3-11 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek Ankara Film Festivali kapsamında ‘Sanat Çınarı Ödülü’ne layık görülen usta oyuncu Tamer Levent, ‘Sanat Çınarı’ ismi, ödülü ve bu ödülün Ankara Film Festivali tarafından verilmesi, emeklerimin hatırlandığı umudunu yarattı. Bu nedenle çok duygulandım. Çok teşekkür ederim. Ama kendi adıma değil. Bu yapılanların boşa gitmediği bir gün hatırlanacağı umudunu bende yarattığı için” dedi.

Anla Beni, Ya Tutarsa gibi birçok tiyatro oyunlarını kaleme alan, Tepenin Ardı, Kış Uykusu gibi Türk Sinema tarihininin önemli filmlerinde rol alan, Aşk Yeniden, Cesur ve Güzel, İstanbullu Gelin gibi dizilerle ekran seyircisinin kalbinde taht kuran, SANATA EVET platformunun öncülerinden başarılı oyuncu Tamer Levent ile Ankara Film Festivali’nde takdim edilecek Sanat Çınar’ı ödülünü, sanat hayatına kısa bir tur ve yaşadığımız pandemi sürecini CineDergi okurları için konuştuk.

 3-11 Eylül arasında sanatseverlerle buluşacak Ankara Film Festivali’nde ‘Sanat Çınar Ödülü’ bu yıl size takdim edilecek. Biz bu haberi duyunca çok heyecanlandık. Ya siz… Duygularınızı öğrenebilir miyim?

Ankara Film Festivali’nin, ‘Sanat Çınarı’ ödülü ayrıca bu isimde bir ödülün olması beni çok etkiliyor. 1972 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı, Tiyatro Bölümü seviye sınavını kazandığımda başlayan tiyatro maceram ve bu deneyim sürecinde yapmak istediklerim geçiyor o zaman gözümün önünden. Öğrencilik dönemi, oyunculuk kavramını keşfetme tutkum. Sonra sanat kavramını anlama sürecim. Ardından yaşanan çelişkiler. Kavramların doğrusunu öğrenmek ve savunma tutkum anlaşılmadıkça, bu tutkumun daha da artışı. Şimdi artık bilinmeye başlayan, ama o zamanlar pek bilinmeyen, oyunculuk yöntemleri, felsefeleri, hatta neredeyse bilmeden yapmanın makbul sayılabileceği bir dönemde her şeyi öğrenmek ve öğrendikçe işime daha çok bağlanmam, sevmem ve öğrendiklerimi paylaşmak istemem… 12 Eylül sonrası kurduğumuz TOBAV a başkan olmam, öğrendiklerim ölçüsünde olması gerekenleri örnek çalışmalar yaparak kanıtlamak istemem. Birlikte çalıştığımız dostlarım. Gerçekleşen pek çok ilk hayaller. Uluslararası çalışmalar, ilk defa kurulan festivaller, oyun yazma yarışmaları, Cumhuriyet tarihinin ilk opera bale ödülleri, oyunculuk eğitimi yöntemleri, drama kavramının yaygınlaşması, yaratıcı oyunculuk atölyeleri, eğitimde drama, yaratıcı düşünce geliştirme, fikri mülkiyet hakkı bilgilerini öğrenmek ve bunun sanat yapmak ile doğrudan ilişkisi gibi çalışmalar, süreli yayınlar, kendi kitaplarım, farklı oyunculuk deneyimlerim, sonra farklı yönetmenlik deneyimlerim… Türkiye’de ilk kez oyuncu meslek birliği TOME’ i kuruşumuz, meslek özlük haklarının belirlenmesi ile tiyatro kültürünün gelişmesi arasında doğrudan bağ olduğunu, bunun diğer alanlara da örnek olacağını savunmamız. FIA, ITI, IATA gibi uluslararası meslek kuruluşlarına  vakfımızı üye yapmamız, Devlet Tiyatroları tarihinde ilk ve son defa yapılan bir uygulama seçim ile Genel Müdür olmam.

ÖRNEK OLMAK İSTEDİM

Bunları yapmak isterken, kişisel kariyer hırsımın hiç olmadığı, sadece eleştirmenin bir faydası olmadığı; Hep bildiklerimi uygulamak için, örnek olmak için yaptığım çalışmalar geçti beynimden… Ülkemizde sanat ve kültürün doğru anlaşılmasıyla toplumsal yaşamımızı etkileyeceği inancındaydım. Bunun için yapılamaz denilen şeylerin yapılabilir olduğunu kanıtlayarak, gelecek kuşaklara örnek olmak istemiştim. Daha sonra ilk sinema filmlerim. Yıllar önce eşim Seynan Levent’in yapımcısı olduğu dizide rol almamışken, bir gece de milyonlarca izleyicinin izlediği dizilerde rol almaya başlamam, hep bu motivasyon ile gerçekleşti.

ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM

Şimdi ‘Sanat Çınarı’ ismi, ödülü ve bu ödülün Ankara Film Festivali tarafından verilmesi, bu yapılanların hatırlandığı umudunu yarattı. Bu nedenle çok duygulandım. Çok teşekkür ederim. Ama kendi adıma değil. Bu yapılanların boşa gitmediği bir gün hatırlanacağı umudunu bende yarattığı için.

AİLEM ÇOK DESTEK OLDU

Bu çalışmaları gerçekleştirirken, neredeyse hiç boş vaktim olmuyordu. Buna rağmen kısıtlı da olsa çocuklarıma vakit ayırıyordum. Burada bana destek olan ve bu şartları oluşturan, eşim Seynan Levent, çocuklarım, Efe Levent ve Hazel Levent geçti aklımdan. Bana çocukluğumdan beri destek olan, beni şanslı kılan annem Meral Levent ve babam Zeki Levent geçti aklımdan. Duygulandım yani. Ama bu duygulanmaya neden olan şey de, bütün bu unsurların aynı anda beynime üşüşmüş olmasıydı…

 HERKES KENDİ SANATINI KEŞFEDECEK

İçinde bulunduğumuz pandemi döneminde bile sanattan kopmamak ayrı bir moral kaynağı… Ankara Film Festivali bunlardan biri. Neler söylemek istersiniz?

Pandemi döneminde sanattan koparsanız yandınız demektir. Çünkü düşünme, problemi anlamak ve çözüm üretmek gibi süreçler oluşturamazsınız. Eşiniz ve çocuklarınız ile anlaşamazsınız. İletişim konusunda, yeterli olmak için bir çaba sarf etmediğinizi anlamayabilirsiniz, bu nedenle, fazla anlamlı olmayan  çatışmalar yaşayıp kendinizi sokağa atmayı en insanca duygu olarak kendinize kabul ettirebilirsiniz. Bunun tam tersi de olabilir, küçük oyunlar icad edebilir, deneyimler yapabilirsiniz. Birlikte iş bölümleri, ortak akılda buluşma ve iletişimde olması gerekeni paylaşma ile yapılabilecek birçok şey icad edebilir insan diye düşündüm. Bertold Brecht “Sanatların en yücesi yaşama sanatıdır” diyor. Pandemi döneminde herkes kendinde sanatı keşfetmek zorunda kalacak. Digital yayınlar ile de bu deneyimini geliştirmeye çalışacak, kendi  kendini geliştirmek zorunda kalacaktır diye düşünüyorum.

SÜREKLİ ARAŞTIRIYOR VE ÖĞRENİYORUM

Usta bir aktör, yönetmen ve yazar olarak geriye dönüp baktığınızda geçen yılları nasıl özetlersiniz?

İyi ki bu mesleği seçmişim diyorum. Çünkü onun sayesinde her gün kendimi yeniliyorum. Dünya değiştikçe bende sürekli bir şey öğreniyor, onu benimsemek ve benimsememek konusunda sürekli düşünce takibinde bulunuyorum. Sanat kavramının süreç olduğunu öğrendiğim yıllardan günümüze, düşünce geliştirme tutkum sürekli beni araştırmaya yöneltiyor. Örneğin bir zamanlar “Sanat dünyayı değiştirmez” lafının ne kadar saçma olduğunu ve bize ne kadar vakit kaybettirdiğini düşünüyorum. Hatta bu gün acaba hala böyle düşünen var mıdır diye düşünüyorum. “Çok konuyla ilgilenme aklın dağılır” anlayışının topluma zarar verdiğini düşünüyorum, bunların oyun ile nasıl anlatılabileceğini düşünüyorum ve buna benzer yüzlerce durumu… Durum derken dram demek istediğimin anlaşılmayacağından endişe bile ediyorum aynı anda !..

YENİ BİR KİTAP ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUM

Yönetmek istediğiniz bir proje, yazmak istediğiniz bir kitap, canlandırmak istediğiniz bir karakter ve birlikte rol almak istediğiniz aktör ve aktris var mı?

Oyunculuğu karakter yaratmak olarak gören, bu durumda sadece icra değil, yaşamı hatırlatan yorum oyunculukları yapmak, rolü hem inandırıcı kılmak hem de deneyimcileri şaşırtmak tutkusu olan oyuncularla çalışmak istiyorum. Bu anlamda yapılabilecek çalışmaları çok zengin buluyorum. Yazdığım oyunları da bu meydan okuma ile yazmıştım zaten. Şimdi o kitaplara ilave bir kitap yazıyorum. Neurobilim gerçeğinden hareketle, sanat kavramının insanın organik özelliği olduğunu, bu özelliğinde dünyayı değiştiren düşünce olduğunu, yer yer dramatik örnekler ile de hatırlatmak, çağımızın iyimser gerçekçi düşünme özlemini isminin, SANATA EVET olduğunu düşündürmek istiyorum. Ama bunu teori ve pratiği bir arada işleyerek nasıl yaparım diye düşünerek, sürekli yazıp bozarak geliştiriyorum.

 EŞİMLE İŞBÖLÜMÜ YAPTIK

Karantina dönemini nasıl geçirdiniz?

Ben 3,5 aylık dönemde birçok şey düşündüm ve yaptım kendimce. İlk bir iki hafta durumu anlama ve kabullenme süreci idi. Eşim ile görev paylaşımı yaptık. Evi steril tutmak birinci amacımızdı. Bunun için yapılması gerekenleri paylaştık. Fikirler ürettik, fikirlerimizi deneyimledik. Beslenme konusunda birlikte plan yaptık. Onu da uyguladık. Alışverişlerimizi düzenli olarak kuzenimiz yaptı. İzleyemediğimiz filmleri izledik. Yarım bıraktığımız kitapları bitirdik. Sabah ve öğleden sonra müzik eşliğinde komik sportif faaliyetlerde bulunduk. Bol bol telefon ile konuştuk. Arayamadığımız dostlarımızı hatırladık, onlar bizi hatırladı. Zoom ve instagram görüşmeleri yaptık. Bir ödül törenine bile katıldım. Online atölye çalışmaları yaptım. Yeni fikirler geliştirdim. Kitabıma çalıştım, bir de Albert Camus’un Veba  romanından uyarlama bir okuma tiyatrosu benzeri çalışmayı video kaydı yaparak paylaştım. Ankara Film Festivali de izleyici ile buluşma konusunda uygulamalar yaptı. İKSV Festivali canlı ve online yaptı. Buralardan elde edilen deneyimler ile şimdi ben interaktif digital bir proje yapmak  hayalini geliştiriyorum.

KENDİNİ KEŞFETME ZAMANI

Dünyanın yaşadığı pandemi döneminin mesajı nedir?

Bu dönemin mesajı; kendini keşfet, problemlere çözüm bul. Kendinde sanatı keşfet. Yapamam demek ve vazgeçmek yerine düşündüğünü yapmaya çalış. Ne yapabilirim diye düşün. Karamsarlık, insanda umutsuzluk yaratır ve vazgeçmeyi tetikler. Her şeye rağmen akıl yürüterek yapılabilecek işler icad etmek ve onları yapmak konusunda bireyler, kendi kendilerini geliştirmek zorunda olduklarını anlamalılar. Görünüyor ki bu süreçte, iş kolları bile değişim gösterecek. Örneğin pandemi biter bitmez işsizlik sorunu çözülecek mi? Değişen işkolları için, devlet yeni yaşamın aktörlerini hazırlayacak, hizmet seminerleri ve kurslar yapmalı, vatandaş bunu talep etmelidir diye düşünüyorum. Bu da çözüm yollarından biri olabilir.

Her rolünüz izleyicinin kalbinde taht kuruyor. Bu kadar sevilmenizin ve başarınızın sırrını nasıl anlatırsınız?

İzleyici tarafından sevildiğini bilmek harika bir duygu. Bunun için deneyimci dediğim seyirciyi önemsemek ve ona benzerlik kurabileceği karakterler yaratmak en büyük zevk. Hele bu da anlaşılıp, benzerlikler kurulabiliyorsa büyük mutluluk.

FİKİR SORANLARA YOL GÖSTERİYORUM

Genç oyuncu arkadaşları yönlendirir misiniz? Neler önerirsiniz?

Benim işimi ve felsefesini ne kadar çok sevdiğim oyunculuğu tanıdıkça daha da arttı. Genç arkadaşlara da bunu öneriyorum. Tabii profesyonellik, para kazanmayı gerektiriyor. Ancak, bu işi yapmanın tek nedeni bu olamaz. Daha iyi olmak için öğrenmek, çoklu düşünmek ve öğrendikçe bu kültürü daha çok sevmek ve yaygınlaştırmayı misyon olarak seçerseniz, üstlendiğiniz görevi seversiniz. Oyunculuğu hobi gibi özenle yaparsanız, hem yaşlanmaz, hem kendinizi geliştirir, hem insanlara faydalı ve örnek olur, hem de para kazanırsınız. Bu anlamda, role yaklaşım adına fikir soran arkadaşlara görüş belirtiyorum tabii. Ama sormayana da karışmıyorum durup dururken. Belki bunu istemiyordur,böyle bir ihtiyacı yoktur.

DÜŞÜNMEK EN BÜYÜK HOBİM

Vaktiniz olduğunda farklı uğraşlarınız var mı?

Vakit yaratarak, atölye çalışmaları yapmak, dostlar ile bir araya gelmek, ortaya tartışma konuları açmak, seminer yapmak, bisiklete binmek, basket oynamak, yazın yüzmek, eşyalarımı ve kitaplarımı yerleştirmek, yolculuk yapmak, dizi için farklı bir kente gitmişsem orayı keşfetmek keyif aldığım anlardır. Gittiğim yerlerde bulunan araştırmacı, yaratıcı insanlarla tanışmayı severim. İnsan davranışlarını incelemek, aksanları hafızama kaydetmek, anlatılan hikayeleri not etmek ve benim bildiğimi herkesin bildiği bu zengin yaşanmış hikayelerin ne zaman senaryolaştıracağını düşünmek ilgimi çok çeker. Düşünmek deyince aklıma geldi. Bu benim çok zevk aldığım hobilerimden biri.

Bu kadar dinamik olmanızın şifresi nedir? Kendinize ve hayata nasıl bakıyorsunuz?

Bana dinamizm veren şey yaptığım her işi, hobi yapıyor tutkusu ile ve kararlılığı ile yapmak. O zaman emekli de olmuyorsunuz. Bazen dostlarla gelişecek vakit bile bulamıyorsunuz böyle zamanlarda.

SANATIN ORGANI BEYİNDİR

Son olarak sevenlerinize neler söylemek istersiniz?

Son olarak, tüm topluma SANATA EVET demeyi, bunu örnek alarak kendini geliştirmesini öneriyorum. Kalp sanatın organı değildir, sanatın organının beyin olduğu ispatlandı. O halde bunu bilinçli olarak yapabilir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.