88. Akademi Ödülleri ya da hepimizin bildiği ismiyle Oscar Ödülleri, Los Angeles’ta bulunan Dolby Tiyatrosu’nda düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Chris Rock’ın sunuculuğunu üstlendiği törende En İyi Film Oscar’ının sahibi Spotlight olurken Mad Max: Fury Road 6, The Revenant 3 ödül kazandı. Gecenin sürprizini ise En İyi Görsel Efekt kategorisinde ödüle uzanan ve tören öncesinde bu kategorinin en zayıf halkası olarak görünen Ex Machina yaptı.

Geride bıraktığımız yılın adayları arasında seyirci tarafından en çok sevilen film hiç kuşku yok ki, The Grand Budapest Hotel olmuştu. Geceye kostüm ve makyaj gibi kategorilerde ödüllerle başlayan film yönetmen ve film kategorilerinde görmezden gelinerek toplamda 4 ödülle geceyi tamamlamıştı. Bu sene de benzer bir süreç Mad Max: Fury Road ile yaşandı. Senaryo ödüllerinin ardından açıklanan neredeyse tüm ödülleri silip süpüren film; makyaj, kostüm ve prodüksiyon tasarımı gibi kategorilerde topladığı ödüllerle geceyi en fazla ödül alan film unvanıyla kapadı. Yönetmen kategorisinin iddialı isimlerinden olan, filmin yönetmeni George Miller ise bu kategoride ödülü The Revanant’ın yönetmeni Alejandro González Iñárritu’ya kaptırdı. Iñárritu bu ödülle birlikte Birdman’in ardından art arda ikinci kez yönetmen ödülüne layık görülmüş oldu. Miller ile Iñárritu arasında kişisel tercihim Miller’dan yana olsa da tıpkı geçen yıl olduğu gibi bu yılda Iñárritu ödülü sonuna kadar hak ediyordu.

 

Oyunculuk kategorilerinde ise herhangi bir sürpriz yaşanmadı. Artık neredeyse tüm dünyanın en önemli sorunu haline gelen Leonardo DiCaprio’nun Oscar alamamış olması, başarılı oyuncunun The Revanant’taki performansıyla ödüle layık görülmesiyle son buldu. Ne yazık ki, hatıralarımızda yakın tarihten The Wolf of Wall Street gibi bir örnek varken DiCaprio’nun belki de en az hak ettiği performansıyla ödüle uzandığını söyleyebiliriz. Bu kategoride ödülü hak eden ismin ise Eddie Redmayne olduğunu eklemek gerekiyor. Ancak hem geçen sene almış olduğu ödül, hem de Akademi’nin üzerindeki DiCaprio baskısı genç oyuncunun törenden eli boş ayrılmasına sebep oldu. Yardımcı erkek kategorisinde ise ödül Mark Rylance’ın oldu; Sylvester Stallone bir kez daha – belki de son kez – törenden eli boş ayrıldı. Oyunculuk kategorilerini incelemeye devam edecek olursak, En İyi Kadın Oyuncu kategorisinde ödül sezon un başından bu yana belli olduğu gizi Room filmindeki performansıyla Brie Larson’un oldu. Hem Room’un hem de Brie Larson’ın performansının Akademi tarafından bu denli sevilmiş olmasını anlamak mümkün değil. Sıradan hatta vasat bir uyarlama olan Room’un ödül töreninde En İyi Film dahil dört kategoride aday gösterilmesi ve törenden oyunculuk kategorisinde ödülle ayrılması Oscarlar’ın filmle ilgili değil yapımcılarının reklam çalışmalarıyla ilgili olduğunu bir kez daha kanıtlar nitelikte. Yardımcı kadın kategorisinde ise ödül yine beklendiği üzere The Danish Girl’deki performansıyla Alicia Vikander’ın oldu. Bu kategoride haksızlıktan bahsetemesek de ödül sezonu boyuncu Jennifer Jason Leigh’in görmezden gelinmesi son derece enteresandı.

 

Deniz Gamze Ergüven’in uzun metraj çalışması Mustang’in Türkiye’den değil de Fransa’dan aday gösterilmesiyle başlayan ve bizim ülkemizde de bir hayli ses getiren Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinin kazananı Son of Saul oldu. Bazı popüler isimlerin Mustang filmini dillerine dolaması sebebiyle ödül sezonunu yakından takip etmeyenler için Mustang’in ödül alabilme ihtimali heyecan yaratsa da ödül hak edene Son of Saul’a verildi.

 

Her yıl olduğu gibi bu yıl da ödül sezonunun başlamasıyla birlikte filmler ve bu filmlerin Oscar şansları büyük farklılıklar gösterdi. Sezona favoriler arasında giren Spotlight ve The Big Short’un şanslarının her geçen gün azaldığı bir tablo karşımıza çıkarken Alejandro González Iñárritu’nun The Revenant’ı favori durumuna yükseldi. Spotlight ve The Big Short geceye senaryo ödülleriyle başlasa da en iyi film kategorisine geçilmeden önce iki filmin haznesinde de sadece birer ödül yer alıyordu. Morgan Freemen, En İyi Film Oscar’ını açıklamak için sahneye çıktığında neredeyse herkes ünlü oyuncunun ağzından “The Revenant” kelimelerinin çıkacağına emindi ancak ödül benim de kişisel favorim olan Spotlight’ın oldu. Uzun yıllar sonra neredeyse ilk kez kişisel olarak desteklediğim filmin büyük ödülü kazanması sebebiyle farklı bir mutluluk yaşadığımı itiraf etmeliyim. El aldığı konuyu tüm boyutlarıyla inceleyen, belgesel ile kurmaca arasındaki ince çizgide son derece doğru bir yerde konumlanan, görsel bir şölen sunmak yerine sade ancak etkileyici bir anlatı tercih eden film sonuna kadar hak ettiği bir ödüle layık görülmüş oldu.

 

Törenin Ardından Kısa Kısa…

 

*Emmanuel Lubezki art arda üçüncü kez Oscar kazanan ilk görüntü yönetmeni oldu. Usta görüntü yönetmeni Roger Deakins ise 13. kez aday olduğu Akademi Ödülleri’nden yine eli boş döndü.

 

*Spotlight, en iyi film kazananları için süregelen üç ödül kuralını da yıktı. Film, Cecil B. DeMille’in yönettiği 1952 yapımı The Greatest Show on Earth’ten tam 63 yıl sonra toplamda üç ödüle uzanamadan En İyi Film Oscar Ödülü’nü kazanan ilk film oldu

 

*Pek çok klasik filmin müziklerinde imzası bulunan ve sinemaseverler tarafından çok sevilen İtalyan bestekâr Ennio Morricone, Akademi Ödüllerindeki beş adaylığının ardından The Hateful Eight’te yaratmış olduğu şaheseriyle nihayetinde En İyi Film Müziği dalında Oscar Ödülünün sahibi oldu.

 

*Alejandro González Iñárritu, The Birdman’ın ardından The Revanant ile de En İyi Yönetmen Oscar’ına layık görülerek bu ödülü art arda kazanmış oldu. Iñárritu’dan önce bu ödüleThe Grapes of Wrath (1940) – How Green Was My Valley (1941) filmleriyle John Ford ve A Letter to Three Wives (1949) – All About Eve (1950) filmleriyle Joseph L. Mankiewicz art arda layık görülmüştü.

 

Utku Ögetürk

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.