Yunus Emre Enstitüsü, Türkiye’nin sinema birikimini dünya ile paylaşmak. Türk sinemasını daha yakından tanıtmak amacıyla Türk Sineması Yaz Okulu düzenledi. 20 ülkeden sinema öğrencilerinin katıldığı etkinlik kapsamında belgesel sinema atölyesi vermek üzere de naçizane ben davet edildim. Belgesel sinema, belgesel sinemanın yapım ve yönetimi, Türkiye’deki belgesel sinema fonları, belgesel festivalleri, proje hazırlama ve sunma konusunda bir atölye gerçekleştirdik. Gayet verimli bir çalışma oldu, gençler çok ilgili ve enerjikti. Bir gün bir yerde belgesel filmleri ile buluşacağımıza eminim.

Bu uluslararası katılımcılara sunum hazırlarken bir kez daha gördüm ki başlı başına bir belgesel festivalimiz o kadar az ki. En eski festivalimiz 20 yaşında. Altın Safran Belgesel Film Festivali. Son 10 yılda çeşitli beldelerde yapılan tematik kısa film ve belgesel festivalleri var. Onlar da çoğunlukla ekonomik nedenlerden zaman zaman aksamış ve ara vermişler.

Fonlara gelince Kültür Bakanlığı ve bazı festivallerin içinde yer alan pitching platformlar dışında bir fonlama yok neredeyse… Bildiğim memleketin bu belgesel panoramasını güncellerken bir kez daha üzüldüm. Hâlbuki belgesel sinema bir toplumun aynı zamanda görsel işitsel belleğini oluşturur, farkındalık yaratır, sorgulatır, düşündürür; hem bir sanat formudur hem de bir bilimsel çalışmanın ürünüdür, disiplinler arasıdır. Belgesel sadece belgesel değildir…

Teknoloji gelişti artık cep telefonu ile birle belgesel çekebiliyoruz, maliyetler ucuzladı falan diyoruz da… Uluslararası platforma çıktığımız da şöyle en az 50 yaşında bir belgesel film festivalimiz yok. Bırakın 50 yaşında bir belgesel festivalini var olan festivallerin çoğunda belgesel kategorisi ya yok, ya çıkarılmış, ya da dekor niteliğinde. Neyse ki son aldığım haberlere göre Adana Film Festivali kurmaca bölümüne uzun metraj belgesel filmleri de dâhil etmiş, öğrenci belgeselleri kategorisi de devam ediyor. Antalya Film Festivali belgesel kategorisini yeniden açacakmış. Malatya Film Festivalinde ise başlangıçta olan belgesel kategorisi ne yazık ki bu yıl da yokmuş.

Neyse… Umarım bütün festivaller bir gün belgeselin sadece belgesel olmadığını, hele festivallerin bir yan figürü olmadığını görür ve hak ettiği değeri verir. Gençlerle yaptığım atölyelerden dolayı çok umutluyum. Yeni kuşakların, yeni enerjilerle belgeselin Türkiye’deki peyzajını değiştirip, nice festivaller başlatacaklarına, nice fonlar oluşturacaklarına inanıyorum.

 

Semra Güzel Korver
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümü’nde okudum; sonra yetmedi, aynı alanda yüksek lisans ve doktora ile derinlere daldım. 1992’den bu yana medyanın içindeyim ama en çok belgesel sinemanın peşindeyim. Hikâyelerin, bilginin, belgenin gerçek hayatta nasıl yankı bulduğunu görmek, insanın dünyaya nasıl dokunduğunu keşfetmek benim için hâlâ en heyecan verici şey. Prodüktörlükten yönetmenliğe, danışmanlıktan eğitmenliğe uzanan farklı şapkalarla pek çok projede yer aldım. Kültür-sanat, haber ve belgesel türlerinde ürettiklerim bana ödüller getirdi; ama asıl kazancım, hayatı ve insanı biraz daha yakından tanıyabilmek, hikâyelerin içinde kendimi yeniden keşfetmek oldu.” Ulusal ve uluslararası festivallerde jüri koltuğunda oturduğumda da, atölyelerde genç sinemacılarla bir araya geldiğimde de aynı merakla yaklaşıyorum sinemaya. Bir dönem Avrupa Yayın Birliği’nin Çeşitlilik ve Kültürlerarası Programlar Grubu’nda çalıştım, başkanlığını yaptım. Avrupa Konseyi’nin “Ayrımcılığa Karşı Sesini Yükselt” kampanyasında yer aldım. Belgesel Sinemacılar Birliği’nin kurucu üyelerinden biri olarak başkanlık görevini üstlendim. Kısacası, hikâyelerin sadece anlatılmasıyla değil, çoğalmasıyla da ilgileniyorum. “Suriyeli Belgeselcilerin Kamerasından Suriye İç Savaşı” kitabım Kabalcı Yayınları’ndan çıktı. Cinedergi başta olmak üzere çeşitli mecralarda yazıyorum; bir röportajım Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından övgüye değer bulundu. Akademik yazılarım ise çeşitli dergi ve kitaplarda yer buluyor. Kamera arkasında ise Kavak Ağacının Gölgesinde, Uçurumun Kıyısında gibi projelerde danışmanlık; Mabedin Gölgesinde Süleymaniye, Hast Vakti, Orada Doğdum Burada Büyüdüm, Multikulti Haberler, Alamanya Alamanya, Şehir İnsanları, Fan-Atik, İsyan Günleri, Dönüşüm ve İlhan Amca belgesellerinde ise yönetmenlik ve prodüktörlük yaptım. Kısacası araştırmayı, öğrenmeyi, keşfetmeyi, hikâye anlatmayı seven biriyim. Bazen kamerayla, bazen kalemle. Burada da sinema üzerinden dünyayı anlamaya, anlatmaya ve biraz da birlikte düşünmeye niyetliyim. 🎬

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.