Dirk Gently evrenin hizmetinde, gizemli olayları fazla kafa yormadan çözmeye devam ediyor

Douglas Adams’ı pek çoğumuz absürt komedi bilim kurgu serisi Otostopçunun Galaksi Rehberi’nin yazarı olarak tanırız. Ancak bu kitap ile fotoğraf çekip Instagram’a koymak dışında Douglas Adams külliyatına hakim sıkı Nerd’ler için Dirk Gently’s Holistic Detective Agency de özel bir yere sahiptir. Gene de hiçbir zaman da Otostopçunun Galaksi Rehberi kadar popüler olmamıştır.

Daha özel bir kitlenin sevgisini kazanan Dirk Gently, son yılların parlayan yazar/yapımcı/yönetmen ve oyuncusu Max Landis tarafından BBC America için diziye çevrildi. Netflix’de de yayınlanan dizinin ilk sezonu hem Adams okuyucuları, hem de genel izleyici tarafından hızlıca tüketilince, ikinci sezonun gelmesi kaçınılmaz oldu. Geçtiğimiz ay yayımlanan ikinci sezon da ilkini aratmayan komedi anlayışı ile hikayeye kaldığı yerden devam ediyor. Ancak kötü haberi şimdiden verelim. BBC America diziyi iptal ettiğini açıkladı. Yani ne yazık ki bir üçüncü sezon olmayacak. Buna rağmen ilk iki sezon pek ekranlarda rastlanmayan komedi bilim kurgu türünde önemli bir boşluğu dolduruyor.

Öncelikle ilk sezonu bilmeyenler için konuya girecek olursak. Hikayemiz Dirk Gently(Samuel Barnett) adlı gizemli bir dedektifin yolunun bir cinayetin ortasında kalan bell boy Tod(Elijah Wood) ile kesişmesi ile başlıyor. Dirk bir dedektifin yapmaması gereken her şeyi yaparak, rüzgarın kendisini savurduğu yöne giderek, olayları çözmeye çalışan bir “Holistic” dedektiftir. Ona göre evren ona olayları sunmakta ve çözmesi için yardım etmektedir. Böylece gizler önünde aralanmakta, her şey birbiri ile bağlantılı olduğundan, olaylar kendi stili ile bir şekilde çözülmektedir. Dirk’in bu tutumu başta Todd’a saçma gelse de olayın içine girdikçe sorgulamayı bırakacak ve Dirk’ün sağ kolu olacaktır. Böylece ilk sezon karakterlerin birbirlerini bulması ve seyirciye tanıtılması ile klasik Douglas Adams komedi tarzında geçer. Konuya dahil olan gene evrenin ona yol gösterdiğini söyleyen, yaşamının amacının Dirk’ü öldürmek olduğunu düşünen ve bu yolda önüne gelen herkesi de öldüren katil Bart(Fiona Dourif), Todd’un korktuğunda halüsinasyonlar gören hasta kız kardeşi Amanda(Hannah Marks), tam bir Hit girl olan Farah(Jade Eshete), bir gurup enerji emici vampir, şekil değiştirebilen gizli bir örgüt, bir(hatta iki) zaman makinesi gibi pek çok karakter ve öğe ile eğlencenin dozu artar.

Konumuz Adams’a aşina olanların bildiği üzere pek karmaşık olsa da sizi içine çekmeyi başarıyor. Bunu da kendini fazla da ciddiye almadan yapıyor. Fatih Terim’in şu sözleri Dirk’ün meselesini anlamamızda bize yol gösterecektir “Everything is something happened”. Yani sonuç büyük resme bakmamız gerekir.

Bunca olayla sonlanan birinci sezondan sonra ikinci sezon bir anda garip bir masal dünyasında başlıyor. Adeta bir fantezi oyununun içine girdiğimiz bu dünyada iki farklı ulus birbirine düşmek üzere. Kötü bir büyücü bu dünyayı ele geçirmek için hain bir plan kurmuş. Bu insanların tek kurtuluş yolu da efsanedeki Dirk Gently’i bulup, bir çocuk ile beraber dünyalarına gelmelerini sağlamak. Artık kaybedecek zamanları yok.

Bizim evrenimizde ise Dirk, Blackwing adlı siyah giyen adamlar tarafından tutsak edilmiş, Todd ve Farah FBI’ın en çok arananlar listesinde. Amanda vampir dostlarını bulmaya çalışıyor, Bart ise dostu Ken’in izinde dolaşmakta. Bu noktada olaylar gene ardı ardına gelen garip tesadüfler ile kenetlenirken, suda açılan portallar, havadan düşen araba ile kesişen yollar, duvarlara işlenmiş evrenler, küçük kasabanın Dirk’ün her dediğini anlayan ve yardımcı olan şerif ve yardımcısı gibi absürtlük seviyesi yukarıda bir sezon ile baş başa kalıyoruz.

2001 yılında aramızdan ayrılan usta yazar Douglas Adams’ın komedi anlayışına bir kez kendinizi verdiğinizde bir daha çıkabilmeniz çok zor. Ancak o modda değilseniz bu tarzı beğenme şansınız çok az. Hatta ben izlerken bir ara bu diziyi özellikle benim için mi yapıyorlar acaba, benden başka seyredip sevebilen olabilir mi diye düşünmedim değil. İkinci sezon özellikle fazla Nerd kaçmış. Sanırım bu yüzden de seyirci sayısında gerileme olmuş ve BBC America diziyi sonlandırma kararı almış.

Çevrim olarak bakılırsa, Max Landis akıcılık konusunda ikinci sezonda da çok iyi bir işe imza atıyor. Douglas Adams’ın dünyasını vermekte başarılılar. Özellikle oyuncular çok iyi seçilmiş. Rolleri ne kadar garip olsa da son derece inandırıcı bir şekilde bize yansıtıyorlar. Tabii ki sürükleyici iki isim Samuel Barnett ve Elijah Wood ikilisi. Beraber yarattıkları bu dünyada bir Sherlock Holmes ve Doktor Watson sinerjisi sağlıyorlar.

İlk sezonda Barnett’ın Dirk Gently performansı çok başarılıydı. Bu sezonda Wood’un üzerine daha fazla yük bindirilmiş gibi. Ancak bir geçiş sezonu olduğu anlaşılan ikinci sezon bizi sonraki sezonda daha büyük olaylar olacakmış gibi bir beklentiye sürüklese de ne yazık ki alınan iptal kararı diziyi havada bırakıyor. Özellikle evrenin gerçekliğinin bozulduğu Amanda’nın özellikle gelişen güçleri ile buna bir son vereceği üzerine geçen diyaloglar seyirciyi yeni sezona hazırlamak amacı ile tüm sezona serpiştirilmiş. Ancak iyi haber dizinin fanları BBC America ve Netflix’e baskı kurup diziyi devam ettirmesini istemekte. Kim bilir belki de Sense 8’de olduğu gibi iptal kararına rağmen Dirk’ün hikayesi bir film olarak geri dönüp toparlanabilir. Ama o güne kadar elimizdeki ile yetinip, Douglas Adams kitaplarında huzur bulma şansımız her zaman var.

Dizi: Dirk Gently’s Holistic Detective Agency

Platform: Netflix

Yapımcı: Max Landis

Oyuncular: Samuel Barnett, Elijah Wood, Hannah Marks, Jade Eshete, Mpho Koaho, Dustin Milligan, Fiona Dourif, Osric Chau, Michael Eklund, Zak Santiago, Viv Leacock, Amanda Walsh, Izzie Steele, Neil Brown Jr., Christopher Russell, Aaron Douglas, John Hannah, John Stewart

Yıl:2016-2017

 

 

Masis Üşenmez

 

 

Masis Üşenmez
1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. Biriktirdiği haftalıklarıyla Star Wars oyuncakları alıp kendi serüvenlerini yazmaya başladığı yıllarda ailesi tarafından Rus edebiyatına yönlendirilmeye çalışsa da orada da Stanislaw Lem, Asimov gibi yazarlarla takılarak bu türden kopamayacağını anlamış, lise yıllarında Arthur C. Clarke, Stephen King gibi yazarları hatmederek …

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.