Bize Babalar Savaşıyor olarak çevrilen Daddy’s Home özlük ve üveylik kavramları üzerinden gayet yüzeysel bir sorgulamanın içine atıyor bizi. Tabii mevzu komedi olduğu için derin mevzular bize pek gevşek yansıyor.

Son olarak Patrondan Kurtulma Sanatı 2’yle karşımıza çıkan senarist ve yönetmen Sean Anders bu kez Mark Wahlberg ve Will Ferrell’i karşı karşıya getirmiş. Ve ortaya gayet sulu sepken bir komedi çıkmış ama bir yandan da bu mevzu başka türlü nasıl anlatılabilirdi diye düşünmeden edemiyor insan. Filmin komik adamı elbette Will Ferrell olunca bütün bombardımanlar onun üzerinden olur. Bir daha asla baba olacağını Brad, karısının iki çocuğunu kendi çocukları gibi bağrına basar. Ama gerçek babalarının yolunu gözleyen iki afacanın Brad’i sürekli ezme çabalarına gerçek baba Dusty’nin de baskıları eklenince Brad’e üzülmekten başka bir şey gelmiyor elimizden. Yani film komedi unsurunun içine bir güzel dramı da katmış oluyor çaktırmadan.

Filmi izlerken üvey baba Brad’e yapılanları çok fazla buldum, tabii bunların hepsi aşağılama edebiyatı üzerinden yapılan komiklikler. Yani bu kadarı da fazla dedirtmeyi başardı. Eve dadanan ve fazlaca göze batan ustayı da unutmamak lazım. Bir yandan da filmin karakterleri aracılığıyla verdiği dürüstlüğü sevdim. Dusty harbice üvey babayı alt etmeye geldiğini, karısını ve çocuklarını tekrar kazanmak için her şeyi yapacağını söylüyor. Yani Brad hızlıca inişe geçerken Dusty her anlamda yükseliyor. Filmi Robert De Niro’nun Zor Baba filmine benzettim. Sürekli yükselip alçalan rekabet ivmesinin dozu yok, burada da aynısı oluyor. Film sonrasında fazlaca gerdiği mevzuyu toplama yoluna gidiyor ve Dusty’e de her şeyin herkesin başına gelebileceği gerçeğini hatırlatmaktan geri durmuyor.

 

Banu Bozdemir
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, filmlere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.