‘1-2 Freddy kendi için geldi’

Banu Bozdemir

Elm Sokağı korku sinemasının babalarından biri. Bu haftanın daha fazla korku soslu yeniden çevrmi ise 1984’tekinin tıpkısının aynısı, yani biraz da korkuncu… Wes Craven’in çocukluk arkadaşından ilham alarak ismini koyduğu, tipini de çocukluk korkusu bir adamdan esinlenerek yarattığı Freddy Kruger kötü adamlar arasında has bir yere sahip. Ama işin içine yeniden çevrimler konusunda sınır tanımayan ve debelendiği üretim krizinde günü kurtarmaya çalışan Hollywood düşünce filmin ne tadı kalmış ne de tuzu… Bilindiği gibi 1984 yapımı film başarı konusunda kendi çapında bir çığır açınca ardından altı tane daha kardeşinin gelmesi kaçınılmaz oldu, etraf küçük küçük Kruger’larla doldu. ‘1-2, Freddy senin için geldi’ melodisiyle çocukların içine işleyen, rüyalarında bile çocukları rahat bırakmayan bu yaratık bıçaklı eli ve yanık yüzüyle hayatımızın ortasında hatta en güzel rüyalarımızın içinde bitiverdi. İlgi görmesi kaçınılmazdı ve Elm Sokağı’da Kabus böylece başlamış oldu. ‘3-4 Kapını sıkı sıkı ört’ devam filminin çığırtkanlığına soyundu ve hemen ertesi yıl kabusa ‘Freddy’nin İntikamı’ eklemlendi. Yönetmen koltuğunda bu kez Jack Sholder oturuyordu ve Kruger rüyalardan çıkarak beden ele geçirme sapkınlığına soyundu… 1987’de çekilen üçüncüde Craven senaryoyu yazıyor ve yemin billah oturmuyor yine yönetmen koltuğuna. Bu kez Chuck Russell var koltukta. İkinci filmi es geçip birinciyle uyumlanıyor bu film. Bu kez bu korku salan yaratığın geçmişine eğiliyor film ve bu belayla başa çıkma yöntemlerini aratıyor insanlara… ‘5.6 Yakala haçını’ ve dördüncü de bir rüya ustası… Wes Craven iyice uzaklaşıyor filmden ama Freddy tekrar ortaya çıkıyor, beşinci de ‘Hayal Çocuk’ oluyor ve bu kez anne karnındaki bir bebeğin rüyalarını kullanıyor Freddy ve seriye bir şey katamadan altıncıya yani ‘Son Kabus’a bırakıyor yerini…Serinin son filmi olması temennisiyle çekiliyor ve Wes Craven etkisi taşıyor az biraz… Freddy kasabada genç nüfusa dair bir iz bırakmamış, diğer kasabalara geçsem mi diye düşünmektedir. ‘7-8 Yatağa erken gireriz’ derken film 1994’te Yeni Kabus’la yeniden karşımıza geldi. Wes Craven eğer bir kapanış olacaksa bunu ben yaparım dedi ve muhteşeme yakın bir final yaptı, eski oyuncular da toplandı ve Craven filmini serileştirerek çarçur eden diğer filmlere de göndermesini yaptı bu filmle. Seri kapandı bitti, gitti, Freddy tarih oldu, rüylarımız neşeyle doldu derken 2003 yılında Freddy Jason’a Karşı çıktı geldi ve tamamen gişeye oynadı. Gençler Freddy’ı hatırlamadıkları için ölüler diyarından Jason’u kullandı bu kez bizim tırmalayan katil. İki kötü gençlerin burnundan getirdi, bize de iki kötüyü aynı anda izleme fırsatı sunuldu. ‘9-10, Artık uykuya son’ haline gelmişken, 1984 yılındaki ilk filmin tıpkısının aynısıyla karşı karşıyayız…Kabus yeniden mi başlıyor acaba dedirten ama zerre kadar tatmin etmeyen bu yapım daha fazla korku dedirten haliyle biraz farklı bir olduğunu göstermeye çalışıyor. Wes Craven yarattığı bu korku adamının herkesin ellerinde heba olmasına anlaşılan çok üzülüyor. Bu yeniden çevrim konusunda da memnuniyetsizliğini belli ediyor, en azından ‘bana bir danışsalardı’ diyor haklı olarak… Ama eski Freddy Robert Englund katılmıyor bu fikre, yeni nesil tanısın bu seriyi diyor. Ama yeniden çevrim o kadar fazla Hollywood kokuyor ki, eski atmosferi istiyoruz demekten başka çaremiz yok. Sanki Freddy bile eski Freddy değil, korkmadım ben!!! Bu kez yönetmen koltuğunda Samuel Bayer var, yeni Freddy ise Jackie Earle Haley… Klasik korku oldu mu size hiçbir yenilik vaat etmeyen, çoğunlukla tatmin etmeyen Hollywood korku… Eski korkulara selam demek isteyenler izlemeyi deneyebilir!

Banu Bozdemir
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, filmlere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.