Hakan Aytekin’in yönetmenliğini yaptığı “masumiyet belgeseli” internet aracılığı ile çeşitli platformlarda gösterimlerine devam ediyor. Festivallerde, sinema veya çok amaçlı salonlarda izleme şansına sahip olmayı tercih etsem de, Korona Günleri’nin dayatması ile ben de internet üzerinden izledim.

Masumiyet, şair ve belgesel yönetmeni Hasan Özgen’in yaşam deneyimleri ekseninde ev ve mahalle kavramları üzerinden aidiyet duygusunu, toplumsal hafızamızı, kaybolan kadim değerlerimizi sorguluyor. Bir portre üzerinden yakın dönemin toplumsal tarihine ışık tutuyor.

Hakan Aytekin diğer belgesellerinde olduğu gibi yine bir insanı merkeze alarak çok katmanlı bir yapı oluşturmuş. Hem açıklayıcı ki, öznenin kendisi Hasan Özgen bu açıklamaları özgün üslubuyla yapıyor.  Hem katılımcı ki, soruları gizli soran, kazıyan yönetmen olarak Hakan Aytekin filmde varlığını hissettiriyor. Duvardaki sinek gibi olup biteni gözlemliyoruz, aynı zamanda refleksif , elde ettiği bilgi ve verileri tekrar düşünen sorgulayan artı bir yapı daha sunuyor film bize.

Filmin başındaki soru kafamı meşgul etti doğrusu. Neyse ki cevapladım, cevaplayabildim. “Kendimizi var ettiğimiz ev hangisi?” sorusu. İzleyen herkes bu soruyu sormuştur kendisine.

Hayat deneyimleri üzerine bir insan hikayesi, insanlık hikayesi “masumiyet.” Alışkanlıklarda, düşüncelerde, yaşam biçimlerindeki aynılaşmaya, herkesleşmeye ve heryerdeleşmeye felsefik bir sorgulama. İnsanın, toplumların hep böyle bireyci ve yalnız yaşamadığı, birlikte üretip birlikte paylaştığı ve birbirine güvendiği dönemlerin olduğu vurgusunu yaparak umudu da elden bırakmayan bir yapım. Zaman, teknoloji, bellek, modernite karşısında yenen de, yenilen de insanın kendisi. Her şeye rağmen insan aklının yeniden kendi dinamikleri ile  kaybettiği kadim değerleri kurabileceği, hayatı yeniden daha insanca yaşayabileceği umudu var filmin. Sakin, yalın, çok kalabalık etmeyen bir sinematografi ile sunuluyor bütün bunlar. Bir mekan, bir insan ama yaklaşık son yetmiş yılın muhasebesi.

İnternette çeşitli platformlarda yayınlanmaya devam ediyor. Bu hız çağında biraz durmak, derin nefes almak, sakince bir film izlemek ve düşünmek isteyenler için; “masumiyet” 30 dakika.

Minimal bir ekiple minimal bir belgesel. Yapımcı Sevgi Aytekin, Görüntü Yönetmeni Oğuzhan Demirtaş, Kurgu Koray Ecer, Yönetmen Yardımcısı Tuğba Nur Çelik.

Semra Güzel Korver
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü’nde okudum; sonra yetmedi, aynı alanda yüksek lisans ve doktora ile derinlere daldım. 1992’den bu yana medyanın içindeyim ama en çok belgesel sinemanın peşindeyim. Hikâyelerin, bilginin, belgenin gerçek hayatta nasıl yankı bulduğunu görmek, insanın dünyaya nasıl dokunduğunu keşfetmek benim için hâlâ en heyecan verici şey. Prodüktörlükten yönetmenliğe, danışmanlıktan eğitmenliğe uzanan farklı şapkalarla pek çok projede yer aldım. Kültür-sanat, haber ve belgesel türlerinde ürettiklerim bana ödüller getirdi; ama asıl kazancım, hayatı ve insanı biraz daha yakından tanıyabilmek, hikâyelerin içinde kendimi yeniden keşfetmek oldu.” Ulusal ve uluslararası festivallerde jüri koltuğunda oturduğumda da, atölyelerde genç sinemacılarla bir araya geldiğimde de aynı merakla yaklaşıyorum sinemaya. Bir dönem Avrupa Yayın Birliği’nin Çeşitlilik ve Kültürlerarası Programlar Grubu’nda çalıştım, başkanlığını yaptım. Avrupa Konseyi’nin “Ayrımcılığa Karşı Sesini Yükselt” kampanyasında yer aldım. Belgesel Sinemacılar Birliği’nin kurucu üyelerinden biri olarak başkanlık görevini üstlendim. Kısacası, hikâyelerin sadece anlatılmasıyla değil, çoğalmasıyla da ilgileniyorum. “Suriyeli Belgeselcilerin Kamerasından Suriye İç Savaşı” kitabım Kabalcı Yayınları’ndan çıktı. Cinedergi başta olmak üzere çeşitli mecralarda yazıyorum; bir röportajım Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından övgüye değer bulundu. Akademik yazılarım ise çeşitli dergi ve kitaplarda yer buluyor. Kamera arkasında ise Kavak Ağacının Gölgesinde, Uçurumun Kıyısında gibi projelerde danışmanlık; Mabedin Gölgesinde Süleymaniye, Hast Vakti, Orada Doğdum Burada Büyüdüm, Multikulti Haberler, Alamanya Alamanya, Şehir İnsanları, Fan-Atik, İsyan Günleri, Dönüşüm ve İlhan Amca belgesellerinde ise yönetmenlik ve prodüktörlük yaptım. Kısacası araştırmayı, öğrenmeyi, keşfetmeyi, hikâye anlatmayı seven biriyim. Bazen kamerayla, bazen kalemle. Burada da sinema üzerinden dünyayı anlamaya, anlatmaya ve biraz da birlikte düşünmeye niyetliyim. 🎬

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.