UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Karabük’ün Safranbolu ilçesinde 8-11 Haziran tarihlerinde  düzenlenen “23. Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali”  film gösterimlerini yaptı, ödüllerini dağıttı. Kimlerin ödül aldığına, hangi filmlerin gösterildiğine https://www.altinsafran.org/ adresinden kolayca ulaşabilirsiniz. Festivaller benim için sinemanın bütün bileşenlerinin kesişme noktası. Sektörün, seyircinin, film ekiplerinin, medyanın, akademinin… Bu buluşmadan doğan sinerjiyi, belgesellere gösterim imkanı sağlamasını, yeni üretimlere kucak açmasını, sektöre katkısını dağıttığı ödüllerden daha çok önemsiyorum doğrusu. Evet ödüller belgesel sinemacılara bir fon sağlıyor bunu yadsımıyorum elbette.  Festivalin organizasyon komitesinde etkin olarak Dr. Musa Ak, Serdar Sabuncu ve Dr. Bedirhan Karakurluk yer alıyor. Akademisyen-yönetmen Dr. Musa Ak ile festival üzerine sohbetimizden:

Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivalinin temel özellikleri nelerdir?

Altın Safran Belgesel Film Festivali 2000 yılından bu yana ara vermeden düzenlenen, ülkemizin uzun soluklu uluslararası belgesel film festivali olma özelliğine sahip. Bu nedenle, yaklaşık çeyrek asırdır belgesel film üretimini ve belgesel sinemacıları desteklemeyi kendine amaç edinmiştir. 23 yıldır Safranbolu Belediyesi yürütücülüğünde, Karabük Üniversitesi (Türker İnanoğlu İletişim Fakültesi), Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Safranbolu Kaymakamlığı’nın katkılarıyla yoluna devam etmektedir.

Ülkemizdeki diğer festivallerden farkı nedir?

Son yıllarda ülkemizde irili ufaklı çok sayıda festival düzenleniyor. Ancak bunların çoğu birkaç yıl yapıldıktan sonra sona eriyor. Özellikle belgesel film festivallerine baktığımızda bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Bu nedenle Altın Safran Belgesel Film Festivali neredeyse çeyrek asırdır ara vermeksizin devam etmesi nedeniyle ülkemiz sineması açısından oldukça önemli. Ayrıca festival ülkemizdeki duayen belgesel sinemacıları, akademisyenleri ve genç yönetmenleri bir araya getirerek ülkemiz sinemasının gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Festival kapsamında yapılan film gösterimleri, söyleşiler, atölye çalışmaları bu anlamda oldukça önemli.

Festivalin gelecek hedefleri neler?

Dünyanın önde gelen belgesel sinemacıları ile ülkemizdeki belgesel sinemacıları bir araya getirmek ve Dünyanın önde gelen belgesel film festivallerinden biri olmak. Safranbolu, UNESCO Dünya Miras Listesinde olması nedeniyle bunu gerçekleştirilebilecek uluslararası bir kent.

O zaman Safranbolu dünya UNESCO Dünya Mirası olmasının yanına bir de Belgesel Mirası unvanını ekleyebilir.

Evet. Bu da bir diğer yanı işin zaten. Duayen, usta belgesel film yönetmeni Suha Arın’ın yaptığı Safranbolu’da Zaman belgeseli bu anlamda oldukça önemli. Bir şehrin kaderinin değişmesine katkıda bulunan önemli bir belgesel… Bu bağlamda bir değerlendirme yaptığımızda belgesel filmlerin üretilmesi kadar bunların izleyiciye ulaştırılması, korunması, sahip çıkılması ve bellek oluşturması da önemli Altın Safran Belgesel Film Festivali’nin neredeyse çeyrek asırdır bunu gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz.

Festivalin en çok zorlandığı mesele nedir?

Bir festivali organize etmek, sanatçıları bir araya getirmek oldukça zor bir iş. Ancak asıl zor olan ise seyircilerin ilgisini salonlara ve filmlere çekebilmek. Son yıllarda festivale yoğun bir ilgi var. Umarım bu şekilde devam eder. Çünkü tüm dünyada hem belgesellerin üretiminde hem de izlenme oranlarında ciddi bir artış var. Bu durum festivale de olumlu anlamda yansıyor.

Neden seyircileri salonlara,  filmlere çekmek zor. Safranbolu halkının belgesel filme ilgisi az mı ? Gelen konukların? Genellikle böyle özel kentlerde yapılan festivallerde konuklar daha çok şehri gezme derdine düşüyor film ve panelleri takip etmektense?

Sonuçta belgesel filmler popüler kültür ürünü, tüketilmesi kolay olan filmler değil. İzlerken izleyicinin odaklanmasını ve emek vermesini gerektiren filmler. Bu nedenle popüler bir filmle bir belgesel filmin izleyici oranlarının aynı olmasını bekleyemeyiz. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz her geçen gün salonlarda nitelikli izleyici oranı artıyor. Bu anlamda festivalin iyi bir izleyici kitlesine sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Gelen konuklar açısından bir değerlendirme yaptığımızda ise konuklar festivalin tüm etkinliklerine (söyleşi, panel, atölye) katılıyor. Böylece, öğrencilerimizde gelen konuların bilgi ve tecrübelerinden faydalanma imkânına sahip oluyor. Gezme konusuna geldiğimizde ise Safranbolu turistik bir kent olduğu için etkinliklerin bir çoğu zaten tarihi mekânlarda gerçekleştirilmekte. Dolayısıyla, konuklar etkinliklere katılırken, bir taraftan da kentin tarihi dokusunda keyifli vakit geçiriyor.

Festival nasıl geçti bu yıl?

Bu yıl filmler üç kategoride yarıştı. Uluslararası uzun metraj belgesel film yarışması, uluslararası kısa metraj belgesel film yarışması ve kültürel miras ve korumacılık temalı ulusal belgesel film yarışması. Üç kategoride toplam 21 film yarışmaya kabul edildi. Finalist filmlerin dışında Belgesel Sinemacılar Birliğinin bir seçkisi festival süresince gösterildi. Bunun yanı sıra duayen belgesel film yönetmeni Hasan Özgen’e de festival komitesi tarafından Belgesel Sinema Emek Ödülü takdim edildi. Film gösterimleri, söyleşiler, atölye çalışmaları ve konserlerle dolu dolu geçen bir festival oldu.

Türkiye’deki belgesel film festivallerinin geleceğini nasıl görüyorsun?

Hepimizin bildiği üzere dijital platformların yaygınlaşmaya başlamasıyla birlikte sinema salonlarında gösterimler azaldı, izleyiciler dijital platformlara kaymaya başladı. Belgesel film özelinde baktığımızda ise sinema salonlarında zaten gösterim imkânı bulamıyordu. Dijital platformlar sayesinde kendine yeni bir alan açtığını söyleyebiliriz. Ancak belgesel sinemacıların üretime devam edebilmeleri için film festivalleri oldukça önemli. Çünkü festivallerden alınan ödüller belgesel sinemacılara önemli bir fon sağlıyor.

Televizyon veya dijital platformlar için yapılan belgesellerin dışında kalan ve festival filmi diyebileceğimiz nitelikli belgesel filmlerin üretilebilmesi ve izleyiciyle buluşabilmesi bu festivallerin varlığını sürdürmesine bağlı bu anlamda festivallere verilen desteklerin artarak sürmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Ayrıca, festivaller seyircilerle yönetmenleri ve sektördeki isimleri bir araya getirmesi nedeniyle de önemli organizasyonlardır.

Semra Güzel Korver
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü’nde okudum; sonra yetmedi, aynı alanda yüksek lisans ve doktora ile derinlere daldım. 1992’den bu yana medyanın içindeyim ama en çok belgesel sinemanın peşindeyim. Hikâyelerin, bilginin, belgenin gerçek hayatta nasıl yankı bulduğunu görmek, insanın dünyaya nasıl dokunduğunu keşfetmek benim için hâlâ en heyecan verici şey. Prodüktörlükten yönetmenliğe, danışmanlıktan eğitmenliğe uzanan farklı şapkalarla pek çok projede yer aldım. Kültür-sanat, haber ve belgesel türlerinde ürettiklerim bana ödüller getirdi; ama asıl kazancım, hayatı ve insanı biraz daha yakından tanıyabilmek, hikâyelerin içinde kendimi yeniden keşfetmek oldu.” Ulusal ve uluslararası festivallerde jüri koltuğunda oturduğumda da, atölyelerde genç sinemacılarla bir araya geldiğimde de aynı merakla yaklaşıyorum sinemaya. Bir dönem Avrupa Yayın Birliği’nin Çeşitlilik ve Kültürlerarası Programlar Grubu’nda çalıştım, başkanlığını yaptım. Avrupa Konseyi’nin “Ayrımcılığa Karşı Sesini Yükselt” kampanyasında yer aldım. Belgesel Sinemacılar Birliği’nin kurucu üyelerinden biri olarak başkanlık görevini üstlendim. Kısacası, hikâyelerin sadece anlatılmasıyla değil, çoğalmasıyla da ilgileniyorum. “Suriyeli Belgeselcilerin Kamerasından Suriye İç Savaşı” kitabım Kabalcı Yayınları’ndan çıktı. Cinedergi başta olmak üzere çeşitli mecralarda yazıyorum; bir röportajım Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından övgüye değer bulundu. Akademik yazılarım ise çeşitli dergi ve kitaplarda yer buluyor. Kamera arkasında ise Kavak Ağacının Gölgesinde, Uçurumun Kıyısında gibi projelerde danışmanlık; Mabedin Gölgesinde Süleymaniye, Hast Vakti, Orada Doğdum Burada Büyüdüm, Multikulti Haberler, Alamanya Alamanya, Şehir İnsanları, Fan-Atik, İsyan Günleri, Dönüşüm ve İlhan Amca belgesellerinde ise yönetmenlik ve prodüktörlük yaptım. Kısacası araştırmayı, öğrenmeyi, keşfetmeyi, hikâye anlatmayı seven biriyim. Bazen kamerayla, bazen kalemle. Burada da sinema üzerinden dünyayı anlamaya, anlatmaya ve biraz da birlikte düşünmeye niyetliyim. 🎬

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.