. Yabancılardan Kate Winslet olabilir, yani o geliyor aklıma.

Örnek verdiğiniz oyuncular karakter oyuncuları

Benim aldığım eğitim de öyle, drama eğitimi aldım Özay’la ama dediğiniz gibi ilk işlerde tercih yapamıyorsunuz. Gerçi Aslı karakteri çok komik bir karakter değil o durumun içinde bir komedi oluşuyor. Ben aslında daha doğal oynadım. Belki oradaki her oyuncu biraz daha büyük oynadı, komedinin gerektirdiği gibi ama ben yine bir dramanın içinde gibi daha doğal oynadım, bunu fark edeceksiniz zaten. Çünkü Aslı’nın öyle olması gerekiyor. Senaryodaki Aslı da öyleydi, daha ayakları yere basan bir kız.

Bundan sonrası için neyi hedefliyorsunuz?

Sinema her zaman öncelikli tercihim olacak ama tabii ki çok cazip bir teklif gelir çok içime yatan bir proje olursa dizi de olabilir.

Öğretmenlik ve oyunculuğu beraber mi götüreceksiniz?

İkisi bir arada olmuyor onu denedim ve olmadı. Geçen sene çok radikal bir karar verip bitirdim öğretmenliğimi “Ben oyunculuk için bir şeyler yapmalıyım, emek harcamalıyım” dedim. İki yere emek harcadığınızda bölünüyorsunuz. Bir yerde çok iyi olmak isterseniz onunla hak ettiği şekilde ilgilenmeniz gerekiyor. Eğitimlerime devam edeceğim sonuna kadar, hani hiçbir zaman oldum demeyi düşünmüyorum. Kırk yaşında da olsam, elli yaşında da olsam öğreneceğim çok şey olacaktır. Öğretmen olduğum için de belki biraz öyle düşünüyorum. Eğitimlerime sonuna kadar devam edeceğim.

Şu an yeni Türk sinemasında beğendiğiniz yönetmenler var mı?

Çağan Irmak’ı seviyorum. Çalışmak çok isterim.

Bu her zaman benim kadın oyunculara sorduğum bir sorudur. 80 sonrası ve 90’ların ortasına kadar Türk sinemasında feminizmin etkisi vardır. 2000 sonrasında oluşan Türk sinemasında özellikle bu anlamda geriye adım atıldığını düşünüyorum. Kadın haklarından erkek ve kadın arasındaki ilişkinin beyaz perdeye yansıtılmasına kadar… Yolun başındaki bir oyuncu olarak ne düşünüyorsunuz?

Keşke gelse, böyle bir proje olsa. Bir oyuncunun zaten sakınmaması gerektiğini düşünüyorum. Çok isterim bir kadının bir sorununu insanlara gösterebilmeyi ama sanmıyorum o zamanlar için belki kadınların yaşadığı problemler daha fazlaydı. Toplumsal bakışımız biraz değişti, şimdi kadınlar daha ayaklarının üzerindeler, daha kendilerini savunabiliyorlar, ses çıkartabiliyorlar, kendilerini ifade edebiliyorlar o döneme göre. Belki bu yüzden o tarz senaryolar pek yazılmıyor. Yok mu kadınların sorunları, var tabii ki, keşke yazılsa biz de oynasak.

“Türkan Şoray Kanunları “ vardır. Her zaman tartışılır bütün kadın oyuncular arasında; çok azı aslında bunlara karşı gelebilmiştir. Onu eleştirenler bile kariyerine baktığınız zaman o kurallara uyarak hayatlarını devam ettirmişlerdir. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’de böyle malesef ama gerçekten anlattığına inandığım bir proje olursa ben yanlış buluyorum sakınmayı. Oyuncuysak, gereği de oysa yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Tiyatro hakkında ne düşünüyorsunuz? Tiyatro çok önemli hem dizi hem sinema projesi belirli aralıklarla gelir. Tiyatro en büyük idman sahası özellikle genç oyuncuların oyunculuğu içselleştirmesinde önemli rol oynar.

Oyunculuk açısından ben tiyatro oyunculuğuyla sinema oyunculuğunu çok ayırıyorum. Birine daha büyük oynamak gerekiyor, daha farklı ifade ediyor oyuncular kendini. Sinema daha bakışlarla oynanan, daha küçük oynanması gereken, daha doğal olunması gereken bir oyunculuk şekli. Sinemayı kendime daha yakın buluyorum ve daha çok keyif alıyorum. Öğrenciyken tiyatro sahnesine çıktım, o da tabii ki çok keyifli ama sinema çok başka.

“Mc Dandik” eğer tutulursa devamı çekilebilecek türde filmlerden. Böyle bir projeye nasıl bakarsınız?

Çok istiyorum, inanılmaz eğlendim ve çok sahiplendim projeyi. İlk işim olduğu için belki de. Ekip olarak da herkes birbiriyle çok iyi anlaştı, çok güzel bir ortamımız oldu. Bittikten sonra tatile gittim ama çok sıkıldım tatilde. Gerçekten boşluğa düştüm aile gibi olmuştuk çünkü. Aynı ekibin devam filmi yapması müthiş. İşe de çok inanıyorum, başarılı olacağıyla ilgili hiçbir soru işareti yok aklımda çünkü bir ilk bence komedi dalında. Çok renkliyiz, müzikal tadında bir film olacak.

En beğendim tür fantastik ve bilimkurgu dediniz ama kendinizi en iyi hangi türle ifade edebileceğinize inanıyorsunuz?

Dram. Tabii ki dram.

Peki filmin izleyicileri için söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Gelip izlesinler hiçbir şey kaybetmeyecekler. Bir karnaval, çok renkli, çok eğlenecekler, sıkıntılarından streslerinden uzaklaşabilecekleri bir 90 dakika geçirecekler. Çok eğlenecekleri dakikalar geçirecekler, hepsini bekliyoruz.

Filmin galası olacak. Siz seyircinin karşısına çıktığı zaman o koltukta oturuyor olacaksınız, ilk gösterimde. Nasıl hissedeceksiniz?

Beyaz perdeyi farklı görüyorum, ben orada olacağım, insanlar bana bakacak. İlk işim olmasının inanılmaz heyecanı var. Kendimi merak ediyorum umarım güzel eleştiriler gelir. Tabii ki hatalarım olacaktır çünkü ilk tecrübem ve başrol istemezdim. Belki yan rolle başlayınca hatalar daha az göze batacaktı, bilmiyorum bir yandan güzel oldu ama tabii ki eleştirilere açığız onlar bizi geliştirecek.

Sinemada fizik çok önemli. Birçok oyuncu fiziğinin bazen avantaj bazen dezavantaj olduğunu söyler. Bu konuda ne düşünüyorsunuz.

Tabii ki oyuncu bedeniyle var. Bedenini ne kadar iyi eğitirse o kadar çok iş alır, o kadar başarılı olur, bu çok normal. Ben de kendime elimden geldiğince özen göstermeye çalışıyorum.

 

 

Serdar Akbıyık
1967 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nü bitirdi. Erol Simavi Vakfı Gazetecilik Bursu'nu kazanıp iki yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi'nde istihbarat muhabiri olarak mesleğe başladı. 1992 yılında Hürriyet Yazıişleri'ne geçti. 1993'te Spor Gazetesi'ni kuran grupta yer aldı. 1996'da Hürriyet Yazıişleri'ne döndü. 1999'da Star Gazetesi kuruluşunda bulunmak için Hürriyet'ten ayrıldı. 2000-2001 yıllarında Almanya'da Star Gazetesi'ni çıkaran grupta Yazıişleri Müdürlüğü yaptı. 2002'de Türkiye'ye dönüp Star Grubu'na bağlı olan ve yeniden yayımlanan Hayat Dergisi'nde görev aldı. Hayat Dergisi'nde ve Star Gazetesi'nde sinema eleştirmenliği yaptı. 2004 yılında Star Gazetesi Yazıişleri Koordinatörlüğü görevine getirildi. Halen Star Gazetesi İnternet Yayın Müdürlüğü ve sinema eleştirmenliğini sürdürmektedir. Star Gazetesi, Kral Müzik Dergisi ve internette çıkardığı Cinedergi'de sinema yazıları yayımlanmaktadır. 2007 yılında "Türk Sineması'nı Yönetenler" adlı yönetmenlerle yaptığı röportajları kapsayan bir kitap çıkardı.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.