Son yıllarda sinemayı adeta egemenlikleri altına alan süper kahraman filmlerine yeni bir hikaye ekleniyor. Senaryosu Christina Hodson tarafından yazılan filmin yönetmenlik koltuğunda Cathy Yan oturuyor. Baş rollerde ise Margot Robbie, Rosie Perez, Mary E. Winstead, Jurnee Smollett ve Ella Jay Basco bulunuyor. Bu “kadınlara” ise sembolik olarak Ewan McGregor eşlik ediyor. 1996 yılında çıkan Birds of Prey adlı çizgi romanın uyarlaması olan film, standardın üzerine çıkamıyor.

DC Comics daha önceden Wonder Woman (2017) ile feminist bir işe girişmişti ve gerek gişede gerek nitelik açısından amacına ulaşmıştı. Mitolojik hikayenin de yaratmış olduğu avantaj ile “güçlü kadın” teması rahat işlenmişti. Fakat işin cıvkını çıkarmaya hiç gerek yoktu ! Harley Quinn (Margot Robbie) karakteri ilk olarak Suicide Squad (2016) filminde karşımıza çıkmıştı ve filmin en akılda kalan yanı karakterin kendisiydi. Margot Robbie’nin performansı bu noktada en önemli faktör elbette. Zira Joker karakteri Jared Leto’nun özgün performansına rağmen yönetmen David Ayer’in azametine uğrayarak  (!) harcanmıştı. Dolayısıyla ön plana çıkan Harley Quinn karakteri başlı başına bir hikayeyi hak ediyordu. Fakat sembolik şekilde kadın yönetmen-senarist-oyuncudan oluşan kadro yeterli olmayabiliyor ki bu işin cinsiyet ile de pek bir alakası yok. Bu formülü daha önce kullanan DC maalesef tekrara düşmekten başka bir şey yapamıyor.

Filmin konusuna gelecek olursak Harley Quinn’in daha çok özel hayatına odaklanıyoruz. Sevgilisi Joker’den ayrılmış ve kendi hayatına devam eden Quinn, şehrin narsist ve bir o kadar da acımasız kötüsü Roman Sionis’in (Ewan McGregor) hedefi haline gelir. Zira Sionis, Cassandra (Ella Jay Basco) adında küçük bir kız çocuğunu yakalamaya çalışmaktadır ve Cassandra bu hengamede Harley ile karşılaşır. Bir müddet sonra Cassandra ve Harley iyi ilişki kurarak Sionis’e karşı harekete geçerler ve bu süreçte Latin Dedektif Montoya (Rosie Perez), The Huntress lakaplı Helena (Mary Elizabeth Winstead) ve DC dizilerinden tanınan karakter Black Canary lakaplı Dinah Lance (Jurnee Smolet) ekibe dahil olur ve Sionis’e karşı mücadele başlar.

Harley Quinn popüler bir karakter olması ve Margot Robbie’nin etkileyici performansı ile birlikte oldukça beğeni kazanmıştı. Heath Ledger’in akıllarda kalan performansına adeta kadın tarafından bir yorum katarak özgün bir karakter sunmuştu fakat bu filmde görüyoruz ki büyük beğeni toplaması niteliksel açıdan bir işe yaramıyor. Filmin ilk yarısında sıkıcı bir anlatıcı üslubu ile baştan bir hayal kırıklığı yaratıyor. Hikaye açısından akıllarda kalıcı bir sorunun üzerine yürümeyerek B tipi aksiyon olmaktan kendisini kurtaramıyor ve izlendikten sonra akıllarda kalıcı bir yer edinemiyor. Olay örgüsü ve kurgunun zayıf olduğu filmde bol kadın karakterler olmasına rağmen Quinn dışında hiçbir karakter seyirci tarafından özümsenemiyor ve hikayeler havada kalıyor. Todd Philips imzalı Joker (2019) filmi Venedik başta olmak üzere birçok ödül töreninde büyük başarılara sahip olabiliyorken Harley’in havada kalması bir hayli üzücü bir durum. Zira Philips, kaos ve anarşiden beslenerek senaryosunun temellerini oluşturmuştu fakat Harley benzer bir konuya “kadın” perspektifinden bakabilecekken bu fırsatı elinin tersi ile ittirmiş doğrusu. Daha önce Nolan tarafından gördüğümüz Batman Trilogy başta olmak üzere Zack Snyder ya da Todd Philips’in bizlere sunduğu Gotham atmosferi oldukça karanlık ve getto bir şehirken Harley Quinn çok renkli bir şehir tasviri ile karşımıza çıkıyor ve bir tezatlık yaratıyor. Şehrin kötülerinden Roman Sionis ise teatral ve abartı rolü ile korku salamıyor.

Film ikinci yarıdan itibaren hareketlenmeye başlıyor ve asıl eğlence o zaman başlıyor. Ayer’in Gerçek Kötüler (2016) filmi kostüm dalında Oscar kazanmıştı. Harley Quinn bu konuda nispeten iyi kotarmış. Sanat yönetimi ve dekor ekibi başarılı. Görsel açıdan göz doyurucu olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle kareografik aksiyon sahneleri oldukça başarılıydı.

DC hayranları tarafından bakılacak olursa da Harley Quinn her türlü sınıfta kalmayı başarıyor. Zira “Evrene katkısı nedir?” hala tartışmalı bir soru. Batman karakteri olmadan Gotham hayali kurma fikri de tam çalışmıyor. Film boxofficemojo.com verilerine göre 84 milyon$ civarı bir bütçe ile çekilerek 201 milyon$ civarı hasılat elde etmiş. Box Office Türkiye verilerine göre ise yaklaşık 319 bin kişi tarafından izlenerek 6.1 milyon lira civarı gelir elde etmiş. Bu veriler DC için düşündürücü olmalı…

 

erdinc bozkurt
3 Temmuz 1996 yılında Bodrum’da doğdum. Sinemaya olan merakım ilk olarak oyunculuk ve tiyatro ile başladı. Ortaokul yıllarımda televizyonda yayınlanan Çok Güzel Hareketler Bunlar adlı program, tiyatro skeçleri yazmama ve okulda oynamamda etkili oldu. Liseye geçtikten sonra yazdığım tiyatro skeçleri yerini film senaryolarına bıraktı. Her gün film izleyerek sinemalar.com da amatör yorumlar yazmaya başladım. Uşak Üniversitesi’nde Sosyoloji Bölümü okumaya başladım ve sinemanın toplumsal boyutlarını incelemeye başladım. Lisans Bitirme Tezi’mi “Sinemada Amerikan Milliyetçiliği: Süper Kahraman Filmleri Üzerine Değerlendirme” çerçevesinde ele aldım. Yüksek lisansa hazırlanmaktayım ve yüksek lisans tezimi, yaşadığım yer Bodrum’un geçmişten günümüze kültürel ve sinema mekanı açısından dönüşümü üzerine yazmayı hedefliyorum.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.