Seri komedi filmlerin vazgeçilmez oyuncularından Şafak Sezer, ilk kez yönetmenlik koltuğuna oturduğu “Kolpaçino Bomba” filmiyle ilgili, samimi açıklamalarda bulundu. İçinde bulunduğu her filme gişede başarı kazandıran Sezer, artık işin kaptanlığını da eline aldı. Senaryo aşamasında mizah yazarlarıyla çalışmayı tercih eden Şafak Sezer, bir sonraki çalışmasının dramatik yönü ağır basan bir proje olduğunun da haberini verdi. Üstelik kızı Sudem’i de filmin başrol oyuncularından biri yapacak…

Öncelikle Kolpaçino’yu devam ettirme fikri nasıl ortaya çıktı. İlki çekilirken bunun bir seri olacağı belli miydi?

İlk Kolpaçino’yu çektiğimiz dönemde domuz gribi virüsü oldukça salgındı ve insanlar topluluk arasına girmek istememekteydiler. Bu talihsiz olaya rağmen 650 bin kişi filmimizi izlemişti. Bu da o dönemde bizim bir başarımız sayılabilir. Sonra Kolpaçino’nun çıkan DVD’leri neredeyse yok sattı. Bundan şu sonucu çıkardık ki eğer domuz gribi talihsizliği olmasaydı Kolpaçino gişede daha fazla izleyici tarafından seyredilebilirdi. Bu nedenle de serinin ikinci filmini çekmeye karar verdik. Bir diğer etken ise Kolpaçino’daki her karakter ayrı ayrı ilgi gördü ve sevildi. Bu düşüncemizde şimdi çok haklı çıktığımızı görüyorum çünkü filmimizin gösterime girdiği 5 gün olmasına rağmen toplam izleyici sayısı 252.462. 17 Mart Perşembe gününden itibaren ise Almanya, Hollanda, Avusturya, Belçika, İsveç, Norveç ve Fransa olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde vizyona giriyoruz. Film bitimindeki hedefimiz ise 1,5 milyon izleyici.

Bu kez Özgür karakterinin başına neler gelecek? Kısaca bahsedebilir miyiz?

 Özgür zengin bir ailenin oğlu. Özgür’ün babası elindeki paranın tümünü mülklere ve inşaatlara yatırmış ve oğlunu da kendi durumlarına uygun zengin bir ailenin kızı ile evlendirmiş. Kısacası Özgür evliliğini babası yüzünden sürdürüyor. Bir de Özgür’ün eski sevgilisi Şale var. Şale, Özgür’ün hayatına yeniden giriyor ve serüven bundan sonra başlıyor. Şale, barlarda sahne alıyor ve klip çekmek istiyor. Özgür’ün de durumunun iyi olmasından ötürü kendisine klip çekmesini, sponsor olmasını istiyor. Özgür de devamlı Şale’yi geçiştirip “Yaparız, ederiz” derken işi halletmiyor ve Şale elindeki gizli kayıtlarla ona şantaj yapıyor. Bundan sonra bir anda işler büyüyor. Banka soygunu ve bombalar derken, durum içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Aslında filmden şu ayrıntıyı da çıkarabiliriz; Evli barklı insanlar zina yapmasın. Karakterler de filmin sonunda yaşananlardan pişman olduklarını açıklıyorlar zaten. Burada en güzel mesajı Aydemir Akbaş veriyor. Kendisinin bildiğiniz gibi, geçmişte oynadığı erotik sinema var. Filmde de “Zinadan uzak durun” diyor.

Son zamanlarda rol aldığınız filmlerde, yakın çevrenizden arkadaşlarınızı, çalışanlarınızı da işin içine dahil ediyor, onlara rol veriyorsunuz. Geri dönüp baktığınızda bundan memnun kalıyor musunuz?

 Ebubekir Öztürk benim ile birlikte seneler önce çalışmış ve şoförlüğümü yapmış bir arkadaşımız. Ebubekir beni her zaman çok güldürmüştür. Ben onun mimiklerini rahmetli Kemal Sunal’a benzetiyorum. Aslında doğal komik. Serkan Şengül ise benim çok eski arkadaşım. Onunla da günlük hayatımızda çok detaylar yakalayıp eğleniriz. İşte benim bu yakaladığım detayları izleyenler ile de paylaşmak istedim açıkçası. Halkımızdan olumlu tepkileri alınca da görüyorum ki bu düşüncelerimde çok haklıymışım. Şu anda hepsinin fanları oluştu. Sokakta onları durdurup imza alıyorlar ve yeni yeni teklifler, projeler aldıklarını da biliyorum. Bu da beni inanılmaz mutlu ediyor.

 Uzun yıllar Türk sinemasına emek veren Aydemir Akbaş’la çalışmak nasıl duygular uyandırıyor. Aydemir Bey’le ortak projeler devam edecek mi?

 Aydemir Akbaş’ın sağlığı el verdiği sürece onunla daha çok proje çekmek istiyorum. Muhteşem bir insan ve mükemmel bir oyuncu. Onunla çalışmak dünyanın en eğlenceli işi. Yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen filmi yarıda bırakmadı ve “Esas biz film yapmaz isek hasta oluruz. Projelerde rol aldıkça moral buluyor ve kendimize geliyoruz” diyor. Çok da haklı.

 Sinemada küfür konusu, özellikle komedi filmleri vizyona girdiğinde çeşitli polemikler yaratıyor. Küfürsüz komedi olamaz diye bir kural var mı? Siz ne dersiniz bu konuda?

 Sinemada küfürü bu kadar eleştirmek çok doğru değil bence. Sonuçta küfür bizim doğamızda var diyip bu konudan kurtulmak istemem ama küfür komediye çok güzel özellikler getiriyor. Aslında herkese küfür etmek yakışmıyor. Mesela Aydemir Akbaş küfür edince sizi rahatsız etmiyor. Ona inanılmaz derece de yakışıyor. Özgür karakterini de küfür etmek yakışıyor çünkü zıpır bir tip ama çok ağır ve misyonu olan bir karakter oynasak ona yakışmayabilir. Ayrıca Kolpaçino Bomba Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Sinema Müdürlüğü tarafından 7+ ailece izlenecek film kategorisini aldı. Bu da bizi inanılmaz mutlu ediyor. Hafta sonu sinema salonlarını gezdiğim zaman aileleri ile birlikte Kolpaçino Bomba’yı izleyen çocuklarımızı görünce inanılmaz mutlu oluyorum.

 Bir röportajınızda bundan sonraki projelerinizden birinin dram ağırlıklı olacağını söylemişsiniz. Biraz bahseder misiniz?

 Bundan sonraki projem “Yaz Getir” olacak. Aslında bu projeyi geçen sene çekecektik fakat Türk Malı, Vodafone çekimleri derken gerçekleştiremedik. Yaz Getir’de kızım Sudem’i de oynatacağımdan dolayı çekimleri kış mevsiminde gerçekleştirmek istemiyorum. Havalar biraz ısınınca bu projenin çekimlerine de başlayacağız. Benim şu ana kadar en çok çekmek istediğim proje aslında “Yaz Getir”. Çünkü filmde benim hayatım var. Tam bir komedi filmi olacak. İstanbul’da yaşam savaşı veren yazarların hikayesi olacak. Yaz Getir’de benim rolüm 1998’de İstanbul’a gelen türkücü. Dizilerde senaryo yazarak zengin olan ve 2010 yılında yeniden fakir olan bir karakteri canlandıracağım. Sudem kızım şu anda 68 sayfalık senaryoyu ezberliyor. Yaz Getir’in çekimlerine ise Mayıs ya da Haziran’da başlamayı planlıyoruz.

Sizce Türk izleyicisi Kolpaçino Bomba’yı neden izlemeli?

 Günlük hayatımızda o kadar fazla stres ve sıkıntı yaşıyoruz ki hepimizin biraz olsun bunlardan uzaklaşma ve kafa dinlemeye ihtiyacı oluyor. İşte Kolpaçino Bomba böyle bir film. Sizi 90 dakikalığına bu dünyadan alıyor ve götürüyor. Filmi izlerken sadece tek amacınız oluyor o da gülmek ve eğlenmek. Filmdeki sahneler, karakterler her şey çok eğlenceli. Hele son zamanlarda tüm dünya’da salgın olan Apaçi Dansı diye bir dans tarzı oluştu. İşte biz de filmde buna yer verdik. İzleyenlerin gülmekten gözlerinden yaşlar geldiğini çok iyi biliyorum. Kostümlerimiz de çok orijinal ve bu da insanların eğlenmesine ayrı bir etken sağlıyor.

Fırat Sayıcı
1979, İstanbul doğumlu. 2001 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Malzeme Mühendisliği’nden yüksek lisansla mezun olmasına rağmen, üniversite yıllarında yaptığı sinema kulübü başkanlığı sayesinde, geleceğini ve mesleğini sinema-tv üzerine kurmaya karar verdi. Çeşitli kısa film, belgesel çalışmalarıyla işe koyulan ve Yıldız Kısa Film Festivali'nin kurucularından olan Fırat Sayıcı, yurt çapında çeşitli kısa film festivallerinde de jüri üyeliği yaptı, kısa film üzerine workshoplar düzenledi. 2008’de Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun olan Fırat Sayıcı, Selçuk Üniversitesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı. Şu an aynı bölümde doktorasını yapmaktadır. SİYAD üyesidir. TRT'de metin yazarı olarak başladığı televizyon macerasında birçok kanalda çeşitli programlarda görev aldı, sinema programları yaptı. Kurduğu Mad Informatics Ajansı’yla sinema-tv ve eğlence sektörüne PR ve sosyal medya hizmeti vermeye başlamıştır. "Türk Sinemasında Gerçekçilik" ve "Yeni Başlamayanlar İçin Sinema" adında iki sinema kitabı yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.