Andrei Konchalovsky’nin “Sevgili Yoldaşlar!” 2 Haziran 1962’de Sovyet hükümet güçlerinin Rusya’nın güneyindeki Novocherkassk kentinde işçilerin silahsız protestolarına ateş açarak cevap verdiği 30 işçinin öldüğü ve sayısız yaralanmanın olduğu gerçek olayları anlatıyor. Pek çok ayrıcalık yaşayan sadık devlet görevlileri, giderek artan gıda fiyatlarını, düşen ücretlerini protesto eden işçileri; Sovyet’lere, devrime ve Büyük Vatanseverlik Savaşı’na fedakarlık yapanlara ihanet olarak niteler.

Yaşanan olaylar, Kruşçev dönemine içerleyen, sadık bir Stalinist ve İkinci Dünya Savaşı gazisi olan, kent konseyinde çalışan Lyudmila’nın hikayesi üzerinden anlatılıyor. Lyudmila, fabrikada çalışan 18 yaşındaki kızı Svetka ve hala Birinci Dünya Savaşı’nda yaşadıklarının etkisinde olan babası ile yaşamaktadır. Stevka işçilerle birlikte hareket etmekte, annesi ile çatışmaktadır.

İşçiler belediye meclisine yürüdüklerinde, gerekirse elebaşlarının idam edilmelerini talep eden ilk kişi Lyudmila olur. Olayların kanlı bir hal alması hala tartışmalıdır. Görünen odur ki KGB’nin bir bölümü gizli yerlerden kalabalığa ateş açmıştır. Başlangıçta dirençli olan ancak kızı eve gelmeyince şüphe ve korkuya kapılan Lyudmila kendisine yardım eden KGB ajanı Viktor’un da yardımıyla kızını aramaya başlar. Silahlara, baskıya, öldürülenlerin çeşitli yerlerde üst üste gömülmesine, gördüklerini kimselere anlatmayacağına aksi takdirde idam edileceğine dair belge imzalamalara, evlerde saklanan yaralılara, o şehirde hiçbir şey olmamış gibi her şeyin örtbas eden devlet görevlilerine şahitlik eden Lyudmila anneliği ve sisteme olan sorgusuz bağlığıyla yüzleşmek zorunda kalır.

 

Konchalovsky, silahlı müdahaleyi, öldürmeleri yaratan beceriksizliği, paranoyayı, bürokrasiyi ve gizliliği açıkça gösterir. 30 yıl boyunca üzeri örtülen Novoçerkassk’daki olaylar ancak 1992’de SSCB dağıldıktan sonra ortaya çıkar ve sorumluları hakkında soruşturma yapılabilir. Yönetmen dönemin görüntü standardını yeniden yakalayabilmek için 1:33 en-boy oranıyla kare formatta, siyah-beyaz olarak çeker filmi.

“Sevgili Yoldaşlar!” ayrıca, bürokratların ve askerlerin gergin ve bütün ciddiyetlerini koruyarak bir şekilde parayı sonuna kadar savurdukları sahnelerde olduğu gibi bazı yerlerde zaman zaman ölü bir mizah anlayışı, küçümseyici bir saçmalık duygusu yaratıyor.

Bu filmde üzerine düşünülecek çok şey var. En önemlisi, en katı inancın bile kişisel sevgiyle karşı karşıya geldiğinde nasıl eriyebileceği, sorgulanabileceği.

Venedik Film Festivali’nde, Jüri Özel Ödülünü kazan film Uluslararası Film dalında Oscar adayı olarak kısa listeye kalır. Kesinlikle izlenesi, üzerine düşünülesi bir film.

Semra Güzel Korver
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü’nde okudum; sonra yetmedi, aynı alanda yüksek lisans ve doktora ile derinlere daldım. 1992’den bu yana medyanın içindeyim ama en çok belgesel sinemanın peşindeyim. Hikâyelerin, bilginin, belgenin gerçek hayatta nasıl yankı bulduğunu görmek, insanın dünyaya nasıl dokunduğunu keşfetmek benim için hâlâ en heyecan verici şey. Prodüktörlükten yönetmenliğe, danışmanlıktan eğitmenliğe uzanan farklı şapkalarla pek çok projede yer aldım. Kültür-sanat, haber ve belgesel türlerinde ürettiklerim bana ödüller getirdi; ama asıl kazancım, hayatı ve insanı biraz daha yakından tanıyabilmek, hikâyelerin içinde kendimi yeniden keşfetmek oldu.” Ulusal ve uluslararası festivallerde jüri koltuğunda oturduğumda da, atölyelerde genç sinemacılarla bir araya geldiğimde de aynı merakla yaklaşıyorum sinemaya. Bir dönem Avrupa Yayın Birliği’nin Çeşitlilik ve Kültürlerarası Programlar Grubu’nda çalıştım, başkanlığını yaptım. Avrupa Konseyi’nin “Ayrımcılığa Karşı Sesini Yükselt” kampanyasında yer aldım. Belgesel Sinemacılar Birliği’nin kurucu üyelerinden biri olarak başkanlık görevini üstlendim. Kısacası, hikâyelerin sadece anlatılmasıyla değil, çoğalmasıyla da ilgileniyorum. “Suriyeli Belgeselcilerin Kamerasından Suriye İç Savaşı” kitabım Kabalcı Yayınları’ndan çıktı. Cinedergi başta olmak üzere çeşitli mecralarda yazıyorum; bir röportajım Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından övgüye değer bulundu. Akademik yazılarım ise çeşitli dergi ve kitaplarda yer buluyor. Kamera arkasında ise Kavak Ağacının Gölgesinde, Uçurumun Kıyısında gibi projelerde danışmanlık; Mabedin Gölgesinde Süleymaniye, Hast Vakti, Orada Doğdum Burada Büyüdüm, Multikulti Haberler, Alamanya Alamanya, Şehir İnsanları, Fan-Atik, İsyan Günleri, Dönüşüm ve İlhan Amca belgesellerinde ise yönetmenlik ve prodüktörlük yaptım. Kısacası araştırmayı, öğrenmeyi, keşfetmeyi, hikâye anlatmayı seven biriyim. Bazen kamerayla, bazen kalemle. Burada da sinema üzerinden dünyayı anlamaya, anlatmaya ve biraz da birlikte düşünmeye niyetliyim. 🎬

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.