Uzun soluklu ve kült olma yolunda ilerleyen dizi Arka Sokaklar’a yeni sezonunda dahil olan Burak Apak’la konuştuk. Genç oyuncunun azmi ve heyecanı onu ileride istediği gibi samimi işlerde daha çok göreceğimizi gösteriyor…
“Arka Sokaklar” dizisinde Ufuk Komiser rolüyle izleyici karşısına geçiyorsunuz. Projeye dahil olma sürecinizden ve karakterinizden bahsedebilir misiniz?
Projeye yeni sezon itibariyle dahil oldum. Menajerim Tümay Özokur’un yönlendirmesiyle yapımcılarımızla bir araya geldik ve görüşmelerin ardından kadroya katıldım. Canlandırdığım Ufuk karakteri oldukça cesaretli, gözü kara ve tam anlamıyla bir görev adamı. Onu oynarken hem büyük bir heyecan hem de ciddi bir sorumluluk hissediyorum. Çünkü böyle bir karakteri doğru şekilde yansıtmak, izleyiciye güven vermek ve samimiyet hissettirmek açısından çok önemli.
“Arka Sokaklar” gibi uzun soluklu, birçok usta ismin de kadrosunda olduğu bir projede rol almak sizin için nasıl bir duygu?
Çok heyecan verici bir duygu ve bir o kadar da kendimi şanslı hissettiğim bir noktadayım. Çünkü bu kadar usta ismin olduğu bir projede kendime çok şey katabileceğimi düşünüyorum. Onların yanında olmak, set disiplinini ve oyunculuk ciddiyetini birebir gözlemlemek bana büyük bir okul gibi geliyor.

Oyunculuğa başlama hikâyenizi bizimle paylaşır mısınız? Bu yola çıkarken sizi en çok etkileyen dönüm noktası ne oldu?
Oyunculuğa 17 yaşımda başladım. Daha çocukken bavulumu toplayıp hayallerimin peşinden koşmak için İstanbul’a geldim. İyi ki bu kararı vermişim. Çünkü bu şehir bana hem zorlukları hem de fırsatları sundu. Herkes hayallerinin peşinden koşmalı bu hayatta; ben de bunun için risk aldım ve bugün buradayım.
Ailenizin ve yakın çevrenizin oyunculuk kararınıza tepkisi nasıl oldu?
Zor bir yol olduğunu biliyordu yakın çevrem. Ama benim bu yolda başarılı olacağıma da inanıyorlardı. O yüzden hep arkamda durdular. Bu destek bana güç verdi, çünkü insanın ailesinin yanında olduğunu bilmesi çok kıymetli. Onlara her zaman minnettarım.
İlk kamera önü deneyiminizi hatırlıyor musunuz? O an yaşadığınız duyguları bizimle paylaşır mısınız?
O ilk an, içimin kıpır kıpır oluşu unutulmaz tabii ki benim için. Kameraların karşısında olmak hem korkutucu hem de büyüleyiciydi. Fakat daha sonra heyecanın yerini azim aldı. Kendime “kesinlikle ben buraya aitim” dedim. Kendimi hep daha iyi olmak için motive ettim. O günden sonra mesleğime daha çok sarıldım.
Kariyerinizin bu erken döneminde sizi en çok motive eden şey nedir?
Kesinlikle hakkımda yapılan yorumlar ve insanların bana gösterdiği sevgi. Bu yolda en çok bu motive ediyor beni. İzleyicinin desteğini görmek, doğru yolda olduğumu hissettiriyor.
Oyunculukta karşılaştığınız en büyük zorluk ne oldu ve bu zorluğu nasıl aştınız?
Sabahınız akşamınıza karışabiliyor, sosyal hayatınız olmayabiliyor; sadece iş ve ev döngüsüne girebiliyorsunuz. Fakat yaptığınız mesleği severek yapıyorsanız bu zor gelmeyebilir. Ben de bu yoğun tempoyu bir öğrenme süreci olarak görüyorum. Yorucu olsa da her gün yeni bir şey öğrenmek bana güç veriyor.
Set ortamında sizi en çok etkileyen deneyiminizi bizimle paylaşır mısınız?
Yeni sezonun ilk bölümünde Rıza Baba’nın ekibinden kaçarken gökdelenden aşağı atlama sahnem vardı. Dublör atlarken o ana şahit oldum ve beni çok etkilemişti. Hayatımda daha az bu kadar cesaret gerektiren bir hareket görmüştüm.

Hayalinizde nasıl bir rol oynamak yatıyor?
Hayalimde kötüyü de iyiyi de, daha doğrusu birbirinden farklı her karakteri canlandırmak var. Çünkü oyunculuk bana göre farklı hayatları deneyimleme sanatı. Kendimi tek bir kalıba sokmak istemiyorum; her rol bana yeni bir tecrübe kazandırıyor.
Size ilham veren oyuncular veya yönetmenler kimler?
Kıvanç Tatlıtuğ gerçekten ilham verici bir aktör. Kendini zamanla bu kadar geliştirmiş bir oyuncu gerçekten tebrik edilmeyi hak ediyor. Yönetmen olarak ise Christopher Nolan benim için ayrı bir yerde. Yaptığı işleri tekrar tekrar açıp izliyorum. Her filminde farklı bir dünya kuruyor ve bu bana inanılmaz bir vizyon katıyor.
Gelecekte hangi tür projelerde yer almak istiyorsunuz?
İnsanların kendinden bir şeyler bulabildiği ve kendine bir şeyler katabildiği, insanın kalbine dokunan ve sevilerek izlenen bir projede yer almak isterim. İzleyiciyle bağ kurmak benim için çok önemli.

Oyunculuk dışında sanatın başka dallarıyla ilgileniyor musunuz?
Müzik dinlemeyi ve tüm farklı türleri ayrı ayrı seviyorum. Günümün çoğu bölümünde müzik hayatımda var. Bazen bir şarkı bana sahnede oynayacağım duyguyu bile hatırlatabiliyor.
Genç yaşta sektöre adım atan biri olarak sizinle aynı hayali kuran gençlere ne söylemek istersiniz?
Kesinlikle her gün kendilerine yeni bir şey katsınlar ve hayallerinin arkasından hiç durmadan koşsunlar. Çünkü bir gün başaracaklar! Hayallerin peşinden gitmek kolay değil ama imkânsız da değil. Sabır, azim ve disiplinle her şey mümkün.
























