WMC TURKEY kadınlar tarafından kurulan bir sinema oluşumu. Ben de birçok faaliyetlerine tanıklık ettim, duydum, destekledim. Ve yapmak istedikleri şeyi en iyi onların ağzından dinleriz diye yönetmen ve aynı zamanda WMC TURKEY’in kurucularından Burçak Üzen’e sorularımı yönelttim. Motivasyona, gönüllülük esasına dayanan bir oluşum ve hedefleri birlik beraberlik ve üretim. Onlara bu yolda başarılar o halde…

 Banu Bozdemir

 WMC TURKEY nasıl bir gereklilikten dolayı ortaya çıktı?

Bizi bir araya getiren şey gereklilikten çok bir hareket enerjisi oldu. Aslında, ortak bir watsup grubundan birbirimize destek olduğumuz, belirli aralıklarla buluşup, mesleki dertlerimizi konuştuğumuz, başka platformlarda zaten bir araya geliyorduk. WMC’yi oluşturduğumuz arkadaşlarımızla ise konuşmanın ötesine geçip çözüme yönelik adımlar atmak istedik. Bunun için görünür olmak ve sistemli bir işleyiş şarttı. Buna enerjisi, vakti ve motivasyonu olan arkadaşlarımla beraber birlikte topluca hareket edebilmek adına bir dizi stratejik planlama yaptık. Sonrası da kendiliğinden gelişti zaten.

Faaliyet alanları nedir, sinema sektöründe çalışan tüm kadınları kapsamak, sahiplenmek gibi derdi var mı sonrasında, yoksa sadece yapımcı, yönetmen ve senarist kısmıyla mı sınırlı kalacak?

Bunu söylersek, biraz kahraman gibi ortaya çıkıp biz sizin dertlerinizi çözeceğiz filan dememiz gerek. (gülme olur) Pelerin filan da takarız. Şaka bir tarafa tabi ki bu kadar geniş kapsamlı söylemlerimiz yok.  Ayrıca bunu yapan meslek örgütleri, dernekler ve başka platformlar mevcut. Biz biraz özel kapalı bir kulüp gibiyiz. Üyelik sistemi referans ile işliyor mesela. İçeriden en az bir kişinin olumlu referansı olmadan başvuru almıyoruz. Çünkü çok fazla üyelik alma gibi bir hedefimiz yok.  Çalışacak ve enerjisini ortaya koyacak bilgi paylaşacak gönüllü insanların bir arada olmasını arzu ettiğimiz bir network ağıyız. Yani şöyle düşünün, çalışmak istemeyen 30 kişi mi, çok iyi organize çalışan 5 kişi mi? Tabi ki çalışan beş kişiyi tercih edersiniz. O yüzden kurulduğumuzu duyurduğumuz andan itibaren kamuoyuna açık bir üyelik çağrısı yapmadık. Kuşkusuz bu grubun yapacağı  çalışmaların, sinema alanındaki tüm kadınların yararına sonuçlar doğurması da hedeflerimiz arasında.

 Bu birleşme kendiliğinden mi oluştu yoksa yurt dışından bir model mi esas alındı, dünyayla bağlantıları var mı oluşumun? 

WMC oluşumu, model olarak şu an herhangi bir yapıya benzemiyor. Çünkü daha çok yeni. Zaman içerisinde, şu anda bizi destekleyen ulusal ve uluslararası kadın oluşumlarının yapılanma biçimi ve işleyiş modellerinden yararlanabiliriz kuşkusuz. Ya da kendi dinamiklerinin yerine oturduğu, yeni bize özel bir model de geliştirebilir. Şu an ki modelde Sevinç Baloğlu, Aslı Akdağ, Sezen Kayhan, Sefa Öztürk ‘ün ve de benim de aralarında bulunduğum beş kişilik bir yönetim kurulumuz var. Aslında bu beş kişi WMC’ nin kurulmasına da karar veren, önderlik eden kişilerdir.  Yönetim kurulu bütün kararları oylama yaparak kendi içinde alır ve üyeler ile paylaşır.  Üyelerin tek tek konuşulmasını istediği konuları, Y.K.’nın gündemine aldırtmasının yolu ise her zaman açık. Tabi üyeliğin devam etmesi için bazı kurallarımız da var. Bunlar köşeleri çok sivri olmayan ama yapının işlevsel ve etkili kalması için birlikte koyduğumuz kurallar. Şimdiye kadar herhangi bir ihlal olmadı; cezalar çok ağır çünkü.  (şaka yapıyorum) Dünya ile bağlantılarımız var, yakın zamanda bunu güzel bir haber olarak paylaşacağız. İlk kurulduğumuz andan itibaren ise şu dönem başkanlığını Zeynep Atakan’ın yaptığı EWA (European Women’s Audiovisual Network), Zeynep Hanım’ın da katkılarıyla, WMC’ye  partner olarak destek oluyor.

Ülkemizde yapılan festivallerle iş birliği yaptınız mı, bundan sonra yapmayı düşünüyor musunuz?

Ülkemizde çok değerli festivaller var.  Kaynak ve fonlarımızın sayısı artıkça onlarla iş birliği içinde olmayı arzu ediyoruz. Henüz çok yeniyiz. Festivaller bizi filmlerimizle yönetmen ve yapımcı kişiliklerimiz ile tanıyor. WMC Turkey olarak bir algının oturması kuşkusuz biraz zaman alacaktır. Ama yine de bu kısa zaman içerisinde aldığımız davetler oldu. Mesela, Suç ve Ceza Film Festivalinde ‘Setlerdeki Mobing ve Taciz’ konusunda bir panel yaptık.  Sabancı Kısa Film festivalinde ‘Sette Kadın Olmayı’ konuştuk. İlk kuruluşumuzu ilan ettiğimiz yer zaten Antalya Film Forumdu.  Festivallerin içinde yer almanın önemli olduğunu düşünüyoruz.

Peki bugüne kadar ki buluşmalarınızda ortaya çıkan tablo nedir? 

İlginç bir şey deneyimliyoruz aslında biz de. Bazen ben kişisel olarak kendimi tarihi bir harekete tanıklık eder gibi hissediyorum. Grubun birlikte hareket etme şekli tamamen gönüllülük üzerinden yürüyor. Ve herkes bir işin ucundan tutuyor. Mesela kendimize bir tanıtım videosu çektik. Bir kişi malzeme getirdi, öteki çeviri yaptı, biri kurgusunu halletti, diğeri altyazıları gömdü, bir başkası web sitesini güncelliyor, diğeri uluslararası yazışmaları yapıyor, anlaşmalar sözleşmeler için zaten aramızda YK üyesi bir avukatımız var. Görünen şey şimdilik iyi gidiyor ve sonuçları açısından bize kendimizi iyi hissettiriyor.  Tabi ki bu motivasyonun altında yatan nedenler çok net, daha fazla film yapabilmek daha iyi üretimlerde bulunmak ve bu süreçleri yönetirken yalnız kalmamak.  Hepimizin kafasında şöyle bir şey var, Bakanlık’tan  projemize fon alamazsak filmimizi nasıl yapacağız? Bakanlığımızın bütün projelere kaynak bulması gibi bir durum yok sonuçta. Bu duruma, pozitif alternatifler geliştirmek zorundayız. Zaten kolektif olmamızın temelinde de bu var. Birlikte daha güçlüyüz.

En son Asos’ta bir buluşma gerçekleştirdiniz, orada tam olarak ne yaptınız ve bunu yaygınlaştırmayı düşünüyor musunuz? 

Asos’ta ilk defa Türkiye’de bir kadın senaryo geliştirme atölyesi gerçekleştirdik. Uluslararası isimler belgesel ve kurmaca projelere mentorluk yaptı.  Ayrıca Türkiye’den de çok iyi isimler eğitim vermek için bizimle oradaydı. Bir hafta boyunca bir ÜTOPYA yaşadık. Bütün projeler, hem hikaye hem yapım anlamında ciddi bir prosesten geçti.  Ayrıca ‘Hak temelli cinsiyet eşitliği’ konusunda bir uzmandan eğitim aldık. Bunu devamlı kılmak her yıl yapmak hedeflerimiz arasında. Ayrıca buradan çıkan projeleri bırakmamak ikinci aşamada hatta üçüncü aşamada destelemek de planlarımız içinde.

Bu bir anlamda kadınların birbirine destek platformu. Birisi film çekerken ona destek olmak, gerekirse sette bulunmak da bu oluşumun bir parçası mı? 

Neden olmasın… Tabi ki… Ama bunu bir WMC imecesi ile film yapıyoruz algısının ötesinde tutmak gerek. Üyelerin kendi içinde yazıştıkları bir whatsup grubu var. Oradan destek çağrısı yapıldığında zaten cevap verenler ile kendiliğinden bir yardımlaşma hali başlıyor.  Ama şimdilik WMC kendi içinde birbirlerinin filmini çeken bir grup olarak hareket etmesi için kaynaklarını artırmaya ihtiyacı var. Böyle bir realiteden belki 2 yıl sonra bahsedebiliriz.  Çok da güzel olmaz mı? Yılda 5 film, herkes para kazanıyor…

Bundan sonraki projeler neler, sizleri nerelerde, nasıl projelerin içinde göreceğiz? 

Uzun dönemli hedeflerimiz ve kısa dönemli planlarımız var. Bunları sırasıyla hayata geçiriyoruz. Şunu yapacağız bunu yapacağız demek bana hep erken söz söylemek gibi geliyor o yüzden yaptıkça anlatmak sanki daha keyifli. Sosyal medya hesaplarımızı takip edenler projelerimizden haberdar olabilir. wmcturkey_  instagram hesabımız, ayrıca web sitemizden de bilgi alabilirler… www.wmcturkey.com… Gelişmeleri ve haberleri oradan duyuruyoruz.

Son olarak neler söylemek istersiniz? 

Bizler film yapıyoruz. Dünyanın en güzel işlerinden biri. Ama sektör olarak çok gergin ve öfkeliyiz. Rahat olun, eğlenin biraz gülün demek istiyorum…

 

 

Banu Bozdemir
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, filmlere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.