İpek Tugay Boğaziçi Film Festivali’nin endüstri bölümü Bosphorus Film Lab’ın yeni direktörü. Bu sene Bosphorus Film Lab’in içeriği ve hangi koşullarda yapılacağı konusunda kendisinden bilgi aldık.

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Toronto Üniversitesi Film Teorisi ve Sosyoloji bölümlerinden mezun olduktan sonra yapımcı Zeynep Atakan ile çalışmaya başladım. Bu süreçte yapımcılıktan, proje geliştirme marketi organizasyonuna, kısa film yarışmasından uluslararsı ortak yapımlara bir çok alanda deneyim kazanma şansım oldu. Son bir senedir Chantier Films’de farklı mecralara proje geliştiriyorum. Bir yandan da Boğaziçi Film Festivali’nin endüstriye yönelik proje geliştirme marketi olan Bosphorus Film Lab bölümünün başındayım.

Bosphorus Film Lab bu sene yıl pandemi koşullarında nasıl gerçekleştirilecek?

Bu yıl bir çok yerli ve yabancı festivalin endüstri marketlerinin de yaptığı gibi biz de etkinliklerimizi dijital olarak gerçekleştireceğiz. Seyahat etmenin çok zor olduğu bu günlerde yabancı konuklarımızı dijital platformlar üzerinden katılımcılarımız ile buluşturup etkin bir paylaşım alanı yaratmayı hedefliyoruz. Proje sunumlarını ise sadece finalistlerin katılımıyla tüm önlemleri aldığımız şartlar altında jüri üyelerine canlı olarak bağlanarak gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

Bosphorus Film Lab’in programı ve etkinlikleri hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz?

Ustalık sınıfı, panel, endüstri sunumları ve finalist projelerin sunumlarının gerçekleştiği seanslardan oluşacak bir programımız olacak. Finalistleri ise daha yoğun farklı bir eğitim programı bekliyor. Projeleri üzerinde eğitmenlerle birebir çalışma fırsatı bulacaklar.

Bosphorus Film Lab genç sinemacılar için neden bu kadar değerli?

Aslında Bosphorus Film Lab gibi her platform genç sinemacılar için değerli çünkü bir yaratıcı olarak kendinizi ve projenizi gösterme ve tanıtma fırsatı buluyorsunuz. Bosphorus Film Lab yerli ve yabancı konuklarıyla katılımcılara her alandan yetkin endüstri profesyonelleri ile iletişim olanağı sunuyor. Bosphorus Film Lab bir yandan projeleri ve yönetmenleri takip ederken, bir yandan endüstri hakkında bilgi ve beceri geliştirmek adına, bir yandan da yeni insanlarla tanışmak adına çok etkin bir platform.

Sektörün uluslararası profesyonellerinin dahil olacağı bir ağ kurmaya çalışıyorsunuz. Bu aşamada Bosphorus Film Lab’in en önemli amacı nedir, sizce?

Bosphorus Film Lab’in en önemli amacı projelerin geliştirilmesine ve tamamlanmasına hem maddi hem de yaratıcı anlamda katkı sağlamak. Proje güçlü bir platformda hem ulusal hem de uluslararası endüstri profesyonelleri ile bir araya geldiğinde finans planından, kitle oluşturmaya, festival stratejisinden, dağıtım olanaklarına bir çok konuda evrensel geri dönüşler alma fırsatı buluyor. Bu nedenle bu ağı proje sahibinin kurmasına katkı sağlamak bizim için çok önemli.

Bosphorus Film Lab’dan yolu geçen yönetmenleri ilerleyen süreçlerde neler bekliyor?
Bu süreç projenin olduğu aşamaya ve yönetmen ile yapımcının belirlediği stratejiye göre değişiklik gösteriyor tabii ki. Bizim açımızdan projelerin takibi her zaman çok önemli. İhtiyaçları olan desteği, yönlendirmeyi tüm süreçte elimizden geldiğince yaparak projelerin hayata geçtiğini görmek ve festivalimizde beyaz perdede bu heyecanı paylaşmak çok mutluluk verici oluyor.

 

Banu Bozdemir
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Sinema yazarlığına Klaket sinema dergisinde başladı. Dört yıl Milliyet Sanat dergisi ve Milliyet gazetesinde sinema yazarı, kültür sanat muhabiri ve şef yardımcısı olarak çalıştı. İki yıl Skytürk Televizyonunda sinema, sanat ve ‘Sevgilim İstanbul’ programlarında yapımcı, yönetmen ve sunucu olarak görev aldı. Antrakt Sinema Gazetesi’nde iki sene editör olarak çalıştı. Tarihi Rejans Rus Lokantasına hazırlanan ‘Rejans Tarihi’ ve ‘Rejans Yemekleri’ kitabının editörlüğünü yaptı. Rejans Rus lokantası başta olmak üzere birçok şirketin basın danışmanlığı görevini üstlendi. Film + sinema dergisine Türk sineması röportajları yaptı. Küçük Sinemacılar, Benim Trafik Kitabım, 'Çevremi Seviyorum' adı altında on iki tane ‘çevreci’, dört tane fantastik çevre temalı yirminin üzerinde çocuk kitabı bulunuyor. Sosyal medyada yolunu kaybeden bir genç kızın maceralarını anlattığı ‘Leylalı Haller’ yazarın ilk romanı. Kaşif Karınca ise beyaz yakalılara çocuk kafasıyla yazdığı ufak bir yaşam manifestosu özelliği taşıyor. TRT’ye çektiği ‘Bakış’ adlı bir kısa filmi bulunuyor. Halen aylık sinema dergisi cinedergi.com'un editörü, beyazperde.com ve öteki sinema yazarı. Kişisel yazılarını paylaştığı banubozdemir.com sitesi de bulunan yazar filmlerde ve festivallerde jüri üyesi olarak görev alıyor, filmlere basın danışmanlığı yapıyor, sinema ve kısa film atölyelerinde ders veriyor. Çocuklarla sinema ve çevre atölyeleri düzenliyor.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.